Türkü Tarihi



I. TÜRKÜ KAVRAMI

Türkçe söylenmiş şiir anlamına gelen “Türkü” nün “Türkî” sözünden geldiği görüşü ittifakla kabul edilmiş bir görüştür. Yani, “Türk” kelimesine Arapça “î” ilgi ekinin getirilmesiyle vücut bulmuştur. “Türk’e has” anlamına gelen bu söz halk ağzında “Türkü” şekline dönüşmüştür.
Türkü sözü muhtelif Türk boylarında farklı kelimelerle isimlendirilirler. Türküyü Azeri Türkleri mahnı, Başkurtlar halk yırı, Kazaklar türki, türik halık äni, Kırgızlar eldik ır, türkü, Kumuklar yır, Özbekler türki, halk koşiğı, Tatarlar halık cırı, Türkmenler halk aydımı, Uygur Türkleri de nahşa, koça nahşisi derler. 1

Türkü terimi ilk defa XV. yüzyılda Doğu Türkistan’da aruz vezniyle yazılmış ve özel bir ezgi ile söylenmiş ürünler için kullanılmıştır.2 Burada değerlendirmeye çalıştığımız hece vezni ile söylenmiş türkülerin Anadolu’daki ilk örneğini ise, XVI. yüzyılda buluruz. Türkü şekline uygun ve türkü adını taşıyan sözünü ettiğimiz bu parça XVI. yüzyıl halk şairlerinden Öksüz Dede’ye aittir.

Birtakım araştırmacılar türküyü şöyle yorumlamıştır:
Cahit Öztelli: “Halkın iç âlemini yaşatan, beşikten mezara kadar bütün yaşayışını içine alan en dikkate değer edebî mahsuller türkülerdir…Genel olarak türkü adını taşıyan manzumelerde değişmez bir ölçü ve şekil yoktur. Yalnız saz şairleri tarafından sanat düşüncesiyle meydana getirilen türkülerde belli ve değişmez bir şekil vardır. Uzun bir geleneğe bağlı olan bu türkülerde kavuştak (nakarat) bulunması şarttır. Birinci dörtlüklerin 2. ve 4. mısraları ile sonraki dörtlüklerin 4. mısraları hep aynıdır.”3

Nihat Sami Banarlı: “Koşma şeklindeki bir manzumenin her dörtlüğüne bir (beşinci) veya bir (beşinci-altıncı) mısra ilavesiyle söylenilen bir halk şiiridir.” 4

Muzaffer Uyguner: “Her mısraı kafiyeli üçer mısralı kıtalar ile gene kafiyeli ve iki beyitten müteşekkil ara nağmeleri olan ve çalınıp söylenen folklorik halk edebiyatı mahsulleridir.”5

Herbert Jansky, türküyü şu şekilde tanımlamaktadır: Türkü : “Büyük tarihi hadiseler karşısında halk kitlesinin sevinçlerini veya ümitsizliklerini; büyük şahsiyetler hakkındaki saygılarını veya nefretlerini; gençler arasında geçen hazin aşk hikâyelerini, millî hece veznini ölçü alan ve kalpleri fetheden mısralarla, derin bir muhteva içinde dile getiren edebî, aynı zamanda mûsiki bakımından ehemmiyete hâiz olan bu kendine öz bestelerle söyleyen; dar manâsıyla ise tarihi bir vesika mahiyeti gösteren Türk halk şiirinin en eski türlerinden biri”.6

TÜRKÜLERİN DOĞUŞ VE YAYILIŞLARI

Türküler genellikle bir olay, bir arzu ve bir heyecan üzerine doğarlar.

Türküler, başlangıçta sahibi belli ürünlerdir. Ancak zamanla, türkünün asıl sahipleri unutulur ve sonraki nesiller tarafından halkın dilinde dolaşa dolaşa farklı coğrafyalara yayılır. Türküler böylelikle anonimleşirler. Önceleri mahallî hüviyet gösteren türküler, zamanla millî hüviyete bürünürler. Türkülerin anonimleşmesinde, daha ziyade göçler, kervanlar, askerî sevkler, gurbete iş için gidişler, gezgin halk şairlerinin faaliyetleri, yakın zamanlarda basın ve yayın organları rol oynar.

Yayılma sırasında türkülerin sözlerinde ve ezgilerinde bazı değişiklikler vukua gelir. Kimi zaman bu değişiklikler türküyü tanınmayacak hale getirir; öyle ki, bu eserler karşımıza bir başka türkü olarak dahi çıkabilir. Türkülerin bu derece çeşitlenmesinin asıl sebebi kişilerin kabiliyetleridir. Kaynak şahıslar, ezgilerin yapısında önemli ölçüde değişiklik yapabildiği gibi, bu değişikliği türkülerin sözlerinde de yapabilirler.7

Bunun yanında halk hikâyelerinden ve saz şairlerinin şiirlerinden vücut bulmuş türküler de vardır. Sözgelişi; bugün Âşık Garip, Kerem, Köroğlu, Karacaoğlan, Gevherî, Dadaloğlu, Dertli, Ruhsatî ve Emrah’a ait pek çok şiir halkımızın dimağında türkü olarak yaşamaktadır. Aşıklar şiirlerini, çeşitli nağmelerle söylerler. Keza tasnif ettikleri hikâyelerin manzum kısımlarında da aynı yola başvururlar. TRT Repertuarında Kerem, Kesik Kerem, Gevheri gibi âşıkların adıyla geçen türkülerin olması bunun açık delilidir.

O yüzden gerek şekil gerekse konu bakımından türkü alanında âşıkların yaptığı katkı küçümsenemeyecek derecededir.

II. TÜRKÜLERİN ÇEŞİTLERİ VE TEKNİK ÖZELLİKLERİ

Türküler genellikle yedi, sekiz ve on bir hece ile söylenmişlerdir. Ancak az sayıda da olsa beş ve on beş heceli şiirler de vardır. Bunun yanında bağlantılarla vücuda getirilen türkülerde, bentlerle ve bağlantıların heceleri arasında eşitlik olmayabilir. Yani bent kısmı yedi hece olan bir türkünün bağlantı kısmı on bir hece olabilir. Bu tarzda ortaya konulmuş pek çok sayıda örnekler vardır.Sözgelişi şu örnekte bent kısmı yedi, bağlantı kısmı ise farklı sözlerden ve on üç heceyle söylenmiş farklı mısralardan oluşmuştur.

Çarşamba dedikleri
Şekerdir yedikleri
Hiç aklımdan gitmiyor
O yarin dedikleri

Telg(ı)rafın tellerinin rengi kurşuni
Genç yaşımda atma bana mavzer kurşunu

Çarşamba yazıları
Körpedir kuzuları
Allah alnıma yazdı
Bu kara yazıları

Ben Samsun’a gidemiyom kâr olmayınca
Samsun bana haram olsun yar olmayınca
Çarşamba’nın ortasından akıyor ırmak
Her yiğidin kârı değil sözünde durmak 8

Bazan da bu yapının tam tersi bir durumla karşılaşılabilir. Yani bent kısmı fezla, bağlantı kısmı az sayıda heceye sahip olabilir.

Biter Kırşehir’in gülleri biter efendim
Şakıyıp dalında bülbüller öter

Gülüm aman aman
Sebep aman aman
Efendim aman

Aynam düştü yerlere
Karıştı gazellere
Tabiatım kurusun
Bakarım güzellere

Güzelleri çoktur da hep yeni yeter efendim
Kaşının üstünde keman görünür

Bağlantı 9

Diğer taraftan vezin ve kafiye açısından oldukça serbest tarzda söylenmiş türküler de vardır.

Yapılarına göre türküler bölümünde bu konuda bilgi ve örnek verdiğimiz için, burada tekrar üzerinde durmuyoruz.

Tespit ettiğimiz örnekleri göz önünde tuttuğumuzda türkülerin hecelerine göre beş gruba ayrıldığını gördük.

A. Beş heceli türküler

ELİNDE ŞİŞE

Elinde (de)şişe Elinde (de) deri
Kırıla (da ) düşe Yerleri (de) sürü
Sevdiğim Ayşa Sevdiğim Hürü
Gel beri beri Gel beri beri

Elinde (de) basma
Duvara (da) asma
Sevdiğim Esma
Gel beri beri 10

GİYDİĞİM ALDIR

Giydiğim aldır Giydiğim mordur
Al dudak baldır Kolları dardır
Ne güzel haldır Keyfimiz vardır

Akşam olanda Bağlantı
Akşam olanda
Bade dolanda

Giydiğim sarı Giydiğim atlas
Sen kimin yari İğneler batmaz
Ağlatma bari Yar bensiz yatmaz

Bağlantı Bağlantı 11

EKTİĞİM YONCA

Ektiğim yonca Ektiğim darı
Biçtiğim yonca Biçtiğim darı
Sevdiğim gonca Sevdiğim sarı

Oy lele lele Bağlantı
Elin elime
Kolun boynuma Ektiğim arpa
Yar havalanmış Biçtiğim arpa
Gelmez yanıma Sevdiğim körpe

Bağlantı 12

B. Yedi heceli türküler

Bu türküler genellikle manilerle tertiplenmiş türkülerdir.

ELİ ELEKLİ GELİN

Eli elekli gelin Entarisi toz pembe
Basma yelekli gelin palazım Yadigârın var bende palazım
Selâm verdim almadı Hiç sözünde durmazsın
Katı yürekli gelin güzelim İnsaf yok mu hiç sende

Tepside üzüme bak
Biraz da gözüme bak palazım
Eller ne derse desin
Sen benim sözüme bak güzelim 13

Mısra sonlarına aman, vay, yandım, hey, kardaş, emmim kızı, hoppala vs. gibi sözler getirilmekle beraber mısraların başına hatta içlerinde de bu tip sözlere yer verilir. Aşağıda her iki şekle ait iki örnek kaydediyoruz.

CAN MARAL CAN

Can maral can Evleri yakın yarim
Vay le le le Çık sallan bakım yarim
Can maral can Uzun boyun(a) göz değer
Vay le le le Hamayıl takın yarim

Can maral can Gidene bak gidene
Vay le le le Boyu benzer fidana
Can maral can Fidanda bir gül bitmiş
Vay le le le Koklatmaz her gelene 14

BİR AY DOĞAR PASİNDEN

Bir ay doğar Pasin’den emmimin kızı / hopbala kızı
Ay bulut arasından ben n’edem oy
Öyle bir yar sevmişem emmimin kızı / hopbala kızı
Katmer gülün hasından ben n’edem oy

Bir ay doğar kenarsız emmimin kızı / hopbala kızı
Yar vefasız ber arsız ben n’edem oy
Böylece ah çekerim emmimin kızı / hopbala kızı
Halin kime yanarsız ben n’edem oy 15

C. Sekiz heceli türküler

BÜLBÜLÜN KANADI SARI

Bülbülün kanadı sarı
Ben ağlarım zarı zarı
Elimden aldılar yari

Garip bülbül ötme bülbül
Benim derdim bana yeter
Bir dahi sen katma bülbül

Bülbülün kanadı beyaz Bülbülün kanadı buhur
Gece bulut gündüz ayaz Gece yazar gündüz ohur
Al kalemi derdimi yaz Yolcu isen ola uğur

Bağlantı Bağlantı 16

D. On bir heceli türküler

BAĞDAT ELLERİNDEN GELEN TURNALAR

Bağdat ellerinden gelen turnalar
Turnalar ne haber yardan ne haber
imdi benim yarim gözün sürmeler
Turnalar ne haber yardan ne haber

Esip esip karlı dağlar aşarsın
Kılavuzun yok mu neden şaşarsın
Bir yazdan bir güzden derdim deşersin
Turnalar ne haber yardan ne haber

Katar katar gökyüzünde dönersin
Akşamamı kaldın neden eversin
Doğru söyle sen Mevlâ’yı seversin
Turnalar ne haber yardan ne haber

Yarini öldürmüş eli kan m’ola
Ak gerdan üstünde çifte ben m’ola
Doğru söylen benim yarim sağ m’ola
Turnalar ne haber yardan ne haber 17
(evmek : acele etmek)

AFYON’UN ORTASINDA KALESİ

Afyon’un aman aman ortasında kalesi de var kalesi aman
Üzerinde aman vardır kızlar kulesi de var kulesi
Zümrüt gibi aman aman yeşillenmiş ovası da var ovası aman
Ay karanlık aman gece vurdular beni de vay beni
Yarin yazmasına sardılar beni de ah beni

Kalecik’ten aman aman ayva gelir kar gelir de vay kar gelir aman
Gümüş yüzük aman parmağına dar gelir de dar gelir
Ben de sandım aman aman meyhaneden efem yar gelir de vay yar gelir aman
Ay karanlık aman görmedim aman yolumu da vay yolumu
Ah bilemedim aman cerrah kesti benim kolumu de vay kolumu 18

E. On beş heceli türküler

8+7 duraklı türkülerdir.

MECLİSİNDE MAİL OLDUM

Meclisinde mail oldum ben bir kaşı karaya
Yok mu tabib semtimizde merhem ede yaraya
Benim bir efendim vardır merhem eder yaraya
Hangi derdime yanayım dağlar derdim var benim
Başımı sevdaya salan bir güzelim var benim

Evlerinin önünde de kara üzüm asması
Beline kuşak bağlamış o da Acem basması
Buralarda yar sevenler Anadolu yosması
Hangi derdime yanayım dağlar derdim var benim
Başımı sevdaya salan bir güzelim var benim 19

IV. TÜRKÜLERİN TASNİFİ

Türküler gösterdikleri çeşitlilik bakımından yapı, konu ve ezgilerine göre tasnif edilebilir. Daha önce yapılmış tasnifler de bu çerçevededir. Ne var ki bu tasniflerde birtakım eksiklikler ve isabetli olmayan tespitler vardır. Yapılan tasnifleri burada tekrar kaydederek konuyu karışık hale getirmek istemiyoruz. Çünkü bunlar azımsanmayacak derecede fazladır. Biz, önceki tasnifleri de göz önünde tutarak ve kendi tespitlerimizi de ortaya koyarak türkü tasniflerini yeniden tasnif etmek istiyoruz. En doğru tasnifin bu olduğu iddiasında değiliz ama gözden kaçan ve tespit ettiğimiz pek çok unsurun değerlendirilmesi gerekiyordu. Düşüncemiz odur ki, bundan sonraki tasnifler, pek az değişiklik gösterecek ve bizim tasnifimize birkaç ilave maddeler şeklinde olacaktır.

A. YAPILARINA GÖRE TÜRKÜLER
1. Bentleri Bir Mısra Olan Türküler
a. Bağlantıları dört mısra / mani olan türküler
b. Bağlantıları yedi mısra olan türküler
2. Bentleri İki Mısra Olan Türküler
a. Sadece iki mısradan oluşan türküler
b. Bağlantıları bir mısra olan türküler
c. Bağlantıları iki mısra olan türküler
ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler
d. Bağlantıları dört mısra olan türküler
e. Bağlantıları beş mısra olan türküler
f. Bağlantıları altı mısra olan türküler
g. Bağlantıları yedi mısra olan türküler
h. Bağlantıları sekiz ve daha fazla mısra olan türküler
ı. Bağlantıları mısra sonlarında ve mısra aralarında olan türküler
3. Bentleri Üç Mısra Olan Türlüler
a. Sadece üçlüklerden ibaret olan türküler
b. Bağlantıları bir mısra olan türküler
c. Bağlantıları iki mısra olan türküler
ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler
d. Bağlantıları dört mısra olan türküler
e. Bağlantıları beş mısra olan türküler
f. Bağlantıları altı mısra olan türküler
g. Bağlantıları fazla sayıda mısralı olan türküler
h. İki bağlantılı türküler
ı. Bağlantıları mısra aralarında olan türküler
4. Bentleri Dört Mısra Olan Türküler
a. Sadece dörtlüklerden kurulu türküler
b. Bağlantıları bir mısra olan türküler
c. Bağlantıları iki mısra olan türküler
ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler
d. Bağlantıları dört mısra olan türküler
e. Bağlantıları beş mısra olan türküler
f. Bağlantıları altı mısra olan türküler
g. Bağlantıları yedi mısra olan türküler
h. Bağlantıları sekiz ve daha fazla mısra olan türküler
ı. Bağlantıları mısra aralarında olan türküler
i. İki bağlantılı türküler
j. Bağlantıları mısra sonlarında olan türküler
5. Karşılıklı Türküler
a. İki mısralık bentlerden ibaret atma türküler
b. Üç mısralık bentlerden ibaret atma türküler
c. Dört mısralık bentlerden ibaret atma türküler
ç. Diyalog şeklinde atma türküler

B. KONULARINA GÖRE TÜRKÜLER
1. Tabiat Türküleri
2. Aşk Türküleri
3. Yiğitlik Türküleri ve Tarihi Olayları Konu Edinen Türküler
4. Tören Türküleri
a. Düğün Türküleri
aa. Kına Türküleri
ab. Baş Öğme / Duvak Türküleri
ac. Gelin Alma Türküleri
aç. Gelin karşılama türküleri
ad. Güvey Türküleri
ae. Halk Oyunlarında Türküler (Halay, Bar, Horon, Zeybek..)
b. Ayin-i cem Türküleri
c. Sayacı Türküleri
ç. Oturak Türküleri
5. Askerlik Türküleri
6. Yiyecekler Üzerine Söylenmiş Türküler
7. Hayvanlar Üzerine Söylenmiş Türküler
8. Olay Türküleri
9. Bitki ve Çiçeklerle İlgili Türküler
10. Satıcı Türküleri
11. Ekin Türküleri
12. Ramazan Davulcusu Türküleri
13. Kişiler Üzerine Söylenmiş Türküler
14. Keder, Dert ve Hastalık Türküleri
15. Gurbet ve Hasret Türküleri
16. Meslek ve iş Türküleri
17. Eşkıya Türküleri
18. Ölüm Türküleri (Ağıtlar)
19. Ninniler ve Çocuk türküleri
20. Hapishane Türküleri
21. Mizahî Türküler
22. Yergi Türküleri
23. Öğretici ve Öğüt Verici Türküler

C. EZGİLERİNE GÖRE TÜRKÜLER

A. YAPILARINA GÖRE TÜRKÜLER

Türkülerin belirli bir şekli yoktur. İki mısralı türküler olabildiği gibi koşma, mani tarzında yahut bentlerle kurulmuş türküler de vardır. Koşma yahut mani olarak bildiğimiz şekiller türkü nağmesiyle söylendiğinde adı geçen şiirlerden ayrılır. Çünkü halk, ezgi ile söylediği parçaları türkü olarak niteler. Koşmalar bilindiği gibi söyleyeni belli şiir türleridir. Ne var ki, halkın benimsediği bazı parçalar zamanla anonimleşir ve türkü olarak varlığını sürdürür. Daha ziyade kadınlardan oluşan türkü yakıcıları, bildiği koşma, mani hatta semaî ve destandan birtakım parçalar alarak onu uygun bir ezgi ile terennüm eder. Şekil ve konu birliğinden uzak pek çok türkünün ortaya çıkış sebebi bundan kaynaklanmıştır. Sözgelişi; “Karanfil oylum oylum” manisiyle başlayan ve diğer karanfilli manilerle devam ettirilen fakat farklı ezgi ile söylenmiş bir hayli türkü vardır.

Türkülerin bentlerine çoğu zaman mısra sayıları farklı olan bağlantılar getirilir. Ancak bentlerle bağlantıların hece sayıları eşit olmayabilir. Bağlantılar genel olarak anlamlı sözlerden ibaret olmakla beraber, çeşitli ünlemleri de ihtiva eder.
Az da olsa bazı türkülerde, yapı bakımından bozukluk ve düzensizlikler görülür. Sözgelişi, aynı türküde hem dörtlük hem de beşlik şekle rastlanılabilir. Bunun yanında türkünün hece sayılarında da eşitsizlikler görülebilir. Ordu’nun Öceli köyünde söylenen kına türküsünde böyle bir özellik vardır.

Çambaşına çıktım çıram yanmadı
Dört köşeme baktım kimsem kalmadı
Küçük kardaşa mektup yazdım aynı gelmedi
Sazak da yellere ev yapma o batar gider
Uzak yerlere kız verme o da yiter gider

Ağlama bacım ağlama yarın gülersin
Dokuz aydan sonra beşik belersin
Anam gidiyorum evin şen olsun
Babam gidiyorum evin şen olsun 20

Yapı bakımından türkülerin arıza göstermesi; bazı mısraların zamanla unutulması yahut, halkın türküye birtakım ilavelerde bulunarak bünyesinde değişikliğe yol açmasıyla açıklanabilir.

1. BENTLERİ BİR MISRA OLAN TÜRKÜLER

a. Bağlantıları dört mısra (veya mani) olan türküler

KIRMIZI KURDELE

Kırmızı kurdele kör olasın Emine
İndim derelerine
Bilmem nerelerine
Canım kurban olsun
Candan sevenlerine

Yavrum da sana ipek mendil alayım
Bağlantı

Yavrum da sana melez köynek alayım
Bağlantı

Yavrum da sana kalıc pötin alayım
Bağlantı 21

b. Bağlantıları yedi mısra olan türküler

Sayıları çok azdır. Tespit ettiğimiz örneğin bağlantı kısmı yedi mısradan oluşmaktadır.

KIZIM SANA FİSTAN ALDIM

Kızım sana fistan aldım vardı m’ola oy oy
Kim göndermiş onu
Ben gönderdim onu
Ben almadım onu
Beşikleri çamdan
Yuvarlandı damdan
Seni zalımın oğlu
Vazgeçmedin benden

Kızım sana terlik aldım vardı m’ola oy oy
Bağlantı

Kızım sana rastık aldım vardı m’ola oy oy
Bağlantı 22

TOKAT’A GİDEMİYOM YARİM SANA FİSTAN ALAYIM

Tokat’a gidemiyom yarim sana fistan alayım
Ah nerelerine nerelerine
Bilmiyon mu kömür gözlüm
Aha buralarıma buralarıma
Fadime’m fistan kırmalar
Ceviz dalı ırgalar
Sevdiğini gören kızlar
Sağını da solunu ırgalar

Tokat’a gidemiyom yarim sana potin alayım
Bağlantı

Tokat’a gidemiyom yarim sana çorap alayım
Bağlantı 23

2. BENTLERİ İKİ MISRA OLAN TÜRKÜLER

Temeli iki mısradan meydana gelen türkülerdir. Ayrıca birtakım bağlantılar / kavuştaklar da alabilirler. Başlıca şekilleri şunlardır:

a. Sadece iki mısradan oluşan türküler

Kafiye düzenleri aa, bb, cc, dd… yahut aa, ba, ca, da, ea şeklindedir.

TÜRKÜ

Hamsi kurban o göze Atarlar barabati
Baş dalarsın göze Alurlar seni yüze

Korlar seni kayuğa Biz de seni aluruk
Satarlar seni bize Sererük seni köze

Bir kusurcuğun vardur
Çok su içersun bize 24

Bu tip türkülerde nadir de olsa tek ikinci mısraı bağlantı gibi aynen tekrarlanan türkülere de rastlanılır.

BAYBURT DAĞLARINDA

Bayburt dağlarında tabakam kaldı
Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı

Bayburt dağlarında kunduram kaldı
Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı

Bayburt dağlarında mendilim kaldı
Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı

Bayburt dağlarında tabancam kaldı
Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı 25

b. Bağlantıları bir mısra olan türküler

Kafiye düzenleri aa-b, cc-b, dd-b, ee-b şeklindedir. Bağlantı mısralarda genellikle aynı sözler tekrar edilir.

ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ

Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Of gençliğim eyvah

Çanakkale içinde aynalı çarşı
Ana ben gidiyom düşmana karşı
Of gençliğim eyvah

Çanakkale içinde bir uzun selvi
Kimimiz nişanlı kimimiz evli
Of gençliğim eyvah

Çanakkale içinde bir dolu testi
Analar babalar umudu kesti
Of gençliğim eyvah 26

c. Bağlantıları iki mısra olan türküler

aa-bb, cc-bb, dd-bb, ee-bb şeklinde kafiyelenirler. Bu arada bb olarak gösterilen bağlantı sözleri, aynen tekrarlanan sözlerdir.

TELGRAFIN TELLERİNE

Telgrafın tellerine kuşlar mı konar
Herkes sevdiğine (yavrum) böyle mi yanar
Gel yanıma yanıma da yanıbaşıma
Şu gençlikte neler geldi garip başıma

Telgrafın direkleri semaya bakar
Senin o güzel gözlerin çok canlar yakar
Bağlantı

Telgrafın tellerini arşınlamalı
Yar üstüne yar seveni kurşunlamalı
Bağlantı

Telgrafın direkleri semaya karşı
Gel güzelim barışalım düşmana karşı
Bağlantı 27

ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler

Bentler kendi arasında kafiyelidir. bağlantı sözleri her bentten sonra aynen tekrarlanır.

AŞAĞIDAN GELİYOR TÜRKMEN KOYUNU

Aşağıdan geliyor Türkmen koyunu aman aman
Selviye benzettim yarin boyunu amanın yandım
Amanın amanın amanın yandım
Tiridine tiridine tiridine bandım
Bedava mı sandın para verdim aldım

Sabahleyen erken çifte giderken aman aman
Öküzüm torbadan düştü gördün mü amanın yandım
Bağlantı

Manda yuva yapmış söğüt dalına aman aman
Yavrusunu sinek kapmış gördün mü amanın yandım
Bağlantı 28

d. Bağlantıları dört mısra olan türküler

Kafiyeleri aa-bbbc, dd-bbbc, ee-bbbc düzenindedir. Bağlantı sözleri aynen tekrarlanabileceği gibi, farklı sözlerden de oluşabilir. Bağlantı sözleri muhtelif maniler de olabilir.

Türkünün bent kısmı ile bağlantı kısımlarının hece sayıları aynı olmayabilir.

FIRAT KENARI

Fırat kenarının ince dumanı
Dağlara yayılır seher zamanı
Bülbül ne ararsın yuvan mı yoktur
Yoksa benim gibi baban mı yoktur
Zaten yetimlerin gözyaşı çoktur
Gel ağlayalım karşı karşıya

Fırat kenarında kamışlar sazlar
Sinemin yarası her zaman sızlar
Bülbül ne ararsın yuvan mı yoktur
Yoksa benim gibi baban mı yoktur
Zaten yetimlerin gözyaşı çoktur
Gel ağlayalım karşı karşıya 29

ELİF

Elif çıkmış pencereden el eder
Kaşları değil gözleri beni del’eder
Elif’im gel gel
Güzelim gel gel
Nazlı da yarim
Sallan da gel gel

Elif kızın yeni de gördüm yüzünü
Duman sandım şalvarının tozunu
Elif’im gel gel
Güzelim gel gel
Nazlı da yarim
Sallan da gel gel 30

e. Bağlantıları beş mısra olan türküler

HANİ BENİM ELLİ DİRHEM KESTANEM

Hey hey Hani benim elli dirhem kesdenem
Konyalı’dan başkasını istemem
Yar yar Konyalı’m yürü
Yörü yavrum yürü
Saçlarını sürü
Şimdi burdan geçti
Konyalı’nın biri

Hey hey Hani benim elli dirhem pırasam
Mumlar yaksam Konyalı’yı arasam
Bağlantı 31

f. Bağlantıları altı mısra olan türküler

DONDURMAM BUZ

Dondurmam buz gibi buz
Şeker mi yoksa karpuz
Alâ çiçekli dondurmam
Yok mu tadına bakan
Alâ vişneli dondurmam
Mini mini hanımlara
Sevdalı beylere
Parasını almadan tattırmam

Dondurmam kaymaklı Dondurmacı top attı
Yiyin bakın pek tatlı Bin lira borca battı
Bağlantı Bağlantı 32

g. Bağlantıları yedi mısra olan türküler

BASTIMDA KIRILDI İĞDENİN DALI

Bastım da kırıldı iğdenin dali vay dali
Kötüye düşenin böyl’olur hali diller
Diller oynaksın diller
Diller kaymaksın diller
Diller açılsın güller
Güller açılsın kollar
Kollar ne bilsin eller
Eller narinay ninay nay
Narinay narinay ninay nay

Arabacı arabanı koş getir koş getir
Ben ölüyom mezarıma taş getir diller
Bağlantı

Arabacı arabanı yillendir yillendir
Şeker al da şu bebeyi dillendir diller
Bağlantı

Sabahınan esen seher yeli mi yelimi
Benim gönlüm divane mi deli mi diller
Bağlantı 33

h. Bağlantıları sekiz ve daha fazla mısra olan türküler

Bağlantı kısımları iki ayrı maninin ardarda söylenmesiyle meydana getirilmiş türkülerdir.

MANİSA’YLA BERGAMA’NIN ARASI

Manisa’yla Berga’manın arası
Yaktı da beni kaşlarının arası
Kara kara kargalar
Ceviz dalın ırgalar
On beşine basan kız
Sevdiğine el sallar
Yelek de diktim giymedi
Diktiğime değmedi
Sağolası anam da babam
Sevdiğime vermedi

Manisa’yla Bergama’nın askeri
Ben yolcuyum yolları bana gösterin
Bağlantı 34

KIZIN ADI DUDU

Kızın adı Dudu a canım aman
O da güzellerin adı sürmelim aman
Gel gel barışalım
Tenhada buluşalım
Biraz konuşalım
Şimidan şimidan şimidan dan
Gel arkamdan arkamdan
Kız alacaksan al beni
Annen baban duymadan
Gel gel gel Ayşe
Şeker değil bal Ayşe
N’olur bize gidelim
Ah aramızı bul Ayşe’m

Kızın adı Ayşe a canım aman
Benleri var köşe köşe sürmelim aman
Bağlantı

Kızın adı Durdu a canım aman
O da güzellerin kurdu
Bağlantı 35

ı. Bağlantıları mısra sonlarında ve mısra aralarında olan türküler

Türkünün temeli beyitlerden oluşur ve her beyit kendi arasında kafiyelidir. Ancak diğer şekillerden farklı olarak her mısradan sonra aynen tekrarlanan bağlantı sözleri getirilir. Bağlantılar üç ve daha fazla sayıda mısralı olabilmektedir.

HAYRİYE NANAY

Hayriye’nin kaşları kara
Hayriye nanay nanay nanay
Canım nanay nanay nanay
Gülüm nanay nanay nanay
Nereden gelsem beni ara

Bağlantı

Hayriye’nin altın dişi

Bağlantı

Yaktı beni yan bakışı

Bağlantı

Hayriye damdan bakıyor

Bağlantı

Bakışı canlar yakıyor

Bağlantı[36]

YABANDAN GEL

Yabandan gel usul (da) boylu yarim yabandan (Arslanım hey hey)

Amman yörü yörü
Çapraz yörü yörü
Kostak yörü yörü
Yörü yörü yörü

Aldım haberini (de) garib çobandan (Arslanım hey hey)

Bağlantı

Yaban ellerinden (de) özendim geldim (İmanım hey hey)

Bağlantı

Gördüm cemalini efendim geldim (Arslanım hey hey)

Bağlantı

Yaban ellerinde (de) yatmış uyumuş (Yeşilim hey hey)

Bağlantı

Elâ gözlerini uyku bürümüş (Arslanım hey hey)

Şirin yörü yörü
Tek tek yörü yörü
Bebek yörü yörü
Kostak yörü yörü
Usul yörü yörü
Güzel yörü yörü
Yörü yörü yörü[37]

BİR KAŞ BİR GÖZ

Elinde süt küleği
O maral o ceylan
O sevgilin bağında
Ölürem anam dönmenem
Giderem anam gelmenem
Bir kaş bir göz bir dil bir diş
Bişmişi yanağında
Sütten beyaz bileği

Bağlantı

Giderem öylesine

Bağlantı

Karagöz mehlesine

Bağlantı[38]
3. BENTLERİ ÜÇ MISRA OLAN TÜRLÜLER

Bu tip türküler aynı zamanda üçleme olarak da adlandırılır Mısraların kafiye düzeni aaa, bbb, ccc… yahut aab, ccd, eef… şeklindedir. Bazı üçlemelere 1-4 mısra arasında bağlantı sözleri eklenir. Bağlantılar farklı sözlerden oluşabildiği gibi genellikle aynı sözlerin tekrarı şeklindedir. Az da olsa, 5-7 mısralı bağlantılar vardır.

a. Sadece üçlüklerden ibaret olan türküler

CEREN TÜRKÜSÜ

Şu cerenin sulağına varmalı Şu cerenin sulakları sekili
El bağlayıp divanına durmalı Sekisinde gül ireyhan ekili
Şu güzeli sevdiğine vermeli Mor belikler birbirine sokulu

Ceren çıkmış eşikliğin taşına Şu cerenin sulakları kayalı
Güneş değmiş kemerinin kaşına Kayasında selvi söğüt dayalı
Yeni değmiş on üç on dört yaşına Şeker yemiş dudaklı boyalı

İnem gidem şu dağlardan aşağı
İki bacı çift bağlamış kuşağı
Bize derler Andırın’ın uşağı[39]

b. Bağlantıları bir mısra olan türküler

Bağlantılar aynen tekrarlanan sözlerden oluşur. Bentleri oluşturan mısralar ise kendi aralarında kafiyelidir. Yani kafiye düzenleri şu şekildedir: aaa-b, ccc-b, ddd- b.

BÜLBÜL NE YATARSIN

Bülbül ne yatarsın Çukurova’da Bülbülün yatağı bahçeler bağlar
Eşin şahin kapmış kendin yuvada Garibin yatağı kahveler hanlar
Kendim gurbet elde gönül sılada Gurbet elde ölsem bana kim ağlar
Ötme garip bülbül gönül şen değil Ötme garip bülbül gönül şen değil

Bülbül ne yatarsın bahar erişti Bülbül ne yatarsın bahar yaz geldi
Kırmızı gül goncasına kavuştu Bizim göle ördek geldi kaz geldi
Sılada sevdiğim aklıma düştü Sılada sevdiğim benden vaz geldi
Ötme garip bülbül gönül şen değil Ötme garip bülbül gönül şen değil

Bülbül ne yatarsın baharın vakti Gülün nazla ömrü gelip geçiyor
Yıkıldı gönlümün sarayı tahtı Bülbül kafesinden kaçmış uçuyor
Böyledir âlemde âşığın bahtı Kervan yükün almış konup göçüyor
Ötme garip bülbül gönül şen değil Ötme garip bülbül gönül şen değil

Kimi türkülerde ise, aşağıda olduğu gibi bağlantı sözleri ve kafiyeleri farklılık arz eder.

TURNAM GELİR

Turnam gelir çizin çizin
Kanadı boynundan uzun
Turnam gelir yazın güzün
Bizim göllere inin turnalar

Turnamın anadı eğri Turnam gelir yata kalka
Böyle midir yarin ahdi İbiğinde altın halka
Geldi serilmenin vakti Gel bizim göllerde çalka

Bağlantı Bağlantı
(çizin çizin : sıra sıra)

c. Bağlantıları iki mısra olan türküler

Kafiye düzeni (aaa-bb, ccc-bb, ddd-bb, eee-bb) olan türkülerdir. Bağlantı sözleri her bendin sonunda aynen tekrarlanır.

ZEYNEP

Zeynep bu güzellik var mı soyunda Zeyneb’e yaptırdım altından tarak
Elvan elvan güller biter koynunda Tara kâkülünü gerdana bırak
Arife gününde bayram ayında Zeyneb’e gidemem yollar pek ırak

Zeyneb’im Zeyneb’im allı Zeyneb’im Bağlantı
Üç köyün içinde şanlı Zeyneb’im

Söğüdün yaprağı narindir narin Kangal’dan aşağı Mamaş’ın köyü
İçerim yanıyor dışarım serin Derindir kuyusu serindir suyu
Zeyneb’i bu hafta ettiler gelin Güzeller içinde Zeyneb’in huyu

Bağlantı Bağlantı [40]

Bazı türkülerin bağlantıları aynen tekrarlanan sözlerle değil, kendi aralarında kafiyeli kelimelerle oluşturulmuş sözlerle sağlanır. Bu tip şiirlerin de kafiye düzenleri yukarıdaki gibidir.

EMİNE’M OTURMUŞ

Emine’m oturmuş taşın üstüne
Taramış zülfünü kaşın üstüne
Selâmın gelirse başım üstüne

Emine’m Emine’m aslan Emine’m
Gel otur yanıma yaslan Emine’m

Emine’m oturmuş gül ile oynar
Taramış zülfünü tel ile oynar
Sabah serininde yel ile oynar

Emine’m Emine’m yaman Emine’m
Gel otur yanıma aman Emine’m

Karşı dağda yeşil buğday ekili
Emine’min top top olmuş kekili
Emine’m olmuştur kızlar vekili

Emine’m Emine’m üzen Emine’m
Gel otur yanıma düzen Emine’m

Emine’m oturmuş kendini över
Altın saç bağları topuğu döğer
Bin altın vermişim bin daha değer

Emine’m Emine’m hanım Emine’m
Gel otur yanıma canım Emine’m

Emine’m Emine’m sabah suyuna
Al fistan kestirdim ince boyuna
Kurban olam Emine’min huyuna

Emine’m Emine’m nemsin Emine’m
Gözümün içinde nemsin Emine’m [41]

(zülf : yüzün iki yanındaki saç, işkil : şüphe)

Bentleri üçlüklerden oluşan bazı türkülerin bağlantıları farklı sözlerden ve kafiyelerden oluşabilir. Bunun yanında, daha önce kullanılmış sözler tekrar bağlantı olarak kullanılabilir. Hal böyle olunca türkünün kafiye düzeni de değişik olur ve aaa-bb, ccc-dd, eee-ff, ggg-hh… şekline dönüşür. Sözgelişi, aşağıya aldığımız ve 15 bentten oluşan Eğin Türküsü bu özellikte bir türküdür.

EĞİN

Eğin viran olmuş baykuşlar öter Eğin dağlarında güller bitmiyor
Gül olan yerlerde bülbüller öter Viran bahçelerde bülbül ötmüyor
Cevrini ben çektim el almış yatar Yarimin sevdası baştan gitmiyor
Ya ben ağlamayım kimler ağlasın Gel ağam gel ağam gel de yine git
Yaram yürektedir kimler bağlasın Akan yaşlarımı sil de yine git

Eğin’in ardından akan Fırat’tır Eğin’in etrafı dağdır meşedir
Ağamın bindiği demir kır attır İçinde oturan beydir paşadır
Sılaya gelmesi hayli murattır Yüz elli mahalle beş yüz köşedir
Gel ağam gel ağam olma hıyanet Gel ağam gel ağam olma yalancı
Gurbet icad eden görmesin cennet Benim ahım eder seni dilenci

Eğin’in içinde bir sulu ırmak Ağam İstanbullu Eğinli misin
Aman ne müşkülmüş yardan ayrılmak Sılaya gelmeye yeminli misin
Nasip olmayacak yatıp sarılmak Yoksa bana da mı emin değilsin
Tez gel ağam tez gel ömrüm geçiyor Tez gel ağam tez gel eğlenmeyesin
Ecel şerbetini yarin içiyor Elde güzel çoktur evlenmeyesin

Eğin viran olmuş bülbül ötmüyor Sabahtan kalktım ki güneş parlıyor
Ağam ırak yolda elim yetmiyor Ağam atın terkisini bağlıyor
Sayı tutam dedim sayı gitmiyor Baktım ağam usul usul ağlıyor
Gel ağam gel ağam tez gel sılaya Tez gel ağam tez gel dayanamıyom
Sen gelmezsen ben geleyim oraya Uyku gaflat bastı uyanamıyom

Ağam odamızın sergisi çuha Eğin’in altında susuz çaylara
İnceldi bağrımız pek oldu yufka Yalvarırım yıldızlara aylara
Göreyim yüzünü bu canım çıka Yar ile sahrada geçen çağlara
Tez gel ağam tez gel gel de yine git Ya ben ağlamayım kimler ağlasın
Akan gözyaşımı sil de yine git Bu garip gönlümü kimler eğlesin

Ağam sen gideli yedi yıl oldu Ağamın bıyığı burmadır burma
Diktiğin ağaçlar meyveye döndü Bir teli ibrişim bir teli sırma
Seninl gidenler sılaya döndü Mevlâ’yı seversen gurbette durma
Gel ağam gel ağam olma hıyanet Gel ağam gel ağam gel de yine git
Gurbet icad eden görmesin cennet Akan gözyaşımı sil de yine git

Güneş doğar iken allanır dağlar Yeşil kurbağalar öter göllerde
Yeşil ipeklere boyanır bağlar Kırıldı kanadım kaldım çöllerde
Yarimin hasreti ciğeri dağlar Anasız babasız gurbet ellerde
Ya ben ağlamayım kimler ağlasın Ya ben ağlamayım kimler ağlasın
Yürek yarasını kimler dağlasın Şu mahzun gönlümü kimler eğlesin

Bayram geldi diye oynuyor kızlar
Yari düşününce yüreğim sızlar
Karalar giyinmiş gökte yıldızlar
Tez gel ağam tez gel bayram geliyor
Eller sevdiğine allar alıyor [42]
(eğlenmek : bir yerde kalıp zaman geçirmek, sayı : saî, haberci )

İki mısra bağlantılı türküler içinde, bağlantı sözlerinin tamamen farklı şekilde olanları da vardır. Kafiye düzeni yukarıdaki türküde olduğu gibidir.

KAR MI YAĞDI

Kar mı yağdı Kütahya’nın dağına Ah Kerime’m hangi bağın gülüsün
Ateş düştü ciğerimin bağına Sen Mevlâ’nın bir sevgili kulusun
Gül döşenmiş şalvarının ağına N’ettim sana sen Allah’tan bulursun
A dağlar a dağlar laleli dağlar Külhan tütününden baskın sanarım
Lalesi boynunda bir gelin ağlar Uyuyup uyanıp seni ararım

Yine yeşillendi suların başı Varam gidem dağlar alsın önümü
Aktı da dinmiyor gözümün yaşı Yadlar aldı koyvermiyor gülümü
Ateşe koysunlar gülmedik başı Ateşlere yaktım deli gönlümü
Kayırma sevdiğim gün böyle kalmaz Ölüm olsa ayrılıklar olmasa
Yanar yüreğimin ateşi sönmez Ya n’edem sevdiğim eller sarmasa [43]

(kayırma : merak etmek)

ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler

Bentleri ve bağlantıları üç mısra olan türkülerdir. aaa-bbb, ccc-bbb, ddd-bbb … şeklinde kafiyelenirler. Bağlantı sözleri aynı veya farklı sözlerden oluşabilir.

EZO GELİN

Ezo Gelin benim olsan seni vermem feleğe
Güzel yosmam başın için salma beni dileğe
Anası huridir de kendi benzer meleğe
Nen eyle de ah bahtı karam nen eyle
Çık Suriye dağlarına bizim ele el eyle
Gel bahtı karam gel sıladan ayrı yazılım gel

Ezo Gelin çık Suriye dağlarının başına
Güneş vursun da kemerinin kaşına
Bizi kınayanan bu ayrılık gelsin başına

Bağlantı

ELİF KIZ

Elif kız da çıkmış dağın başına
Ay mı doğmuş gün mü doğmuş kaşına
Elif henüz girmiş on dört yaşına
Elif’im ağlama
Karalar bağlama
Gidiyorum eyleme

Kutnu kumaş atlas döşek yumuşak
Elif’in koynunda taze bir uşak
Elif ister sabaha dek boğuşak
Elif’im densiz
Gerdanı bensiz
Duramam sensiz[44]

EVLERİNİN ÖNÜ BAKLA

Evlerinin önü bakla
Güvercinler döner takla
Al beni yanında sakla
Aman aman dayanamam
Seher vakti uyanamam
El kızısın güvenemem

Evlerinin önü handır
Yanar yüreğim külhandır
Görmeyeli çok zamandır
Bağlantı[45]

d. Bağlantıları dört mısra olan türküler

Üçlük olan bentlere dört mısra ilave edilerek söylenen türkülerdir. Bu türkülerde de bentler kendi arasında, bağlantılar kendi arasında kafiyelenirler. Kafiye düzenleri aaa-bbbb, ccc-bbbb, ddd-bbbb… şeklindedir. Kimi zaman bağlantı sözleri manilerle sağlanır. Bu durumda bağlantıların kafiyesi mani kafiye düzeninde olduğu gibi bbxb şekline dönüşür.

EVLERİ VAR ENGİN

Evleri var engin Evleri var düzde
Babası var zengin Name gelin yüzde
Name benim dengim Name’m benim sizde
Andım Name gelin Andım Name gelin
Yandım name gelin Yandım name gelin
Bir gonca gül idim Bir gonca gül idim
Soldum name gelin Soldum name gelin [46]

(Name : Naime)

PINAR BAŞINDAN BULANIR

Pınar başından bulanır (canım oy)
İner ovayı dolanır (canım oy)
Sende çok mallar talanır (canım oy)
Dağlar duman oldu
Çayır çimen oldu
Ben yari görmedim
Halim yaman oldu

Hiç ovaya inmedinmi (canım oy)
Aşk oduna yanmadın mı (canım oy)
Gam gussadan donmadın mı (canım oy)
Bağlantı

Yaz görmemiş kışa benzer (canım oy)
Dört görmemiş başa benzer (canım oy)
İçmiş de sarhoşa benzer (canım oy)
Bağlantı

Köroğlu serinden geçti (canım oy)
Aşkın dolusunu içti (canım oy)
Ayvaz gelip bundan geçti (canım oy)
Bağlantı

(talanmak : yağma etmek, gussa : kaygı, tasa, keder, dolu : bade, bundan : buradan)

e. Bağlantıları beş mısra olan türküler

Kafiye düzeni aaa-bbbbb, ccc-bbbbb, ddd-bbbbb… yahut aaa-bbccc, ddd-bbccc, ee-bbccc… şeklindedir. Bağlantı sözü aynen tekrarlanan sözlerdir.

MİHRALİ BEY**

Ben gidiyom Rüştü Bey’im ağlama
Köz koyup da ciğerimi dağlama
Alay gitti beni burda eğleme
Yemen’e de benim ağam Yemen’e
Erdi m’ola Mihrali Bey Yemen’e
Kurdu m’ola çadırları çimene
Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne
Oğul dert benim değil mi vallah kime ne

Ben gidiyom Rüştü Bey’im sana bir nişan
Susuzluktan alayları perişan
Hiç iflah olur mu Yemen’e düşen
Bağlantı

Mihrali’yi sorarsan ezelden yaslı Mihrali’yi sokaklarda tuttular
Çifte al kılıcın ucları paslı Ağamı da bir kurşuna sattılar
Ta ezel ezelden yaslıyım yaslı Mihrali’yi yemen’e de attılar
Bağlantı Bağlantı

Mihrali Bey Hamidiye alayı Devlete bağlıdır şu senin başın
Düşmanlar çıkardı türlü belayı Cihanda aransa bulunmaz eşin
Nedir Ali Bey’im bunun kolayı Elliyle altmışa yakındır yaşın
Bağlantı Bağlantı

Kum tepesi oldu görünmez otlar Arap atlar geldi bağlanmak ister
Açlıktan ölüyor küheylan atlar Kömüşlerin geldi yağlanmak ister
Kardaş şehit düştü nice yeğitler Rüştü Bey büyüdü evlenmek ister
Bağlantı Bağlantı

(Rüştü Bey : Mihrali Bey’in oğlu, Ali Bey : Mihrali Bey’in kardeşi)

f. Bağlantıları altı mısra olan türküler

YAĞMUR YAĞAR YER YAŞ OLUR

Yağmur yağar yer yaş olur
Rakı içen sarhoş olur
Güzel sevmek pek hoş olur
Ayaş üzüm asması
Urumeli yosması
Sarsam olmaz mı
Ellilik liraları
O beyaz gerdana
Taksam olmaz mı

Yağmur yağar biber gibi
Yerler çeker sünger gibi
Benim yarim hünkâr gibi
Bağlantı[47]

g. Bağlantıları fazla sayıda mısralı olan türküler

Üçlü bentlere dörtten fazla sayıda sözler ilave edilerek meydana getirilmiş olan türkülerdir. Bağlantı mısraları 7, 8, 9 hatta on mısra olabilir. Sözgelişi TRT Repertuarında THM 918 numarasıyla kayıtlı Adanalı türküsünde bağlantı kısmı on mısralıdır. Bağlantılarda sistemli bir kafiye düzeni olmamakla beraber, genellikle birbirine yakın olan mısralarda kafiyeye özen gösterilmiştir.

EVLERİNE VARAMADIM GAZELDEN

Evlerine varamadım gazelden (aman)
Sokağına çıkamadım güzelden
Sever idim kız ben seni ezelden (efem)
Top zülüflüm dalgın uykulardan uyanamadım
Sürmeli gözlü yarim senden ayrılamadım
Yattım yarin dizine
Baktım elâ gözüne
Kulak verdim sözüne
Dalgın uykulardan uyanamadım
Sürmeli gözlü yarim senden ayrılamadım

Bir gemim var salıverdim engine (aman)
Kaderim yok düşemedim dengime
Şimdi rağbet güzel ile zengine (efem)
Bağlantı [48]

HOROZUMU KAÇIRDILAR

Horozumu kaçırdılar
Damdan dama uçurdular
Suyuna da pilav pişirdiler
Piligâh piligâh pili pili gâh gâh
Küpeli Horoz’um yar kar beyazım
Bir sabah kalktım
Avluya baktım
Aradım taradım
Bağırdım çağırdım
Piligâh piligâh pili pili gâh gâh
Küpeli Horoz’um yar kar beyazım

Kanadı var kilim gibi
İbiği var elim gibi
Acısı var ölüm gibi
Bağlantı [49]

h. İki bağlantılı türküler

BEYLER BAHÇESİ

Beyler bahçesinden atlayamadım
Cephanem döküldü toplayamadım
Zalim düşmanları haklayamadım
Var git oğlan vargit ben sana varmam
Annenden babandan intizar almam

Tabancası belinde
Şişhanesi belinde
Güzel İzmir yolunda
Ben bir güzele vuruldum

Beyler bahçesinde kandiller yanar
Kandilin şavkına bülbüller konar
Herkes sevdiğine böyle mi yanar
Bağlantı[50]

BAĞ ALTINDA OTURURKEN

Bağ altında otururken
Gül güle bade doldururken
Yar doldurup ben içerken
İmanım al kadeh kana boyandı
Yosmam ahbaplar bade dolandı

Sürü sürü kızlar
Sürmeli gözler
Göğsünde çapraz
Düğmeli kızlar

Al kirazım dalındayım
Yar senin hayalındayım
Ölene dek vaz geçmem
Bağlantı [51]

ı. Bağlantıları mısra aralarında olan türküler

Üçlüklerle kurulu bazı türkülerin bağlantısı mısra aralarına getirilmiştir. Bu tip türkülerin bağlantıları genellikle 6, 7, 8 mısralardan mürekkeptir.Üçlükler ve bağlantılar kendi aralarında kafiyelenmişlerdir.

GICIR GICIR GELİR

Gıcır gıcır gelir yarin kağnısı
Aman ömrüm palazım aman
Öldürdün beni
Soldurdun beni
Yosmanın kızı
Etme bu nazı
Gel bize bazı
Salın da boynunu göreyim aman
Ben aşkından öleyim aman

Ben de bilmem benim yarim hangisi
Bağlantı

Fidan boylu ince belli kendisi
Bağlantı [52]

4. BENTLERİ DÖRT MISRALI OLAN TÜRKÜLER

Çoğunluğu manilerin ardarda getirilmesiyle, koşma düzeninde yahut bağlantı ilaveleriyle oluşturulmuş türkülerdir. Bunun yanında bentleri on bir heceli sözlerle meydana getirilmiş olan çeşitleri de vardır. Bu türkülerin yapısına göre kafiye düzenleri de değişik olur. Oldukça değişik özellikler gösteren ve temeli dörtlükler üzerine bina edilmiş olan bu türküleri şu şekillerde gruplandırabiliriz:

a. Sadece dörtlüklerden kurulu türküler

Bu tip türkülerin genellikle, mısraların başlarına veya sonlarına; aman, yar yar. diloy, le le yar, haydi de haydi, oy aman… tarzındaki nida sözleriyle, hatta daha fazla sayıda sözlerden oluşturulan kelime gruplarıyla sağlanan bağlantılar getirilir.

ELİNİZDEN ELİNİZDEN

Yar yar yar Elinizden elinizden
Kurtulaydım dilinizden amman
Yeşil başlı ördek olsam
Sular içmem gölünüzden amman

Yar yar yar İnce çayır biçilir mi
Soğuk sular içilir mi amman
Bana yardan geç diyorlar
Yar tatıdır geçilir mi amman

Yar yar yar Ezmeyinen ezmeyinen
Yar bulunmaz gezmeyinen amman
Mezarımı kızlar kazsın
Gümüş saplı kazmayınan amman[53]

GURBETE GİDİŞİMDİR

Gurbete gidişimdir Oy na na na
Goncagül derişimdir Oy na na na
Eğil eğil öpem yar Oy na na na
Belki son görüşümdür Oy na na na

Dut ağacı boyumca Oy na na na
Dut yemedim doyunca Oy na na na
Çöl kalasın İstanbul Oy na na na
Dar görmedim doyunca Oy na na na

Mavi şalvar göbekte Oy na na na
Kahve döğer dibekte Oy na na na
Yarim gitmiş gurbete Oy na na na
Sevdası var yürekte Oy na na na

Bülbül yuvada inler Oy na na na
Öter kalbini dinler Oy na na na
Benim göynlümde sensin Oy na na na
Senin gönlünde kimler Oy na na na[54]

b. Bağlantıları bir mısra olan türküler

Ard arda getirilen manilere bir mısra ilave edilerek söylenen türkülerdir.

BAŞINDAKİ YAZMANIN

Başındaki yazmanın
Çiçekleri solmaz mı
Kız açsana yüzünü
Biraz görsem olmaz mı
Gel gel gel aman aman ley ley ley leylim

Tuttum parmaklarından Çekmecemi açamam
Öptüm yanaklarından Gülden gömlek biçemem
Vallah alırım seni Padişah tahtın verse
Beyin konaklarından Ben yarimden geçemem

Bağlantı Bağlantı

Derdim var dağlar gibi Yeşil ipek ezemem
Söylemem eller gibi Ben canımdan bezemem
Yana yana kül oldum Ellerin kızı için
Virane bağlar gibi Deli olup gezemem

Bağlantı Bağlantı[55]

YOZGAT SÜRMELİSİ

Of of
Sabahınan esen seher yeli mi
Benim gönlüm divane mi deli mi
Durup durup yar göğsünü geçirir
Yoksa bugün ayrılığın günü mü
Vay vay annem sürmelim vay

Of of
Gel yar senin ilen bir kâm edelim
Kavilden karara dönmemesine
İkimiz bir dala yuva kuralım
Başka daldan dala konmamasına
Vay vay annem sürmelim vay

Of of
Kaşın çamelenmiş kirpik üstüne
Havada buludun ağdığı gibi
Çiy düşmüş de gül sineler ıslanmış
Yağmurun güllere yağdığı gibi
Vay vay annem sürmelim vay[56]

c. Bağlantıları iki mısra olan türküler

Farklı şekilleri vardır. Bir kısmının bentleri ve bağlantıları kendi aralarında kafiyelidir. Bentler genellikle aynen tekrarlanan sözlerdir.

BULUT GELİR

Bulut gelir pare pare Bulut gelir salkım saçak
Dördü beyaz dördü kare Böğrüme soktular bıçak
Sen açtın sineme yare Bana yalan sana gerçek
Bulunmaz derdime çare Sebep olan Mevlâ’dan çek

Aman ceylan aman dersin Bağlantı
Bir gün canından bezersin

KOYUN GELİR

Koyun gelir yata yata Koyun gelir yozuyunan
Çamurlara bata bata Ayağının tozuyunan
Gelin Ayşe’m suya gitmiş Gelin Ayşe’m sele gitmiş
Yosunları tuta tuta Yanı çifte kuzuyunan

Aman Ayşe’m yaman Ayşe’m Bağlantı
Dağlarbaşı duman Ayşe’m

Ağılın önünde kavak
Kavaktan dökülür yaprak
Gelin Ayşe’m sele gitmiş
Eli kına yüzü duvak

Bağlantı [57]

ŞEFTALİ AĞAÇLARI

Şeftali ağaçları Bahçalarda idrişah
Türlü çiçek başları Boyu uzun kendi şah
Yaktı yandırdı beni İki gönül bir olsa
Yarin hilâl kaşları Ayıramaz padişah

Tin tin tinimini hanım Bağlantı
Seni seviyor canım

Bahçalarda kereviz
Biz kereviz yemeyiz
Bize Sinoplu derler
Biz güzeli severiz

Bağlantı [58]

ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler

Bentleri genellikle manilerden oluşturulan türkülerdir. Bağlantı olarak getirilen üç mısralı sözler birbiriyle kafiyeli olan sözlerdir.

MADIMAK

Madımak bitti m’ola Madımağın alları
Yolları duttu m’ola Tutu m’ola yolları
Elâ gözlü nazlı yar Hiç aklımdan çıkmıyor
Beni unuttu m’ola Yarin tatlı dilleri

Ah madımak madımak Bağlantı
Yar madımak madımak
Dön de bir yol geri bak

Madımak kurutmadım
Yar seni unutmadım
Hatırını saydım da
Üstüne yar tutmadım

Bağlantı [59]

İNCE ÇAYIR BİÇİLİR Mİ

İnce çayır biçilir mi
Sular ayaz içilir mi
Bana yardan vazgeç derler
Yar tatlıdır geçilir mi

Ağam ben yandım paşam ben yandım
Ellerin köyünde eğlendim kaldım
Bir vefasız yare bağlandım kaldım

Aman ördek yeşil ördek Elinizden elinizden
Kanadını deşir ördek Kurtulaydım dilinizden
Çift gidersin tek gelirsin Yedi başlı ördek olsam
Hani senin eşin ördek Sular içmem gölünüzden

Bağlantı Bağlantı[60]

d. Bağlantıları dört mısra olan türküler

Bağlantı sözleri dört mısralık manzum parçalardır. Bunun yanında bağlantı olarak manilerin eklendiği türküler, hiç de az değildir.

KARADUTA YASLANDIM

Karaduta yaslandım
Yağmur yağdı ıslandım
Kınamayın a dostlar
Şekerinen beslendim

Gel gülüm etme gülüm
Sensin benim sümbülüm
Ezelden ayrı düştüm
Sensin benim sevdiğim

Karadut oyulur mu Çiğ sütten kaymak olmaz
Güzele doyulur mu Güzele doymak olmaz
Güzel seven yiğidin Eğil bir yol öpeyim
Kolları yorulur mu Yolcuyum durmak olmaz

Bağlantı Bağlantı[61]

KEMANIMIN TELLERİ

Kemanımın telleri Kekliğin gözü elâ
Gezdim gurbet elleri Başıma açtı belâ
Öyle yadıma düşmüş İgit ona demişem
Yarin tatlı dilleri Sevdiğini tez ala

Aman yare di gelsin Bağlantı [62]
Canım yare di gelsin
Sizin yar sizin olsun
Bizim yare di gelsin

6. Bağlantıları beş mısra olan türküler

Manilerden oluşan manilere bağlantı olarak yine mani getirilir ve bağlantının sonuna aynen tekrarlanan iki mısralık bir söz eklenir.

İĞNEM DÜŞTÜ YERLERE

İğnem düştü yerlere Güvem dalı eğmeli
Karıştı gazellere Güvemini yemeli
Tabiatım kurusun Hakikatli yar ise
Bakarım güzellere Sevdiğine varmalı

Hop şimdallı şimdallı Bağlantı[63]
Yar kapısı mandallı
Mandalını kırmalı
İçeriye girmeli
Yar olduğun bilmeli

f. Bağlantıları altı mısra olan türküler

KUNDURALIM

Ata binip savuşma
Çalıları dolaşma
Sen babama dünür sav (da kunduralım)
Gerisine karışma (da gel kibarım)

Al elma kızıl elma
İrafa dizili elma
Sen alnıma yazıldın (kunduralım)
İster al ister alma ( da gel kibarım)
Sarı lira verelim saydıralam
Beş-on lira verelim kandıralım

Kaleden iniyordum
Çağırsan duyuyordum
Yarim ateş ben pamuk (da kunduralım)
Püf desen yanıyordum (da gel kibarım)

Bağlantı[64]

g. Bağlantıları yedi mısra olan türküler

AĞLAMA CEYLAN BALASI

Ağlaram yaşım gider
Gülsem yoldaşım gider
Geçmerem nazlı yardan
Bilsem de başım gider

Ağlama ceylan balası
Sızlama ceylan balası
Gider gözüv karası
Soyunum bak canıma
Hepsi sevdav yarası
Özüv şıh özüv mulla
Nedi bunun çarası

Ağlaram ağlar kimin Ağlar ağladı meni
Derdim var dağlar kimin Çarpaz bağladı meni
Yüz yerden yaralıyam Demir zencir kâr etmez
Gezerem sağlar kimin Zülfuv bağladı meni

Bağlantı Bağlantı[65]

h. Bağlantıları sekiz ve daha fazla mısra olan türküler

HAYRİYE

Evden çıktı yürüdü
Saçı yerde sürüdü
Sağolası hayriye
Cahil ömrüm çürüdü

Hayriye Hayriye
Hıldır hıldır yürüye
Gelin ömrün çürüye
Erim erim eriye
Bizim evden geriye
Üç adım gel beriye
Kalın kaşlı Hayriye
Hoş bakışlı Hayriye

Bu dere taş arası Kız ben seni görünce
Kirpiğin kaş arası Atlarım taştan taşa
Nerde kaldın gelmedin Kurban olam hayriye
Hey başımın belası Sendeki o bakışa

Bağlantı Bağlantı[66]

DEĞİRMENİN OLUĞU

Değirmenin oluğu (Yar yareli gelin)
Kavaktandır kavaktan (Yar yareli gelin)
Gelinlerin duvağı (Yar yareli gelin)
İpektendir ipekten (Başı sevdalı gelin)

Kızlar yakar fenarı
Keçeci baban geliyor
Sancısı tutmuş ölüyor
Arpa buğday çakıllı
Şimdiki kızlar akıllı
Güzeli nasıl severler
Şöyle böyle severler
Çirkini nasıl severler
Bardaklığa teperler
Aha böyle teperler

Dama çıkma baş açık (Yar yareli gelin)
Arpalar kara kılçık (Yar yareli gelin)
Kız Allah’ın seversen (Yar yareli gelin)
Bohçan al da yola çık (Başı sevdalı gelin)

Bağlantı[67]

ı. Bağlantıları mısra aralarında olan türküler

Bentler manilerden ibarettir. Her mısradan sonra, genellikle aynen tekrarlanan sözlerden oluşan bağlantılar eklenir.

ÇİFTE HAVASI

Eğilin ağmayalar Kızlar ekin biçiyor
Vay benlim nenni nenni Bağlantı
Sürmelim yaktın beni Suyu nerden içiyor
Öynüğü boyamalar Bağlantı
Bağlantı Gelin hona duralım
Eğilin ekin biçek Bağlantı
Bağlantı Kızlar vakit geçiyor
Biz(i) ırgattan sayalar Bağlantı

Bağlantı

Kızlar kalıç atıyor

Bağlantı

Kolu kola çatıyor

Bağlantı

Kızlar çabuk olalım

Bağlantı

Kızlar güneş batıyor

Bağlantı [68]

(kalıç : orak)

ÇAY AŞAĞI İNERKEN

Çay aşağı inerken Çay aşağı çim tutar
Yaz gelir leylek yuva yapar gider Bağlantı
Kız gider oğlan gama bağlar gider
Yitirdim tabancamı İki gelin mum tutar

Bağlantı Bağlantı

Tabancamı ararken Güzelleri severken

Bağlantı Bağlantı

Ben buldum eğlencemi Çirkinleri huy tutar

Bağlantı Bağlantı[69]

HA UN ELE

Kapıda gümüş firke (de)
Dumanım direk direk (de ha ha da)
Ha yavruya hah ha da
Ha güzele hah ha da
Ha un ele hah ha da
Ha dönele ha
El yarine kavuşmuş (da)
Darısı bize felek (De hah ha da)

Bağlantı

Çıra çaktım yanmadı (da)
Meyil verdim alma (da hah ha da)

Bağlantı

Çok yalvardım Allah’a (da)
Duam kabul olmadı (da hah ha da)

Bağlantı

Çaya indim oturmam (da)
Elim suya batırmam (da hah ha da)

Bağlantı

Ben bir güzel kekliğim (de)
Her avcuyı tutulmam

Bağlantı[70]

i. İki bağlantılı türküler

OĞLAN GİDER İŞİNE

Oğlan gider işine
Yandım altun dişine
Bileydim nişanlısın
Hiç düşmezdim peşine

Al oğlan bu da sana
İçtiğin sular sana
Oğlan darılma bana
Beyaz gerdanım sana

Aman ilahi gelin
Sebebim sensin gelin
Ben bir gonca gül idim
Soldurdun beni gelin

Karşıda ot bitmez mi İndim kuyu dibine
Süpürseler gitmez mi Baktım suyun rengine
Bir yiğidin kazancı Anneler kız besliyor
On beş kıza yetmez mi Vermiyor sevdiğine

Bağlantı Bağlantı[71]

j. Bağlantıları mısra sonlarında olan türküler

DAR KÖPRÜDEN GEÇERKEN

Dar köprüden geçerken Uy aman yarim yar
Köprü salladı beni Oğlan oğlan nar danem oğlan bir danem oğlan
Ben ele varmaz idim Uy aman yarim
Ağam yolladı beni Oğlan oğlan nar danesiyim yarin bir danesiyim

Dar köprüden geçerken Uy aman yarim yar
Elim değdi eline Oğlan oğlan nar danem oğlan bir danem oğlan
Altın kemer takınmış Uy aman yarim
Yarim ince beline Oğlan oğlan nar danesiyim yarin bir danesiyim

Dar köprüden geçerken Uy aman yarim yar
Geldik omuz omuza Oğlan oğlan nar danem oğlan bir danem oğlan
Benden sana fayda yok Uy aman yarim
Yarim sen gelme bize Oğlan oğlan nar danesiyim yarin bir danesiyim[72]

5. KARŞILIKLI TÜRKÜLER

Türk şiirinin geleneği içinde karşılıklı şiir söyleme geleneği çok eskilere dayanır. İlk örneklerini Divanü Lügati’t-Türk’te gördüğümüz kış-yaz tartışması bunlardan biridir.[73]

Karşılıklı türküler, iki veya daha çok kişinin birbirlerini muhatap alarak söylediği türkülerdir. En fazla halk hikâyelerinde rastlanılır. Bu durumda konuları hikâyedeki sahneye göredir. Ekseriya, hikâye kahramanları olan kızla erkek arasında sevginin ön planda tutulduğu manzum konuşma şeklinde karşımıza çıkar.

Karşılıklı türkülerin bir çeşidi de atma türkü ya da atışma türkü lerdir. Trabzon’da bir kişinin karşısındaki kişi veya kişilere türkü söylemesine türkü atma, bunu söyleyene türkücü, karşılıklı türkü söylemeye atışma, hitap veya tilmih şeklinde olup karşılık beklenmeyen türkülere de takma türkü denir.[74]

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkan ve yörelere göre kesme türkü, karşı-beri, karşılama ve kovalama gibi adlarla da bilinen atma türküler özellikle düğün, yedi (düğün ertesi), ternek / vartivor (yayla eğlenceleri), bayramlar, şenlikler, imeceler veya uzun yayla yolculukları sırasında söylenirler.[75] İki grup veya iki kişi tarafından ortaya konulur. Önce yedi heceli manzum söz söyler. Bu manzum parça, genellikle iki mısra olmakla beraber, üçlük, dörtlük hatta bent şeklinde de olabilir. Karşı taraf, ilk şekle uygun tarzda cevap vermek zorundadır. Şairlerden biri cevapsız kalıncaya kadar türküye devam edilir. Cevap veremeyen tutulmuş (mat olmuş) sayılır. Karşılaşma çok uzun sürer ayakta daralma olursa, buna “Türkü çıkmaz yola düştü.” denir.[76] Bu durumda şairlerden birisi ayağı değiştirir, türküye devam edilir.

Atma türküler yapılarına göre iki, üç, dört ve diyalog şeklinde olmak üzere dörde ayrılır.

Atma türkülerin bir kısmı, ikiliklerle başlayıp üçlüklerle, dörtlüklerle başlayıp ikiliklerle devam eder, bir kısmı da altılıklarda kuruludur.

a. İki mısralık bentlerden ibaret atma türküler

Kafiye düzenleri: ab, cb, db, eb, fb… şeklindedir.

Ahmet: Şükrü:
Denizde buldum bir nar O cennet meyvasidur
Rızık insani arar Ye etmez sana zarar

Sağ solda iki melek Helâl Haram cem eder
Hayırı şerri yazar İnsanoğlu ki azar

Ecelin meft ki gelur Alt tarafı insana
Her bir düzeni bozar Lazım bir kulaç mezar

Beyitlerle söylenen atma türkülerden bazısı ardarda söylenmek suretiyle dörtlük meydana getirir.

Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

Seni bir sarraf istiyor vereyim mi

Kiz: Yok ana yok ana ben ona varmam

Sarrafin altini çoktur saydirir bana

Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

Seni bir bakkal istiyor vereyim mi

Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona

Bakkalin yemişi çoktur yedirir bana

Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

Seni bir kasap istiyor vereyim mi

Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona

Kasabin eti çoktur kiydirir bana

Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

Seni bir hallaç istiyor vereyim mi

Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona

Hallacin pamugu çoktur attirir bana

Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

Seni bir terzi istiyor vereyim ona

Kız: Yok ana yok ana ben varmam ona

Terzinin dikişi çoktur diktirir bana

Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

Seni bir çoban istiyor vereyim ona

Kız: Yok ana yok ana ben varmam ona

Çobanın nahiri çoktur otlatır bana

……..

Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

Seni bir kâtip istiyor vereyim ona

Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona

Kâtibin yazisi çoktur yazdirir bana

Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

Seni bir doktor istiyor vereyim ona

Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona

Doktorun ilaci çoktur içirir bana

Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım

Seni bir sarhoş istiyor vereyim ona

Kiz: He ana he ana varirim ona

Sarhoş içer içer sarilir bana [77]

b. Üç mısralık bentlerden ibaret atma türküler

Kafiye düzenleri: aab, ccb, ddb, eeb… şeklindedir.

Gelin Kaynana

Süpürmeden toz eder Öğle olmadan kalkmaz

İki de bir söz eder El alemden utanmaz

Kaynana kari kazuk Biz böyle uyumazuk

Ya dilini tutarsın Pişman olursun gene

Ya beni birakarsun Anla kendu kendune

Bi yere duramazuk Başuna vuramazuk [78]

c. Dört mısralık bentlerden ibaret atma türküler

Kafiye düzenleri : abcb, defe, ghih…, aaab, cccb, dddb… veya abbc, deef, ghhi.. şeklindedir.

Erkek: Kiz:

Atma turki atarum Deremenun olugi

Yüreguni yakarum Tikinedur tikine

Eski çaruklarumi Çok açma aguzuni

Bogazuna takarum Siçan düşer içine

Elume çifte kürek Uşak senun fesune

Karişturdum furuni Yama yaptum tersune

Çok açma aguzuni Seni bagliyacagum

Kirarum muncuruni Ahirun gerisine

Deremenun üstine Arkama sepetika

Taşlara bak taşlara Gidiyirum yapraga

Sen türki bilmiyisun Bi turki demegilen

Hadi ordan maskara Soktum seni topraga[79]

(deremen : degirmen, muncur : dudak, sepetika : küçük sepet)

Beyitler yahut dörtlükler şeklinde ortaya konulan karşılıklı türkülerin çoğu bir olaya bağlıdır. Şayet olay bilinirse türkü güzellik kazanır ve daha çok beğenilir.

d. Diyalog şeklinde atma türküler

DEMİRCİLER DEMİRİ NEYLE DÖĞERLER?

-Demirciler demiri nasil dögerler? -Kalaycilar kalayi nasil kalarlar?

-Şöyle dögerler, böyle dögerler. -Şöyle kalaylar, böyle kalaylar.

-Şöyle mi? -Şöyle mi?

-Şöyle. -Şöyle.

-Böyle mi? -Böyle mi?

-Böyle. -Böyle.

-Var yare söyle. -Var yare söyle.

-Oduncular odunu nasil keserler -Sobacilar sobayi nasil yaparlar?

-Şöyle keserler, böyle keserler. -Şöyle yaparlar, böyle yaparlar.

-Şöyle mi? -Şöyle mi?

-Şöyle. -Şöyle.

-Böyle mi? -Böyle mi?

-Böyle. -Böyle.

-Var yare söyle. -Var yare söyle.[80]

B. KONULARINA GÖRE TÜRKÜLER

Türküler bir fert tarafından ortaya konulan ve zamanla asil söyleyeni unutulan, şahsa veya topluma ait herhangi bir konuyu aksettiren eserlerdir. Bu konu, doğumdan ölüme kadar insani ilgilendiren ayrılık, aşk, düğün, deprem, kıtlık, sel vs. gibi felâketler, öldürme, eşkıyalık, savaş ve daha pek çok hadiseyi ve durum ihtiva eder mahiyettedir.

Ali Rıza Yalman (Yalkin) türküleri konularına göre altı gruba ayırır. 1. Öğüt, 2. Övüt (Bir olay veya kahramanin hikâyelerinden bahseden övgü parçalari), 3. Agit, 4. Yigit, 5. Yavuk (Sevgili, güzel), 6. Yagit (Karaçor / düşman) üstüne söylenmiş türküler.[81]

Cahit Öztelli, türküleri doğuş sebeplerine göre önce vakalı türküler (harp, isyan, kahramanlık, cinayet, eşkıyalık veya diğer hayat olayları…) ve hisli türküler (aşk, hasret, ölüm…) olarak ikiye ayırır ve şu şekilde bir gruplandırma yoluna gider:

1. Ninniler ve çocuk türküleri

2. Tabiat türküleri (Çoban türküleri),

3. Aşk türküleri,

4. Merasim / tören türküleri,

5. Iş türküleri,

6. Derebeyi, eşkiya ve cinsî türküler,

7. Kahramanlik türküleri

8. Ölüm türküleri (agitlar),

9. Mizahî türküler,

10. Karşilikli (muhavereli) türküler),

11. Oyun türküleri.[82]

Pertev Naili Boratav ise, konuya türkülerin konuları ve türkülerin kullanıldıkları yer açısından yaklaşır ve şu tasnifi yapar:

Konularına göre türküler:

1. Lirik türküler

a. Ninniler

b. Aşk türküleri

c. Gurbet türküleri, askerlik türküleri, hapishane türküleri

ç. Ağıtlar

d. Çeşitli başkaca duyguluk konular üzerine türküler

2. Taşlama, yergi ve güldürü türküleri

3. Anlatı türküleri

a. Efsane konulu türküler

b. Bölgelere ya da bireylere özgü konuları olan türküler

c. Tarihlik konuları alan türküler

Kullanıldıkları yere göre türküler

4. İş türküleri

5. Tören türküleri

a. bayram türküleri

b. Düğün türküleri

c. Dinlik ve mezheplik törenlere deggin türküler

ç. Ağıt töreninde söylenen türküler

6. Oyun ve dans türküleri

a. Çocuk oyunlarında söylenenler

b. Büyüklerin oyunlarında söylenenler[83]

A.Haydar Avcı da türküleri konularına göre şöyle tasnif etmiştir:

1. Aşk, sevda t.

2. Gurbet, ayrılık, hasret t.

3. Ağıt t.

4. Ninni yapısı gösteren t.

5. Mizahi t.- güldürücü t.

6. Eleştiri t. ve taşlamalar

7. İş ve meslek t.

8. Töre ve tören t. (. düğün t., b. Kına t.)

9. Olay t.

10. Tarihi t.

11. Eşkıya ve başkaldırı t.

12. Askerlik t.

13. Evlilik t.

14. Karşılıklı t.-atışma t.

15. Çocuk t.

16. Doğa t.

17. Hayvan t.

18. Öğretici ve öğüt verici t.

19. Oyun t.

20. Hapishane t.[84]

Bu tasniflere benzer daha pek çok araştırma yapılmıştır. Biz özellik göstermesi açısından yukarıdaki tasnifleri kaydetmeyi uygun gördük. Yapılan bütün tasnifleri göz önünde tutarak ve araştırmalarımıza dayanarak türküleri konularına göre şu şekilde tasnif ettik:

1. Tabiat Türküleri

2. Aşk Türküleri

3. Yiğitlik Türküleri ve Tarihi Olayları Konu Edinen Türküler

4. Tören Türküleri

a. Düğün Türküleri

aa. Kına Türküleri

ab. Baş Öğme / Duvak Türküleri

ac. Gelin Alma Türküleri

aç. Gelin karşılama türküleri

ad. Güvey Türküleri

ae. Halk Oyunlarında Türküler (Halay, Bar, Horon, Zeybek..)

b. Ayin-i cem Türküleri

c. Sayacı Türküleri

ç. Oturak Türküleri

5. Askerlik Türküleri

6. Yiyecekler Üzerine Söylenmiş Türküler

7. Hayvanlar Üzerine Söylenmiş Türküler

8. Olay Türküleri

9. Bitki ve Çiçeklerle İlgili Türküler

10. Satıcı Türküleri

11. Ekin Türküleri

12. Ramazan Davulcusu Türküleri

13. Kişiler Üzerine Söylenmiş Türküler

14. Keder, Dert ve Hastalık Türküleri

15. Gurbet ve Hasret Türküleri

16. Meslek ve iş Türküleri

17. Eşkıya Türküleri

18. Ölüm Türküleri (Ağıtlar)

19. Ninniler ve Çocuk türküleri

20. Hapishane Türküleri

21. Mizahî Türküler

22. Yergi Türküleri

23. Öğretici ve Öğüt Verici Türküler

……………………………………………………….

1. Tabiat Türküleri

Türk halk şiirinde işlenen konuların başında tabiat gelir. Lale, gül, sümbül, menevşe, çiğdem gibi çiçekler; dağlar, dereler, ırmaklar, ağaçlar ve kuşlar gibi tabiata ait varlıklar çeşitli vesilelerle sik sik dile getirilir. Koku ve güzellik yönüyle çiçekler, engelleyici vasfı ile dağlar, tez elden sevgiliye ulaşacak özellikte olan rüzgârlar veya turnalar, yanık ötüşüyle insanin duygularına tercüman olan bülbüller türkü söyleyenin meramını anlatmak için başvurduğu motiflerdir.

DAĞLAR

Senin yazın kışa benzer Selviye benzer meşesi

Bir sevdalı başa benzer Del’olup aşka düşesi

Çok içmiş sarhoşa benzer Top top olmuş menekşesi

Duman eksilmeyen dağlar Burcu burcu kokan dağlar

A dağlar ahulu dağlar Bağlantı

Eşinden ayrılan dağlar

Ben bu dağdan geldim geçtim Yükseklerde yurdun mu var

Acı tatlı suyun içtim Şahinleyin kurdun mu var

Ben yarimden ayrı düştüm Bencileyin derdin mi var

Gördünüz mü bakan dağlar Gözyaşları akan dağlar

Bağlantı Bağlantı [85]

YAYLA TÜRKÜSÜ

Güz gelende dağlara Yaylaların başına

Yayla kovanlar kalır Kar yağar ince ince

Dünyanın kanunu bu Nedense çok ağlarız

Seven seveni alır Yayladan ayrılınca

Yayla çimenlerine Yaylanın çimeninden

Otur güzelim otur Doymadım ey kız senden

Gönlün kimi severse Yer yağmurdan doyarsa

Dünya güzeli odur Ben de doyarım senden

Yaylanın düzlerine

Çiçekler dizi dizi

Seneye gelemezsek

Gelenler ansın bizi [86]

ÖTME BÜLBÜL

Bülbül niçin böyle feryad edersin Yenilendi yüreğimin yarası

Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ahla dolu yerin göğün arası

Varıp yad elere diller dökersin Kara yerde yatar canlar paresi

Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ötme bülbül ötme bağrımı deldin

Hey bülbül feryadın tâ arşa çıktı Öte öte üstümüzden geçersin

Nice yanmışların bağrını yaktı Eski yeni yaraları açarsın

Senin de yavrunu şahan mı kaptı Senin kanatların vardır uçarsın

Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ötme bülbül ötme bağrımı deldin

TURNALAR

İki turnam gelir aklı karalı İnme turnam inme sen bu pınara

Birin şahin vurmuş biri yaralı Avcı tuzak kurmuş var yolun ara

O yavruya sorun aslı nereli Cümlemizin işin Mevlâ’m onara

Katar katar olmuş gelir turnalar Bağlantı

Eğrim eğrimne hoş gelir turnalar

İnme turnam inme yolda kış olur İnme turnam inme haber sorayım

Bastığın yerler de donar taş olur Kanadın altına name sunayım

Böyle kalmaz elbet sonu hoş olur Nazlı cananımdan haber alayım

Bağlantı Bağlantı

(Eğrim eğrim : eğri büğrü, yan yan)

2. Aşk Türküleri

Coşkun lirizmle söylenmiş sevgi türküleridir. Daha ziyade sevgiliye duyulan özlem, kıskançlık, ayrılık, kavuşma gibi konular işlenir.Samimi lirizmin açıkça kendisini hissettirdiği bu türkülerde, genellikle sanat seviyesine ulaşılmış örnekler sergilenmiştir.

KALENİN ARDINDA

Kalenin ardında üç ağaç incir Kalenin ardında bir taş olaydım

Elimde kelepçe boynumda zincir Gelene geçene yoldaş olaydım

Çekme zincirleri kollarım incir Bacısı güzele kardaş olaydım

Atma bu taşları ben yaralıyam Bağlantı

Elalem al giymiş ben karalıyam

Kalenin ardında ben gördüm onu Kaleden kalaye şahin uçurdum

Mavidir şalvarı beyazdır donu Ah ile vah ile ömrüm geçirdim

El ne derse desin ben sevdim onu Yar bize gelende şerbet içirdim

Bağlantı Bağlantı

(don : elbise)

KÂTİP

Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur

Kâtibimin setresi uzun eteği çamur

Kâtip uykudan uyanmış gözleri mahmur

Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır

Kâtibime kolalı (da) gömlek ne güzel yakışır

Üsküdar’a gider iken bir mendil buldum

Mendilimin içine lokum doldurdum

Ben kâtibi arar iken yanımda buldum

Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır

Kâtibime kolalı (da) gömlek ne güzel yakışır

3. Yiğitlik Türküleri ve Tarihi Olayları Konu Edinen Türküler

Tarih boyu Asya, Avrupa ve Afrika’nın pek çok kısmında atıyla koşmadık yer bırakmayan Türk milleti, zaferden zafere koşarken yahut imkânsızlıklar yüzünden yaşanılan mağlubiyetler sırasında duygularını, heyecanlarını ve coşkularını da türkülerle dile getirmiştir. Ordudaki asker şairlerin, şiir ve türküleriyle askeri coşturup onları zafer için yüreklendirdiği nice türkü tespit edilemediği için maalesef günümüze kadar gelememiştir. Bu türkülerden bir kısmı adı unutulmuş şairlere aittir, bir kısmı ise, başta Köroğlu olmak üzere halk hikâyelerinden alınmıştır. Bu bakımdan teknik yönden biraz daha kuvvetlidirler. İnsanın içinde coşkun hareketlenmelere yol açan bu türkülerin bazıları oyun havası niteliğindedir. Yiğitlik edası taşımaları bakımından bu türkülerin marş olarak da söylendiği vakidir.

BUDİN*

Budin dedikleri Aksu’yun başı Cephane tutuştu aklımız şaştı

Kan ile yoğrulmuş toprağı taşı Selatin camisi havaya uçtu

Çerkes bayraktardır şehitler başı Askerin yarısı hep şehit düştü

Geldi küffar aldı kale-i Budin’i Geldi küffar aldı kale-i Budin’i

Aldı budin kalesini geçti bedeni Aldı budin kalesini geçti bedeni

Budin’in üstüne doğdu bir yıldız Budin dedikleri çepçevre meşe

Aldı hain küffar on iki bin kız Kurdunu kuşunu doyurduk leşe

Kimi kadı kimi müftü müderris Hüngür hüngür ağlar Genç Ali Paşa

Aman padişahım imdat umarız Geldi küffar aldı kale-i Budin’i

İmdatsız kaleye imdat bekleriz Aldı budin kalesini geçti bedeni

Budin’in içinde biz üç kız idik

Altun kafes içre besli kuzuyduk

Küffarın eline lâyık değildik

Geldi küffar aldı kale-i Budin’i

Aldı budin kalesini geçti bedeni[87]

HAVADA BULUT YOK

Havada bulut ok bu ne dumandır Kışlanın önünde redif sesi var

Mahlede ölüm yok bu ne şivandır Varın bakın çantasında nesi var

Şu Yemen elleri ne de yamandır Bir çift kundurayla bir de fesi var

Adı Yemen’dir gülü çemendir Bağlantı

Giden gelmiyor acep nedendir

Burası Muş’tur yolu yokuştur

Giden gelmiyor acep ne iştir

Kışlanın önünde üç ağaç incir Kışlanın önünde sıra söğütler

Kolumda kelepçe boynumda zincir Yüzbaşı binbaşı asker öğütler

Zincirin yerleri ne yaman sancır Yemen’e gidenler baba yiğitler

Bağlantı Bağlantı

Kışlanın önünde bir sürü kazlar Mardin kapısı’nda kelek bağlanmış

Ayağım yalnayak yüreğim sızlar Yemen’e gidenler yürek dağlamış

Yemen’e gidene ağlıyor kızlar Analar babalar kara bağlamış

Bağlantı Bağlantı[88]

(redif : Yedekte bekletilen orta yaş sınıfından ihtiyat kuvveti)

ESTERGON KALASI

Estergon kalası su başı durak

Kemirir gönlümü bir sinsi firak

Gönül yar peşinde yar ondan ırak

Akma Tuna akma ben bir dertliyim

Yar peşinde koşar kara bahtlıyım

Estergon kalesi su başı kaya Estergon kalesi su başı hisar

Kemirir gönlümü aşk denen belâ Kâfir bayrağını burcuna asar

Çektiğimi hoş gör gel etme cefa Baykuşlar çığrışır bülbüller susar

Bağlantı Bağlantı

Estergon kalesi su başı kale Estergon kalesi papazla doldu

Göklere ser çekmiş burçları hele Ay tutuldu güneş bulta girdi

Biz böyle kaleyi vermezdik ele Neneler karadan yaslar bağladı

Bağlantı Bağlantı [89]

PLEVNE

Tuna nehri akmam diyor Düşman Tuna’yı atladı

Etrafımı yıkmam diyor Karakolları yokladı

Şanı büyük Osman Paşa Osman Paşa’nın kolunda

Plevne’den çıkmam diyor Beş bin top birden patladı

Tuna nehri akar gider Kılıcımı çaldım taşa

Etrafını yıkar fider Taş yarıldı baştan başa

Şanlı Gazi Osman Paşa Şanı büyük Osman Paşa

Moskofları kırar gider Askerinle binler yaşa

Kahpe Moskof kesti yolu Bakın hele Balkanlara

Almak ister İstanbul’u Boyanmış hep al kanlara

Plevne bir toprak kala Benziyor Türk askerleri

Düşman sarmış sağı solu Ateş saçan volkanlara

Kapandı plevne yolu Irmak gibi aksın kanı

Düşman sardı sağı solu Bu uğurda verir canı

Askerim yok cephanem yok Plevne’den çıkmam diyor

Yetiş Süleyman Paşa kolu Türk’ün yüce kahramanı

Türk’e pusu kurdu Moskof Ağustosta açtı cengi

Bunca yiğit vurdu Moskof Görülmemiş daha dengi

Osman Paşa karşı durur Tuna’ya çok kan döküldü

Almak ister yurdu Moskof Kıpkırmızı oldu rengi [90]

SARI ZEYBEK

Sarı Zeybek şu dağlara yaslanır

Yağmur yağar silahları ıslanır

Deli gönül birgün olur uslanır

Yazık olsun telli doru şanına

Eğil bir bak mor cepkenin kanına

Şu dağları kara duman bürüdü

Üç yüz atlı beş yüz yaya yürüdü

Sarı Zeybek bu dünyada bir idi

Yazık olsun telli doru şanına

Eğil bir bak mor cepkenin kanına[91]

4. Tören Türküleri

Türk milleti köklü geleneklerine bağlı bir mellettir. Tarihin her devrinde, mevsim ve şartlara göre sıksık bir araya gelip eğlence düzenleyen halk, bu arada türküler söyleyip, oyunlar oynar. Çoğu yörelerde oyun ve türkü içiçedir. Oyunlar herhangi bir saz eşliğinde olabileceği gibi, sazsız da olabilir.

Toplu yapılan törenler sırasında söylenen türküler, kendi aralarında çeşitlilik gösterir. Bunları şöyle gruplandırabiliriz:

a. Düğün Türküleri

aa. Kına Türküleri

ab. Baş Öğme Türküleri

ac. Gelin Alma Türküleri

ad. Güvey Türküleri

ae. Oyun Türküleri

b. Ayin-i cem Türküleri

c. Sayacı Türküleri

ç. Oturak Türküleri

a. Düğün Türküleri

Düğünler daha ziyade insanların boş zamanlarına denk getirilerek yapılır. Bu da yaz tatiline veya kırsal kesimlerde iş bitimi mevsimi olan sonbahara rastlar. Düğün, folklorumuzda önemli bir yere sahiptir. Çünkü sünnet, askerlik ve evlenme hayatın önemli dönüm noktalarıdır. Bu yüzden halkımız düğünlere ayrı bir değer verir.

Düğünlerde eğlenme ve oyun başta gelir. Bu ortamı ise, genellikle bu işi meslek edinmiş mahalli sanatçılar sağlar. Hareketli türkülerle davetliler eğlendirilirken yerine göre uzun hava ve yanık ezgili türkülerle “of çektir”ilir, hatta gözyaşı döktürülür. Hüzünlü havalar içinde de en başta kına, baş öğme ve gelin alma türküleri gelir.

aa. Kına Türküleri

Türklerde düğün geleneğinin en fazla önem verildiği safhalardan birisi kına gecesidir. Kız evinde kına yakılacağı zaman geceye iştirak edenlerin duyguları doruğa ulaşır. Zira, bu sırada yanık ezgi ile kına ağıdı söylenir. Yöre neresi olursa olsun, kına türkülerinin / ağıtlarının ortak özelliği hepsinin de lirizm yüklü olması ve yanık ezgi ile söylenmesidir. Kına türkülerinin, insanın duygulanmasına sebep olan bir başka yönü de türkü metnindeki sözlerin orijinalliğidir. Bu türkülerde, kader ve baht konusu ön planda tutularak, geçmiş ve gelecekle ilgili düşünceler ve duygular ele alınır.

Ülkemizde, muhtelif yörelerde bu türkülere ve bu türküleri söylemeye; kına ağıtı, gelin ağıtı, ağıt havası, gelin ağlatma havası, gelin savusu, savu sağmak, gelin türküsü, gelin yası ve okşama[92] Ülkenin her yerinde kısmen farklı gelenekler içerisinde yapılan kına gecelerinde, farklı sözlerle söylenen kına türkülerinin ortak yönü, hepsinin de yanık ezgili olmasıdır. Bunun sebebi ise, ayrılık ve yukarıda söylediğimiz hususlardır.

SİVAS KINA GECESİ TÜRKÜSÜ

Çaktılar çaktılar çakmak taşını

Kurdular kurdular düğün aşını

Sesleyin gelinin bey kardaşını

Şen anam şen anam evin şen olsun

İşte ben gidiyom evin gen olsun

Ocağa koydular yufka sacını Ocakta kaynıyor helva tavası

Başıma koydular yufka tacını Dışarda çalıyor düğün havası

Çağırın çağırın kız kardaşını İçerde ağlıyor kızın anası

Bağlantı Bağlantı

Hepisi hepisi birden geldiler Baban Bursa’ya vardı mı

Dolu gibi dolu eve doldular Bursa kumaşı aldı mı

Anamı ağlatıp beni aldılar Gelin oluyor duydun mu

Bağlantı Bağlantı

Tuz kabını kardaş tuzsuz koyarlar Elek içinde valası

Koc’evi koc’evi ıssız koyarlar Kâğıt içinde kınası

Anayı babayı ıssız koyarlar Hani bu kızın anası

Bağlantı Bağlantı

Güveyi güveyi bahçede gezer Biner atın iyisine

Fesine fesine püsküller dizer Çıkar yolun kıyısına

Güveyi güveyi gelinden güzel Söyleyin bey dayısını

Bağlantı Bağlantı

Güveyi güveyi giydiği atlas Ana hamama vardın mı

Atlasa atlasa iğneler batmaz Yunduğu yeri gördün mü

Güveyi güveyi Allah’tan korkmaz Gelin olduğum bildin mi

Bağlantı Bağlantı

Baba çarşıya vardın mı Gelinciler geldiler

Gezdiğim yerleri gördün mü Atlarına bindiler

Bana bir şey aldın mı Gelini alıp gittiler

Bağlantı Bağlantı

Sırtımı verdiğim duvarlar

Elimi yuduğum pınarlar

Sallanıp gezdiğim odalar

Bağlantı

Genellikle bentler halinde olan kına gecesi türkülerinin dörtlüklerle hatta beyitlerle söylenmiş şekilleri de vardır. Aşağıda kaydettiğimiz iki örnek bu şekilde vücuda getirilmişlerdir. Yapısı dörtlük olan ağıtlar ekseriya mani tipindedir. Beyitlerle söylenen ağıtlarda her beyit kendi arasında kafiyelidir.

KINA TÜRKÜSÜ

Bu kıza gerek bir ana Bu kıza gerek bir baba

Ağlayalım yana yana Ağlayalım kaba kaba

İki gözüm hatun ana İki gözüm aslan baba

Gelin oldum gidiyorum Dayanamam kötü dile

Bu kıza gerek bir bacı Ana kızın çok mu idi

Ağlayalım acı acı Bir kız sana yük mü idi

İki gözüm hatun bacı Kırılası emmilerim

Vermen beni gurbet ele Hiç oğlunuz yok mu idi

Baba kadanı alayım Atladım geçtim Tuna’yı

Sakalına tel olayım Ağ ele yaktım kınayı

Kapında köle olayım Ağlatman hatun anayı

Verme beni gurbet ele Gider de geri gelirim

Atladım geçtim eşiği Gidiyorum elinizden

Sofrada buldum kaşığı Kurtulayım dilinizden

Evimizin yakışığı Yeşil başlı ördek olsam

İşte bindim gidiyorum Sular içmem gölünüzden

Elimi yuduğum arklar Kara koyun meler gelir

Belimi verdiğim dutlar Dağı taşı deler gelir

Silip süpürdüğüm yurtlar Kız anadan ayrılınca

İşte koyup gidiyorum Gör başına neler gelir

Evimizin önü kavak Kuru yere kazık çaktın

Dalın kırdım ufak ufak Batar gider demedin mi

Elim kına yüzüm duvak Gurbet ele bir kız verdin

İşte koydum gidiyorum Yiter gider demedin mi

Evimizin önü kazlar Emmimoğlunun inadı

Yel estikçe dalın düzler Keklik kafese tünedi

İzin verin eşi kızlar Kurban olam hatun teyzem

Kıza kına yakıcıyık Duyanlar bizi kınadı[93]

KINA TÜRKÜSÜ

Kız kına yakmaya geldik yakmaya Sabah seni göçürürler yurdundan

Yüzüğün takmaya geldik takmaya Anan baban deli olur derdinden

Dünürlerim geldi kondu tarlaya Ağla kızım ağla bugün günündür

Kılıçları yıldız gibi parlaya Sağ yanından tutan ağa kaynındır

Altın tas içinde kınan ezerler Dola dola buyük eve doldular

Ak gerdana inci mercan dizerler Büyük evin küçük kızın aldılar

Ağla kızım ağla metin olasın Atladı geçti eşiği eşiği

Yüksektir soyları hatun olasın Sofrada kaldı kaşığı kaşığı

Tuzun küleğini tuzsuz koyan kız Çamura taş atma batar da gider

Anayı babayı ıssız koyan kız Irağa kız verme iter de gider

…………………

Ağır yayığını yaydığım ana

Yaldız tereğini dizdiğim ana [94]

ab. Baş Öğme / Duvak Türküleri

Gelin türkülerinin bir başka çeşidi de baş öğme türküleridir. Bunlar, kına türkülerinden farklı ortamlarda dile getirilirler. Çeşitli yörelerde gelin öğme, kız öğme, duvak türküleri olarak da bilinen bu türküler, gelin evden ayrılmadan birkaç saat önce, giydirilirken ve süslenirken birkaç kadın tarafından söylenen türkülerdir. Yapı ve muhteva olarak kına gecesi türküleri / ağıtları ile benzerlik gösterirler. Genellikle bentler halindedirler.

Sivas İlbeyli yöresinde tespit ettiğimiz gelenek ve baş öğme türkü şu şekildedir:

Gelin evden ayrılacağı zaman iki kadın tarafından başı bağlanır. Kadınlardan birisi gelini giydirir, başını bağlar, diğeri de alını-yeşilini verir. Bu sırada içeri kimse alınmaz. Gelini giyindirip süsleyen kadınlar bir yandan da ağlaya ağlaya baş öğme türküsünü söylerler. Nihayet baş bağlanır. Kadınlar geline sarılıp tekrar ağlarlar. Bu arada gelinin başını bozmamaya dikkat ederler.

BAŞÖĞME TÜRKÜSÜ

Duvak alın köşk a(ğa)cına ulaştı
Kavim kardeş kuzu gibi meleşti
Bu ayrılık hep kızlara bulaştı

Ben gidem ben gidem evin şen olsun (Bağlantı)

Yaranım yoldaşım ağzım tatl’olsun

Babam kıratını çaya bağlasın
Kırat kişnedikçe anam ağlasın
Anamın kızı var beni neylesin

Hayvah hayvah ben anamdan ayrıldım (Bağlantı)

Eşim kızlar ben sizlerden yad oldum

Sel önünden devşirirler odunu Gelinciler salınarak geldiler
Yiyen bilir leblebinin tadını Dolu gibi avlumuza doldular
Bilemedik gelin kızın adını Anamın elinden beni aldılar

Bağlantı Bağlantı

Anamı anamı benim anamı Anam kirmenini alsın eline
Sancı tutsun nikâh kıyan imemı Babam dağarcığın sarsın beline
Çarşamba gecesi yaktım kınamı Çıksın baksın gurbet elin yoluna

Bağlantı Bağlantı

Yıldız Dağı derler bir dağ ışılar Atlar vurdular yaldızlı gemler
Geyik kuzusunu almış moşular Anamın gününde sürdüğüm demler
Ben’anamdan ayırdılar komşular Sabah olur götürürler zalimler

Bağlantı Bağlantı

Atlar eğerlendi bineğin ister Dolu geldi dereleri coşurdu
Kuşlar havalandı döneğin ister Kâdir Mevlâ’m tebdilimi şaşırdı
Anası babası konağın ister Kara yazı gurbet ele düşürdü

Bağlantı Bağlantı

Görünüyor bizim elin taşları Görünmüyor bizim elin söğüdü
Yaslı yaslı ötüşüyor kuşları Ben gelirken ekipleri yog idi
Anamın babamın ihmal işleri Kirildi mi bizim elin yiğidi

Bağlantı Bağlantı

Kapları yuyamam elim yağ olur Tuz küleklerini tuzsuz koyan kız
Irafa koyamam elim yorulur Anayı babayı issiz koyan kız
Dışarı çıkamam kaynım darılır Evini barkını sessiz koyan kız

Bağlantı Bağlantı

Gurbete gidenin bağrı taş gerek
Altı arap atlı beş kardaş gerek
Her zaman her daim gönlü hoş gerek

Bağlantı[95]

ac. Gelin Alma Türküleri

Düğün günü gelin kızın evden ayrılması ani, gerek kız gerekse orada bulunanlar için oldukça acili bir andır. Bu sırada hayaller, hatıralar, beklentiler, ayrılık ve ümit gibi duyguları hep birbirine karışır. Bir yandan zurnanın yanık yanık çalan gelin alma havası, bir yandan da söylenen türküler herkesi hüzünlü bir havaya sokar.

Gelin alma türkülerinde, her ne kadar lirizm hakim ise de öğüt niteliğinde mesajlar da bulunur.

DÜNÜRCÜLER GELDİ

Dünürcüler geldi sıra sıra dizildi
Altın tas içinde kınam ezildi
Alnımıza böyle yazı yazıldı

İşte ben giderim şen olsun eviz

Ben gittikten sonra gen olsun eviz

Çegile taş atma batar da gider
Uzağa kız verme (anam) iter de gider
Anayı babayı (anam) atar da gider

Bağlantı

Elimi attım asma terekler
Belim yasladığım asma direkler
Ahırda iniler çifte medekler

Bağlantı (Özbek, 412-413)

(gen : geniş, çegil : tahil yigini, terek : raf, medek : manda, manda yavrusu)

aç. Gelin Karşılama Türküleri

Trabzon’da, perşembe günü gelin evden alınır, oğlan evine getirilir. Bu sırada yörede “gelin karşılama” havası olarak bilinen türkü okunur.

GELİN KARŞILAMASI

Hoş geldin âdem ilen Hoş geldin hoş oturdun
Uğurlar kadem ilen Dolu bade getirdin
Yar seni beslemeli Bu aftos meclisidir
Cevizli badem ilen Ne getirdin oturdun

Hoş geldin hanemize
Dert saldın yaremize
Senin gibi bir güzel
Girmiştir aremize[96]

ad. Güvey Türküleri

Her ne kadar gelinle ilgili türkülerimiz çoğunlukta ise de yurdun muhtelif yörelerinde güveyiler / damatlar için de söylenen türkülerimiz vardır. Gelin türküleri gibi yanık ezgi ile söylenmezler.

GÜVEYİ TÜRKÜSÜ

Yatsıya varmadan güveyi koyarlar
Zengini zengine arar da bulurlar
Öksüzün nikâhın yolda kıyarlar
Yatsıya varmadan güveyi koyarlar

Yar yardan ayrıldı
Yar bana darıldı
Vah vah küstü darıldı

Dereden dereye urgan gererler
Urganın üstüne yorgan sererler
Güzeli candan severler
Çirkini baştan savarlar

Haydi boylu güzelim
Nereleri gezelim
Vah vah dağlara gidelim (Özbek, 416)

ae. Oyun Türküleri

Kültürümüzde oyun ve müzik içiçedir. Oyunlar, yörelere göre çeşitli adlar alırlar. Halay, bar, horon, zeybek bunlardan bazılarıdır. Oyunlar genellikle davul-zurna, bağlama, kemençe, cümbüş, keman, ud, kanun, tef, darbuka, klarnet gibi sazlar eşliğinde oynanır. Bu arada türküler söylenir. Kimi yörelerde ise (Yozgat gibi…) sazsız oyunlar vardır. Oyuncular yan yana yahut karşı karşıya geçerek türkü söyleyip, müziğin yapısına göre çeşitli figürlerle oyunlarını sergilerler. Bunların çoğu mani katarlarıyla vücuda getirilmiştir. Ayrıca bir olay sonrası ortaya çıkmış oyun ve türkü sözlerinin de var olduğunu da unutmamak gerekir. TRT Repertuarındaki türküler içinde oyun türküleri bir hayli yekün tutar.

MİSKET (Ankara)

Güvercin uçuverdi
Kanadın açıverdi (ben yandım aman)
Elin oğlu değil mi (aman aman)
Sevdi de kaçıverdi

A benim aslan yarim
Dağlara yaslan yarim
Dağlar cefa götürmez
Sineme yaslan yarim

Güvercinim uyur mu
Çağırsam uyanır mı (ben yandım aman)
Misket orda ben burda (aman aman)
Buna can dayanır mı

A benim hacı yarim
Başımın tacı yarim
Eller bana acımaz
Sen bari acı yarim [97]

ŞEKER OĞLAN

Kayada gezen oğlan Kayadan bakan oğlan
Edası güzel oğlan Kâkülü sarkan oğlan

Beni sana vermezler Gece gelme gündüz gel

Sar’altın kazan oğlan Horozdan korkan oğlan

Aman şeker oğlan Bağlantı
Yandım şeker oğlan
Anasına küsmüş
Damda yatar oğlan

Kayaya koydum kutu
Herkes yarine mutu
Gelinler tatlı yesin
Kaynana semizotu

Bağlantı[98]

İĞDELİ GELİN
Kız pınar başında testi doldurur Kız pınar başında yatmış uyumuş
Testinin kulpuna şahin kondurur Elâ gözlerini uyku bürümüş

Kız senin bakışın beni öldürür Evvel küçük imiş şimdi büyümüş

Derdimin dermanı iğdeli gelin Bağlantı

İğdesin aldırmış sevdalı gelin

Evlerinin önü bulgur sokusu Evlerinin önü iğde değil mi

Sokudan geliyor yarin kokusu İğdenin dalları yerde değil mi

Kendi küçük ama cilve kutusu Benim sevdiceğim burda değil mi

Bağlantı Bağlantı[99]

BİRİNİ DE YAVRUM BİRİNİ

Birini de yavrum birini Çiftini de yavrum çiftini

Harmana serdim kilimi Geliver de çifteli çifteli

Takıver de zillerin birini Takıver de zillerin çiftini

Dönüver de maydan senindir Bağlantı

Üçünü de yavrum üçünü Merdini de yavrum merdini

Yaylada gördüm göçünü Kim bilir kimin derdini

Takıver de zillerin üçünü Takıver de zillerin dördünü

Bağlantı Bağlantı[100]

ÇÖKERTME (Muğla)

Çökertme’den çıktım (Hallil’im aman) başım selamet

Bitez de yalısına varamadan (Halil’im aman) koptu kıyamet

Arkadaşım İbram Çavuş Allah’ına emanet

Burası da asbat deyil (Halil’im aman) Bitez yaylası

Ciğerime ateş saldı aman kurşun yarası

Güverteden gezerken (Halil’im aman) kunduram kaydı

İpekli de mendilimi (Halil’im aman) ürüzgâr aldı

Çakır da gözlü Gülsüm’ü kolcular aldı

Bağlantı

Gidelim Halil’im (Halil’im aman) Çökertme”ye varalım

Kolcular görürse (Halil’im aman) nere kaçalım

Teslim olmayalım Halil’im ateş açalim

Bağlantı[101]

ÇAYDA ÇIRA YANIYOR

Çayda-çıra yanıyor Çayda-çıra yüz çıra

Ay tutulmuş sanıyor Yandılar sıra sıra

Yavaş oyna güzelim Gelin keklik ben avcı

Herkes seni tanıyor Giderim ardı sıra

Ay tutulmuş kararmış Hayda-çıra yanıyor

Gelin hanim sararmış Humar göz uyanıyor

Nine mumları getir Fitil çifte yara bir

Oğlun hulku daralmış Yürek mi dayanıyor

Çayda-çıra yakarım Yanar çayda-çıralar

Yar yoluna bakarım Kızlar oyun sıralar

Bir yüz görümlüğüne Gelin hanim gelince

Beşi-birlik takarım Tefçi alır paralar [102]

(hulk : bogaz)

b. Ayin-i cem Türküleri

Ayin-i Cem, galat olup asli Aynü’l-Cem’ dir[103]. Ayin-i Cem yahut Aynü’l Cem Toplanti Töresi demektir.

Alevî-Bektaşî toplantılarında yapılan bu törenler, tarikate birinin yeni girmesi veya bir ulu kişinin anılması vesilesi ile düzenlenir. Cemlerde kurbanlar kesilir, içki içilir, sazla deyişler, nefesler söylenir ve sema (semah) yapılır[104]. Töreni, “yol, sürek, töre” denilen kaideler çerçevesinde, pir veya mürşid diye bilinen “Dede” ler yürütür.

Cemin belli bir yerinde okunan deyiş, buyruk ve nefesleri “sazandar” lar söylerler. Bazı köylerde cemler, dedenin saz çalması suretiyle başlar. Cemlerde Bektaşî şairlerinin şiirleri icra edilir. Bu şiirler, tarikatin düşünce, inanç ve dünya görüşünü yansıtan nutuk, devriye, nefes.. gibi şiirlerdir. Bektaşi şiirlerinde konulardan şunlar ağırlıktadır: Hz. Ali, On İki İmam ve menkıbeleri, Bektaşî Velileri ve menkıbeleri, Bektaşîliğe ait inançlar, Bektaşî erkan ve âdetleri, dünyaya bağlılık şiirleri[105].

Cem sırasında okunen ezgili parçaların hemen hemen hepsinin sahibi bellidir. Bu parçalar daha ziyade, Şah Hatayi, Nesimi, Seyyid Seyfullah Nizamoğlu, Kul Himmet ve Pir Sultan’a ait eserler olduğundan yani anonim olmadıklarından buraya örnek almıyoruz.

c. Sayacı Türküleri

Saya (Gezme-Günü-Bayramı) koyunların kuzulamasından elli gün kadar önce, İç Anadolu’da ve bilhassa Doğu Anadolu’da yaşatılan geleneklerdendir. Saya töreni sırasında çocuklar grup halinde toplanır. İçlerinden birini çoban seçip elini yüzünü siyaha boyarlar. Başına keçeden yapılmış uzun külah örterler. Göğsüne omuzuna irili ufaklı çanlar takarlar. çoban salınarak, sağa sola yatarak yürür. Grup olan çocuklar, ev ev dolaşır. Çoban, uğradıkları evin kapısı önüne yatar; un, bulgur, yağ, pekmez, şeker, bal, üzüm, incir, peynir veya para alıncaya kadar kalkmaz. Toplanan malzemelerden pilav, yemek ve helva yapılır ve bunlar topluca yenilir. Saya dolaşırken, uğranılan evlerde aşağıdaki türkü okunur.

SAYA TÜRKÜSÜ

Hey hayadan hayadan Aman karabaş koyun

Yılan çıktı kayadan Karlı dağlar aş koyun

Acımızdan gelmedik Ay karanlık gecede

Töremiz var sayadan Çobana yoldaş koyun

Elli günü sayasın

Gümbür gümbür yayasın

Foşur foşur sağasın

Şu oğluma (Şu kızıma) diyesin [106]

BAHÇEDE BARIM KALDI

Bahçede barım kaldı Bizim bayram ne zaman

Hayvada narım kaldı Elli gün kaldı heman

Ana bacı el atın Elli gün gelsin geçsin

Hurcunum yarım kaldı Sevinir uşak çoban

Elli günü say otur Dildökümü bin olsun

Karmala kuzu getir Veren evler şen olsun

Kentin ağa bacısı Sevindirin bizleri

Bizlere azık getir Gününüz ağ gün olsun

Veren eller sağ olsun

Damağınız çağ olsun

Sayacıyı sayanın

Oğlu kızı çoğ olsun [107]

(bar : meyve, hurc : heybe, karmalamak : elle kavrayıp kaldırmak, dildökümü : “Kuzu ayı” denilen Mart, damak : keyf, lezzet, huzur, çağ : sevinç, neş’e)

ç. Oturak Türküleri

Anadolu’da halk dayanışma, yardımlaşma, kaynaşma ve dostluk kurup pekiştirmek amacıyla zaman zaman bir araya gelirler. Bu ekseriya ekim ayından bahara kadar icra edilir. Toplantılara, muhtelif yörelere göre farklı isimler verilir. Sözgelişi; Çankırı, Gerede’de sohbet, fırıttım, Safranbolu, Bartın, Kütahya, Kastamonu, Bolu ve Konya’da muhabbet, gezek, sıra, perde, arfane, birikme, oturak, Van’da oturmak, Ankara’da cümbüş, Antalya ve Isparta’da kef, keyif, Balıkesir Edremit’te oda teşkilatı, Dursunbey’de barana / sohbet sözleri verilen adlardan bazılarıdır.[108] Barana /Oturak toplantısına gelecek olanda sağlam kişilik aranır. Söz ve yaşayışıyla toplumda kendisine yer etmiş kişiler bu toplantıda sık sık bir araya gelerek sohbet eder, oyunlar oynar, türküler söylerler.

Aşağıya kaydettiğimiz Sohbet Övme Türküsü söylenen türkülerden biridir. Bu türkü ile sohbete son verilir ve bir sonraki sohbetin kimin evinde kalacağı tayin edilir.

SOHBET ÖVME TÜRKÜSÜ

Uzunçarşı baştan başa Eşeğim gelir odundun

Keklik seker taştan taşa Yemeğin yenmez tadından

Geçmiş olsun (…) Paşa Yahnisi koyun budundan

Sevdiğim bir o sardığım bir o Bağlantı

Olacak sohbet senindir

Senindir gerçek senindir

Papuçların muştası Kızıl üzüm turşusu

Karşısındadır ustası Yüzüne vurmuş ekşisi

Bunlar saraylı hastası (…) Bey’in has komşusu

Bağlantı Bağlantı

Koyun gelir kuzu ile Uzunçarşı baştan başa

Ayağının tozu ile Keklik seker taştan taşa

On beş ahbap sözü ile Kadem ola (…) Paşa

Bağlantı Bağlantı[109]

5. Askerlik Türküleri

Askere yolcu etme, sıladakilerin gözleri yolda asker beklemeleri, askerlerin tezkereyi iple çekmeleri, seferberlik türküleri, asere gidip gelmeyen yiğitler için söylenmiş türküler bu çerçevede ele alınabilir.

ASKER YOLU BEKLERİM

Asker yolu beklerim

Günü güne eklerim

Sen git yarim talime de

Ben burayı beklerim

Mendilimde gül oya

Gülmedim doya doya

Asker yolu beklerim de

Günleri saya saya

Pilav bişirdim yavan (da) Sucu sucu suyunan

Üstüne kıydım soğan Soğan acısıyınan

Yatağına uzanmış (da) Küsüdüm de barıştım

Uyan askerim uyan Yarin bacısıyınan

Bağlantı Bağlantı[110]

ASKER UĞURLAMA TÜRKÜSÜ

Asker bayrağını kuma dikmişler Bizim bayrağımız kanlı yazılı

Küçücük yarimi asker etmişler Üzerinde ay yıldızı dizili

Almışlar gitmişler bilmem n’etmişler Askere gidenler körpe kuzulu

Güle güle hasret benden yar sana Güle güle hasret benden yar sana

Kapıda bağlıdır kınalı koçum Yaptıralım kahveleri hanları

İzine gelirsen yar senin için Kaldıralım kasaveti gamları

Sinemde saklıdır verdiğin saçın Dolanır da yar sılaya gelirse

Güle güle hasret benden yar sana Kestiririm çifte kurbanları [111]

BİR MEKTUP YAZDIM

Bir mektup yazdım da posta almadı Tel çekmiştim giden ayın üçüne

Cevap beklemeye sabrım kalmadı Cevap gelmez korku düştü içime

Firar edecektim param kalmadı Karıştır çantayı bir bak içine

Sevdiğimden mektup var mı postacı Sevdiğimden mektup var mı postacı

Trenin yolları demir değil mi Ömrümün kervanı tünele daldı

Askere verilen emir değil mi Sandım ki gönlümün gülleri soldu

Çileye katlanmak ömür değil mi En fazla yarimi göresim geldi

Sevdiğimden haber var mı pastacı Sevdiğimden haber var mı postacı [112]

6. Yiyecekler Üzerine Söylenmiş Türküler

ÇİĞ KÖFTE

Çiğ köfteler ne acı Çiğ köfte dama kaçtı

Ayran bunun ilacı Ayran peşine düştü

Çok yoğur gelin bacı Çok yedim karnım şişti

İlle canım çigğ köfte İlle canım çigğ köfte

Çiğ köfteyi yoğuran Çiğ kögtenin bulguru

Yemez bunu doyuran Boğazdan geçmez kuru

Bol ayran taze soğan Bacım ayranın duru

İlle canım çigğ köfte İlle canım çigğ köfte

Servi kavak uzun uzun

Yaprakları düzüm düzüm

Ev sahibi ik gözüm

İlle canım çiğ köfte [113]

7. Hayvanlar Üzerine Söylenmiş Türküler

HOROZ

Horoz değil katır idi Horoz değil kuzu idi

Dağdan odun getirirdi Mahallenin kızı idi

Her işleri bitirirdi Bir köylünün sözü idi

Kuşum civcivi cak oldu Bağlantı

Çil horozum yok oldu

Tekkesi var elim gibi Kırk tavuğun kocasıydı

Kanadı var kilim gibi Piliçlerin babasıydı

Ayağı var belim gibi Mahallenin hocasıydı

Bağlantı Bağlantı

Sabahtan erken kalkardı Horozumu şaşırdılar

Kuyruğu dala dikerdi Odamdan dama aşırdılar

Yedi köye hükmederdi Suyuna bulgur pişirdiler

Bağlantı Bağlantı

Horoz değil deve idi Çimenlerde yayılırdı

Ön dişleri geve idi Tilki görünce bayılırdı

Yedi tavuğu sever idi Çok ünlüydü sayılırdı

Bağlantı Bağlantı

Bu horoz değil de arslan Çil horozum yağlı idi

Su içerdi altın tastan Şam dalında bağlı idi

Yeni ayrıldındı dosttan Çil horozun oğlu idi

Bağlantı Bağlantı [114]

PİŞİGE VURDUM TAŞINAN

Pisige vurdum taşınan

Gözleri doldu yaşınan

Kebabı yuttu şişinen

Ev harabın pişiği

Tezharabın pişiği

Pisik de değil kendisi

Ay havar havar havar

Onların kastı bende var

Hastayım vay başım döner

Pisiğin gözleri ala Pisigin gözleri sarı

Başına yığmış beş bela Kavurmayı etmiş yarı

Beşinden de bir kala Pastırmaya degme bari

Bağlantı Bağlantı[115]

(pisig / pişig : kedi)

SIÇAN TÜRKÜSÜ

Bizim sıçan rafta gezer Bizim sıçan takır tukur

Pissiğin bağrını ezer Sanırsın bir nallı katır

Bulgura karanfil dizer Fakat bilmez gönül hatır

Hatırl’olmuş bizim sıçan Hatırl’olmuş bizim sıçan

Bizim sıçan evlenici

Parası çok hak verici

Dükkânlardan un alıcı

Çalgıc’olmuş bizim sıçan[116]

8. Olay Türküleri

Türkülerin pekçoğu herhangi bir olay sonrası ortaya çıkmıştır. Gurbet, hasret, ölüm, öldürme, felâketler, sevinçler vs gibi çeşitli olayların her biri, bir türküye konu olmuştur. Sayısız örnekleri olan olaya bağlı türküler, şayet hikâyesi biliniyorsa, insanlar üzerinde daha fazla etki bırakırlar.

YÜKSEK YÜKSEK TEPELERE

Malkara köylerinden olan Zeynep, uzak bir köyden olan Ali isminde bir delikanlıya verilir. Zeynep, yedi yıl baba evine hasret kalır. Yüksek bir tepeye çıkıp içinin acısıyla derdini dile getirir ve şunları söyler:

Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar

Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler

Annesinin bir tanesini hor görmesinler

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim

Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

Babamın bir atı olsa binse de gelse

Annemin yelkeni olsa açsa da gelse

Kardeşlerim yollarımı bilse de gelse

Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim

Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim

Zeynep yataklara düşer. Baba evine haber gönderilir. Anası-babası altı günlük yolculuktan sonra kızlarının yanına ancak gelebilirler. Ne çare ki, kızları ölüm döşeğindedir. Zeynep, anası babasıyla hasretini giderdikten sonra, son nefesi verir.[117]

9. Bitki ve Çiçeklerle İlgili Türküler

ÇİĞDEM DER Kİ BEN ELÂYIM

Çiğdem der ki ben elâyım Nevruz der ki ben nazlıyım

Yiğit başına belâyım Sarp kayalarda gizliyim

Hepisinden ben alâyım Mavi donlu gök gözlüyüm

Benden âlâ çiçek var mı Benden âlâ çiçek var mı

Al baharlı mavi dağlar Bağlantı

Yarim gurbet elda ağlar

Lale der ki hey hey tanrı Sümbül der ki boynum uzun

Benim boynum neden eğri Yapraklarım düzüm düzüm

Yardan ayrı düştüm gayrı Beni ak gerdana dizin

Benden âlâ çiçek var mı Benden âlâ çiçek var mı

Al baharlı mavi dağlar Bağlantı[118]

Yarim gurbet elda ağlar

Bu türkünün bir varyantı da şu şekildedir:

Lale der ki ben laleyim Yasemin der boynum uzun

Kanadım altı karayım Çiçeklere yoktur sözüm

Cümle çiçekten alâyım Kibarlardır iki gözüm

Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler

Nergis der ki ben nazlıyım Çiğdem der ki ben alâyım

Sarp kayalarda gizliyim Yiğit başına belâyım

Mavi donlu gök gözlüyüm Hepisinden ben alâyım

Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler

Menevşe der hey hey tanrı Beyaz gül der ben beyazım

Benim niye boynum eğri Gece gündüzden ayazım

Yardan ayrı düştüm gayrı Cümle çiçeklerden azam

Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler

Pembe gül der ben güzelim Reyhan eydür sözüm haktır

Yanakta bade süzerim Cümle çiçekler ahmaktır

Kibar ellerde gezerim Hepimiz de bir topraktır

Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler [119]

MADIMAK

Madımak bitti m’ola Madımağın alları

Yolları tuttu m’ola Tuttu m’ola yolları

Ela gözlü nazlı yar Hiç aklımdan çıkmıyor

Beni unuttu m’ola Yarin tatlı dilleri

Ah madımak madımak Bağlanatı

Yar madımak madımak

Dön de bir yol beri bak

Madımak kurutmadım Madımak biter oldu

Yar seni unutmadım Yolları tutar oldu

Hatırını saydım da Kömür gözlü sevdiğim

Üstüne yar tutmadım Gözümde tüter oldu

Bağlantı Bağlantı[120]

10. Satıcı Türküleri

KİLCİ TÜRKÜSÜ

Saçın temizliği ve bakımı için kullanılan killer, Anadolu’da yeşil veya kırmızı renkte kil satılırdı. Kilciler, eşeklerine yükledikleri killeri mahallelerde, bilhassa kadın hamamları önlerinde, türküler söyleyerek killerini daha kolay satma imkânı bulurdu.

KİLCİ TÜRKÜSÜ

Hamamın kapısı keçeli Hamamın kapısı tahta

Hamamcı yüzü peçeli Yüzüğümüz kaldı tasta

Kilci oğlan gel içeri Kilcinin eşeği hasta

Kil isteyen hanımlar Bağlantı

Kil alan var mı

Eşeğimin boynu çanlı Eşeğimin burnu huzzem

Dört ayağı gümüş nallı Gel oğlan yanıma uzan

Hamamcı pek fakir hallı (Şimdi) gelir aramızı bozan

Bağlantı Bağlantı

Kimi zaman kilci ile kadınlar birbirlerine karşılık verirler.

Kadınlar: Kilci:

Kilci emmi gel buraya Eşeğim varmaz oraya

Bir batmanı kaç liraya Bir oraya bir buraya

Düşman girmesin araya Üç batmanı beş paraya

Bağlantı Bağlantı

Kilci emmi işte hamam Ben bir fakir kilci oğlan

Tasım tarağım tamam Hamamcıya denk olamam

Gitme sensiz duramam Sonra ne der annen baban

Bağlantı Bağlantı[121]

11. Ekin Türküleri

Divriği’de Ekin yolan / biçen kişilerin daha iyi çalişmasi için güzel sesli olanlar tarafindan söylenen türkülerdir. Karşilik olarak söylenen bu türkülere “çifte” denir.

Ağarmış arpası fiği kurumuş

Benim yarim dere dere yorulmuş

Ey yar benim gönlüm sana vurulmuş

Gel otur yanıma yar n’olur n’olur

Akşam olup gölge köye dönünce

Saçinin ucuna belik örünce

Ekin bitip irgat köye dönünce

Biraz da dertleşek yar n’olur n’olur

Su yolunda ben o yare kavuştum

Yar aşagi ben yukari savuştum

Kaç gündür küsülüyüm o yar ile

Öptüm yanagindan yine bariştim [122]

12. Ramazan Davulcusu Türküleri

BESMELEYLE ÇIKTIM YOLA

Besmeleyle çiktim yola Yagmur yagar dolu dolu

Selâm verdim saga sola Uzaktir Kabe’nin yolu

İki gözüm Hasan Efendi Bu aylarda oruç tutan

Ramazan şerifleriniz mübarek ola Allah’ın sevgili kulu

Evlerinin önü iğde Davuluma vurdum turayı

İğdenin dalları yerde Dolandım geldim burayı

Ratip Efendi’yi sorarsan İki gözüm Tahir Efendi

mavi boyalı yeni evde Bugün bırakmam bu sırayı [123]

13. Kişiler Üzerine Söylenmiş Türküler

HEKİMOĞLU

Hekimoğlu derler benim aslıma

Aynalı martin yaptırdım kendi neslime

Hekimoğlu derler ufak bir uşak

Bir omuzdan bir omuza on arma fişek

Konaklar yaptırdım mermer direkli

Hekimoğlu dediğin de aslan yürekli

Konaklar yaptırdım döşedemedim

Ünye Fatsa bir oldu da baş edemedim

Ünye Fatsa arası Ordu da kuruldu

Hekimoğlu dediğin o da vuruldu [124]

14. Keder, Dert ve Hastalık Türküleri

BİR OF ÇEKSEM

Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır

Bugün posta günü canım sıkılır

Ellerin mektubu gelmiş okunur

Benim yüreğime hançer sokulur

Bir of çeksem karşıki dağlar iniler

İflah etmez bu dert beni yeniler [125]

BURÇAK TARLASI

Sabahınan kalktım südü pişirdim

Südün köpüğünü yar yar yere taşırdım

Kaynanamdan korktum aklım şaşırdım

Ah ne yaman da zorumuş burçak tarlası

Burçak tarlasında yar yar gelin olması

Sabahınan kalktım ezan da sesi var

Ezan sesi değil burçak yası var

Sorun şu adamın kaç tarlası var

Bağlantı

Elimi salladım değdi dikene

İlahi kayınbaba ömrün tükene

İntizar ekerim burçak ekene

Bağlantı

Elimin kınasın ezdirmediler

Gözümün sürmesin süzdürmediler

Burçak tarlasında gezdirmediler

Bağlantı [126]

HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI

Hastane önünde incir ağacı annem ağacı

Doktor bulamadı bana ilacı annem ilacı

Baştabib geliyor zehirden acı annem vay acı

Garip kaldım yüreğime derdoldu annem derdoldu

Ellerin vatanı bana yurdoldu annem yurdoldu

Mezarımı kazın bayıra düze annem vay düze

Yönünü çevirin sıladan yüze annem vay yüze

Benden selâm söylen sevdiğimize sevdiğimize

Bağlantı[127]

15. Gurbet ve Hasret Türküleri

KIŞLANIN ÖNÜNDE

Kışlanın önünde bir yeşil direk Çarşıdan aldım da el kadar astar

Çalınır çalgılar dayanmaz yürek Nerde güzel görsem kocası asker

Sılaya varmaya çok ömür gerek Beşikte yavrular babasın ister

Sılaya gel nazlı yarim sılaya Bağlantı

Sabahtan sabaha okunur ezan

Okumak bilemem okuyam yazam

Yaz mektup sevdiğim postaya bırak

Bağlantı [128]

HASRET TÜRKÜSÜ

Her zaman ağladım ben de burada İndiğin yere de dikersin direk

Ben ölürsem sen erersin murada Hey zalim gurbetlik koymadı yürek

Yavrular babasın ister sılada Türkiye değil ki yolunu bilek

Durma yarim durma gel sılamıza Bağlantı

Sarardı benzim de kalmadı kanım

Kalkmıyor gönlümden kederim gamım

Gurbet elde gezer o nazlı yarim

Bağlantı[129]

16. Meslek ve İş Türküleri

BERBER VER AYNAYI BAKAYIM

Berber ver aynaya bakayım Berber dükkânı kilidi

Üstüme güller takayım Akşamdan gelen kim idi

Güzel isen gel bakayım Vallahi berber değildi

Aman berber Bağlantı

Göğsü mermer

Yanağı aller

Dudağı baller of

Berber bayıldı Leylâ’m

Berber dükkânı bucakta Berber dükkânına vardım

Rakısı kaynar ocakta Sol kolumdan bir kan aldım

Berber güzeli sıcakta Neşteri gördüm bayıldım

Bağlantı Bağlantı[130]

ÇULHA TÜRKÜSÜ

Ayağımın altı çukur Donluğumun yüzü aktır

Makarası Kur’an okur Dokumanın kalbi paktır

Çulhalar Fatiha okur Çulhalara Fatiha haktır

Ne helâldir bu çulhalık Ne helâldir bu çulhalık

Masaramda ip uzanır Çıkrığımın iği demir

Bilmeyen canlar özenir Eğirelim gınır gınır

Çulhalar altun kazanır Bu iş bize Hak’tan emir

Ne helâldir bu çulhalık Ne helâldir bu çulhalık

Çıkrığımın alt direği

Üstüne yağar kırağı

Gözümün nazlı çırağı

Ne helâldir bu çulhalık [131]

17. Eşkıya Türküleri

ALİ EFE

Al’efe’nin evleri konağa yakın

Yağla martinini de Al’efem koluna takın

Kamalı geliyor kendini sakın

Al atı var kır atı var yol mu da dayanır

Kama yarasına da Al’efem can mı da dayanır

Kuyalanın altından eğildim geçtim

Sağ yanımdan vuruldum Al’efem sol yana düştüm

Ben bu eşkiyaliktan dünden aman vazgeçtim

Baglanti

Kuyalanin altinda inden aman evim var

Aliverin martinimi Al’efem benim kimim var

Soma kazasında aman benim yarim var

Bağlantı [132]

18. Ölüm Türküleri (Ağıtlar)

Bkz. Kitabımızın Ağıt bölümünün Ağıt-Türkü bahsi.

19. Ninniler ve Çocuk türküleri

Bkz. Kitabımızın Ninni bölümünün Ninni-Türkü bahsi.

20. Hapishane Türküleri

MUHPUSHANE HAVASI

Ne zalımdır mahpushane havası

Çocuklar ağlıyor ister babası

Adımıza verdiler idam cezası

Mahpushane seni yapan kör olsun

Kör olsun da ik’elleri kırılısın

Akşam olur firengiler vurulur

Gardiyanlar önümüze kurulur

Anama beni ziyaretten yorulur

Bağlantı[133]

HAPİSHANE İÇİNDE

Hapishane içinde yayılır kazlar

Bayramdan bayrama çalınır sazlar

Çok kışlar geçirdim gelmiyor yazlar

Düştüm ben bir zindana yanar döner ağlarım

Demir parmaklıklardan boyun büker ağlarım

Hapishane içinde bir mermer direk

Kimimiz yüzbirli kimimiz kürek

İdam cezasına dayanmaz yürek

Bağlantı

Hapishane içinde ötüşen kuşlar

Hayırdır inşallah gördüğüm düşler

Herkes sevdiğine canlar bağışlar

Bağlantı

Hapishane suyu içinden akar

Arkadaşlar gelmiş kapıdan bakar

Gardiyan darılır canımı yakar

Bağlantı

21. Mizahî Türküler

İSTANBUL’DAN GELİRKENE

İstanbul’dan gelirkene Sıçanın evleri var

Iras geldim sürüsüne Yer altında yolları var

Öldürdüm ben birisini Çıplak çıplak dölleri var

Davul çektim derisine Müflis olmuş fındık sıçan

Eline almış hızarı Sıçanımın alnı sarı

Beline sokmuş keseri Kavurmamı etti yarı

Çıkmış ambarın yukarı Pastımadan umma barı

Usta olmuş fındık sıçan Onu da umdun fındık sıçan

Duvara soktum parayı Sıçan kazan ağzı açar

Usandım arayı arayı İçinden yağlısın seçer

Çaldırdım yedi lirayı Karanfil biberi saçar

Kumar oynar bizim sıçan Aşçı m’oldun fındık sıçan

ÇEKİRGEM UÇAR GELİR

Çekirgem uçar gelir Çekirgemin kanadı

Kanadın açar gelir Kanı yere damladı

Dümbek de boylu çekirgem Dümbek de boylu çekirgem

Dalgalı yeşilim Dalgalı yeşilim

Ekini biçer gelir Arpa buğday komadı

Çekirgem geldi taşa

Yazılan gelir başa

Dümbek de boylu çekirgem

Dalgalı yeşilim

Düğünüm kaldı kışa [134]

22. Yergi Türküleri

Anonim nitelikteki mizahi türkülerin sayısı çok azdır. yaygın olarak bilinen pekçok türküler Gevherî, Dertli, Ruhsatî ve Seyranî gibi âşıklara aittir. Örnek olması bakımından biz bunlardan bir tanesini kaydediyoruz.

ŞEYTAN BUNUN NERESİNDE

Telli sazdır bunun adı Venedik’ten gelir teli

Ne ayet dinler ne kadı Ardıç ağacından kolu

Bunu çalan anlar kendi Be Allah’ın sersem kulu

Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde

Abdest alsan aldın demez İçinde mi dışında mı

Namaz kılsan kıldın demez Burgusunun başında mı

Kadı gibi haram yemez Göğsünün nakışında mı

Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde

Dut ağacından teknesi DERTLİ gibi sarıksızdır

Kirişten bağlı perdesi Ayağı da çarıksızdır

Behey insanın teresi Boynuzu yok kuyruksuzdur

Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde[135]

23. Öğretici ve Öğüt Verici Türküler

Muhteva itibariyle tecrübe ve öğüdü yansıtan özellikte olduğu için yaşname, nefes, ilahi gibi dini nitelikli türkülerle yaşname ve feleğe sitem tarzında söylenmiş türküleri bu alana dahil edebiliriz. Yergi türkülerinde olduğu gibi pekçoğunun sahibi bellidir. Bir örnekle yetinelim.

YAŞ TÜRKÜSÜ

Mevlâ’m bir adama çocuk verince İkisinde sarhoş gibi dolaşır

Bahçede bitmiş bir fidana benzer Üç yaşında her nesneye uluşarı

Büyüyüp de bir yaşına girince Dört yaşında gördüğüne sataşır

Sanki kokulu güldana benzer Beş yaşında kaşlar kemana benzer

Altısında kendi söyler düşünü On yaşında gonca güldür açılır

Yedisinde değiştirir dişini On birinde ab-ı hayat saçılır

Sekizinde bahta koyar işini On ikide boyu beli seçilir

Dokuzunda taze bostana benzer On üçünde gözler mestana benzer

On dördünde güzelliğin bağıdır On sekizde belli eder ârını

On beşinde gören aklın dağıdır On dokuzda gözetir şikârını

On altıda yiğitliğin çağıdır Yirmisinde kendi bulur yarini

On yedide sanki ceylana benzer Zincirin koparmış aslana benzer

Yirmi beşte bıyıkları burulur Kırk yaşında gazel dökülür bağlar

Otuzunda akan sular durulur Kırk beşinde günahlarına ağlar

Otuz beşte günahları sorulur Ellisinde oğullara bel bağlar

Ateşe atılmış pervan a benzer Dağ başına çökmüş dumana benzer

Elli beşte sızı iner dizine Yetmişinde gördükleri düş olur

Altmışında duman çöker gözüne Yetmiş beşte artık çöker kış olur

Altmış beşte hiç bakılmaz yüzüne Sekseninde badem gözler yaş olur

Ahreti gözetir süphana benzer Yolunu yitirmiş kervana benzer

Seksen beşte artık beli bükülür Doksan beş yaşına girip aşınca

Biter ömrü takatı gücü sökülür Ölüm korkusu gelip yaklaşınca

Doksanında hep dişleri dökülür İnsanoğlu yüz yaşına varınca

Geldi geçti şimdi yalana benzer Sanki savrulmuş harmana benzer[136]

C. EZGİLERİNE GÖRE TÜRKÜLER

Ezgi ile türkü sözleri birbirini tamamlayan iki öğedir. Türkünün daha kalıcı olması ezginin varlığıyla mümkündür. Ezgiye güzellik sağlayan türkü sözleri, müzikte gaye değil araçtır. Melodinin daha rahat anlaşılmasına yardımcı olur. Bu bakımdan sözler ile melodi arasında bir uyumluluğun olması esastır. (Türk halk müziğinin en bariz özelliklerinden birisi; yapısında prozodinin yok denecek kadar az olmasıdır. Bu bakımdan prozodi, bir ezginin otantik değer kazanması gibi belirleyici bir özelliğe sahiptir.) Nitekim aynı ezgiye sahip olup ayrı bölgelerde değişik sözlerle söylenen şu türkü bunun en bariz örneğidir.

Cide:

Fatıma’m nnerden geliyon Bartın’dan

Ben de seni bilemiyom yandım şeker Fatıma

yanındaki kumandan

Tokat:

Ayşe’m nerden gelin Alan’dan

Ben de seni bilemedim yandım da ala gözlüm

yanındaki kocandan

Uşak:

Ayşe’m nerden geliyon Uşak’tan

Ben de seni bilemedim yandım çakır Ayşe’m

belindeki kuşaktan

Ezgisi aynı, sözleri kısmen farklı olan bu türkülerin yanında TRT Repertuarında, sözleri aynı fakat ezgileri farklı pekçok örneğin bulunduğunu da hatırdan çıkarmamak gerekir.[137]

Türküler, melodi ile ilişkisi bakımından beş gruba ayrılır.

1. Meledik ritmle metin ritmi arasında tam bir uygunluk bulunan türküler. (Melodiyi meydana getiren her sesin altına bir tek hece düşer.)

2. Melodik ritmle metin ritmi arasında beraberlik bulunmayan türküler. (Kelimenin bazı heceleri, melodinin birden fazla sesine dağılır.)

3. Metnin aslında olmadığı halde melodinin bünyesi icabı, bilhassa ortalara eklenen metin dışı sözler taşıyan türküler.

4. Türkünün edebî formunu bozacak kadar geniş eklemeli türküler.

5. Tekrarlanan kelime veya cümle parçalarından meydana gelen türküler.[138]

Folklor değerlerimiz içinde türküler ayrı bir yere sahiptir. Çünkü insanımız inancını, duygusunu, içinde bulunduğu durumu, düşüncesini sanatlı bir yolla değerlendirirken, bunu en güzel şekilde türkü çerçevesinde gerçekleştirir.

Ruhi Su, türkülerin özelliklerine göre lied, arya ve resitatif karekter taşıdığı fikrindedir.[139]. Felâketleri, gurbeti, askerliği, ölümü,seferberliği, aşkı, kahramanlığı, tabiatı hülasa insanın içiçe olduğu bütün hadise, durum ve ortamları kendisine konu edinen türkünün bu özellikleri taşımasını tabii karşılamak gerekir.

Türküler ezgileri bakımından uzun havalar ve kırık havalar olmak üzere iki büyük kısımda değerlendirilmiştir.

A. Uzunhavalar : Usulsüz ezgilerdir. Bu ezgiler ölçü ve ritm bakımından serbest olmakla beraber, dizisi ve dizi içindeki seyri belli kalıplara bağlıdır. Yani söyleyen kişi belirli uslup ve avaz çerçevesinde zevk ve isteğine göre nağmeyi uzatıp kısaltabilir.

Avaz, Aydos, Beşiri, Bozlak, Çukuova, Dağbaşı, Divan, Eğin, Elezber, Garib, Gerali, Gurbet havası, Hoyrat, Hoyrat, İbrahimî, Kalenderî, Kayabaşı, Kerem*, Maya, Müstezad, Nevruzi, Tatyan, Türkmanî, Yol havası ve Yüksek hava diye adlandırılan parçalar ve bir kısım ağıt lar, kısmen yahut tamamiyle bu grupta mütalaa edilir. Uzunhavalar yörelere göre farklı usluplarda icra edilirler ve Avşar, ağzı, Azeri ağzı, Eğin ağzı, Erzurum ağzı, Harput ağzı, Kerkük ağzı gibi isimlerle anılırlar.

Uzunhavalar hakkında Muzaffer Sarısözen, Mahmut Ragıp Gazimihal, Halil Bedi Yönetken, Sadi Yaver Ataman, Ahmet Adnan Saygun, Nida Tüfekçi ve Mehmet A. Özbek gibi araştırmacılar çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Bütün bunları değerlendiren Süleyman Şenel, ileri sürülen görüşler çerçevesinde uzunhavaların esaslarını şöyle belirlemiştir:

1. Serbest ritmlidir (ölçüsüz, usulsüz, serbest ölçülü, serbest ağız, serbest tartımlı tabirleri yerine…)

2. Dizisi ve dizi içindeki seyri belli kalıplara bağlıdır.

3. Kelime ritmine uyan veya bir heceye bir not isabet eden Resitatif (Parlando reçitetivo) veya Parlando rubato tarzındadır.

4. Ritmli ezgilerle iç içe görülebilir.

a. Aralarında, baş ve sonlarında ölçülü saz kısımları, pasajlar olabilir.

Esasta kırık, fakat başta, arada usulsüz pasajlar olabilir.

5. Kuruluşu 2. maddeye uymakla birlikte sondaki müzik cümlesini asılı bırakan ve tekrarlanan (of, vah, oy oy) gibi terennüm katmalı olabilir vs.[140]

B. Kırık havalar : Ezgi yönünden usullü, yani ölçü ve ritmleri belli olan parçalardır.[141] Kırık havalar, yörelere göre şu isimlerle karşılanır: Ege bölgesi- zeybek, Marmara-Trakya Bölgesi, Giresun, Ordu- karşılama, Harput- şıkıltım, Isparta- datdiri, Konya- oturak, Trabzon, Rize, Hopa- horon, Urfa- kırık hava..

Yapılan önceki çalışmaların hemen hemen tamamını gözden geçiren Söleyman Şenel bu konuya daha geniş perpektiften bakar. Şenel musikimizi önce üç ana gruba ayırır:

1. Enstrümantal musiki (saz musikisi)

2. Vokal musikisi (sözlü musiki)

3. Vokal-enstrümantal musiki

Şenel, Türk Halk Musikisini, müzikal form açısından da teknik olarak yine üç grupta değerlendirir. Böylece daha önceki çalışmalarda gördüğümüz, uzun hava, kırık hava yaklaşımlarından farklı bir tutum sergiler.

1. Ritmli (usullü) Ezgiler : Kırık hava olarak bilinen ezgilerdir.

2. Serbest Ritmli Ezgiler : İster vokal, ister enstrümantal ve isterse vokal enstrümantal ezgiler olsun, müzikal biçim tamamen serbest bir ritmdedir.

3. Karışık (karma) Ritmli Ezgiler : Yine ister vokal, ister enstrümantal ve isterse vokal-enstrümantal ezgiler olsun, müzikal biçimde ritmli ve serbest ritmli muhtelif bölümler vardır ve bu iki ritmik yapı ezgilerin muhtelif kısımlarında görülebilir.[142]

Gerek kırık gerekse uzun havalar çeşitli bölgelerde müzikal yapı itibariyle çeşitli gruplar altında ayrıca incelenebilir. Sözgelişi Giresun’da türküler ezgilerine göre şu şekilde tasnif edilmiştir:

1. Horon havalari,
2. Yol havalari,
3. Imece havalari
4. Gelin (kina) havalari,
5. Findik toplama havalari,
6. Atma ve kesme havalari,
7. Karşilamalar.[143]

Yörelere göre Muhalif, Müstezat, Beşiri, Kalenderi, Zarinci, Misket gibi adlarla anilan ve kirik yahut uzun hava tarzinda terennüm edilen makamlar vardir. Bunlarin Klasik Türk musikisinde karşiliklari şöyledir: Muhalif-Segâh, Müstezat- Acemaşiran, Beşiri- Mahur, Kalenderî- Saba, Zarinci- Çargâh, Misket- Eviç.

Halk türkülerinde ayaklar konusunda da farkli görüşler ortaya konulmuştur. Bilgilerine müracaat ettigimiz Ugur Kaya görüşlerini şu şekilde özetlemiştir: Yahyali Kerem denildiginde Âşik Veysel’in çalip söyledigi Dost dost diye hayaline yeldigim sözleriyle başlayan türkü akla gelir. Ancak farkli yörelerde bu türkünün dizisiyle söylenen türküler de Yahyali Kerem olarak isimlendirilmiştir. Bu tarz isimlendirmeler, otantik açidan hiç de uygun degildir. Ebetteki, farkli yörelerde, bir makamin dizisine uygun düşen tarzda ezgilere rastlamak mümkündür. Ne var ki, bunlar ayni ses dizilerine sahip olmasina ragmen yörelerinde degişik adlarla anilirlar (Garip, Şirvan, Beşiri örneklerinde oldugu gibi…). Şu halde bu ve buna benzer isimlendirmeler, genellendirme yapilmaksizin, bagli bulundugu yöre dahilinde degerlendirilmelidir. Çünkü, meseleye tasnif açisindan bakildiginda, genelleştirmeye gitmenin dogru olmayacagi ortadadir.

V. TÜRKÜNÜN DIGER TÜRLERLE ILIŞKISI

A. TÜRKÜ-TEKERLEME

Ezgi, tekerlemelerin önemli bir cephesini oluşturur. Aşagi yukari birbirine yakin ezgilerle terennüm edilen tekerlemelerdeki ezgilerde pek melodi zenginligi yoktur. Nadir de olsa bir kisim tekerlemeler müstakil türkü olarak kendilerine yer bulmuşlardir. Sözgelişi -aşagida kaydettigimiz örnegin dişinda- kitabimizin “Bentleri iki, bağlantıları üç mısralı olan türküler”e örnek olarak gösterdiğimiz “Aşagidan Gelir Türkmen Koyunu” başlikli sürrealist türkü tekerleme hüviyeti gösterir.

PÜSKÜLÜM SEKME

Konya’da en az iki kişi tarafindan oynanan oyundur. Oyun sirasinda aşagidaki türküler söylenir.

SEKELIM KIZLAR

Sekelim kizlar sekelim hay hay Biz gelin almaya geldik hay hay
Arpa bugday ekelim hay hay Verirsen kiza geldik hay hay
Topumuz birdan kalkalim Vermezsen tuza geldik hay hay
Hay sulu tasli sulu tasli hay hay Kaymak yemeye geldik hay hay

Çay akar çakil akar hay hay Hay benim başi şallim hay hay
Emmim saraydan bakar hay hay Daglari dolaşalim hay hay
Egivermiş mor fesi hay hay Oynayip koklaşalim hay hay
Edasi beni yakar hay hay Sevişim oynaşalim hay hay

Tarlada tavşan kovalarken hay hay

Düştüm dizimi ovarken hay hay

Bir ari geldi viz dedi hay hay

Kalk çeyizini düz dedi hay hay

YENGE KIZIN BIR TANE DIKENE DIKENE

Yenge kizunbir tane Dikene dikene

Saçlari dane dane Düştüm demir dikene

Yenge kizun ikidur Alaca boncuk saçilmiş

Küçügü benumkidur Demir diken açilmiş

Yenge kizun üç oldu Alaca boncuk kaç boncuk

Biri bana güç oldu Iligim düme kaytancik

Yenge kizun dört oldu Kaytanciga varmali

Biri bana dert oldu Şurdan üzüm almali

Yenge kizun beş oldu Kimler ile yemeli

Biri bana eş oldu Kizlar ile yemeli

Yenge kizun altidur Kizlar bana ne gerek

Yanaklari tatlidur Altin başli kuş gerek

Yenge kizun yedidur Kuşu vursam öldürsem

Bir tanesi dertlidur Elim kana bulaşir

Yenge kizun sekizdur Elimi nerde yuyayim

Bir tanesi semizdur Ak kurnada yuyayim

Yenge kizun dokuzdur Ak kurna benim olsa

Bir tanesi domuzdur Tahtadan donum olsa

Yenge kizun on tamam Ali kardeşim olsa

Bayildum aman aman[144] Peygamber babam olsa

Igne getir dikelim

Sindi getir biçelim

Karaaslan’a göçelim

Karaaslan bucak bucak

İçinde demir ocak

Demir ocak yıkılmış

Kadınım bana darılmış…[145]

B. TÜRKÜ- HALK HİKÂYESİ

Bilindiği gibi halk hikâyeleri manzum ve mensur bir yapıya sahiptir. Hikâyeci, duyguların doruğa çıktığı bölümlerde telle söylemeyi dille söylemeye tercih eder. Elbetteki söyleyeceği manzum parçayı ezgi ile terennüm eder. Ezgili parçalardan bir kısmı halk tarafından kabul görür ve geniş bir coğrafyaya yayılır. Zamanla müstakil türkü olarak icra edilir.

ARZU İLE KAMBER

Çeşme başında elini yüzünü yıkayan Arzu, kendisini yetiştiren Hoca’sının çağırması üzerine onun yanına gider, fakat o sırada çeşme başında bileziğini unutur. Bileziği Kamber alır. Arzu, çeşme bileziğini başında unuttuğunu hatırlar. Kamber’i görüp bileziği sorar. Aralarında şu deyişme geçer.

Arzu: Kamber:

Şu pınara gelenler Şu pınara gelmedim

Elin yüzün yuyanlar Elim yüzüm yumadım

Hergiz murat almasın İki gözüm kör olsun

Bileziğim alanlar Ben bilezik almadım

Hey handadır handadır Ay doğar ürüşanda

Muhabbetim candadır Gün doğar perişanda

Kadan alayım Kamber Kadan alayım Arzu

Bileziğim sendedir Bilezik ne nişanda

Arap at azılıdır Su akar oluk oluk

Koyunlar kuzuludur Doldururlar beş tuluk

Bileziğim üstünde Bileziğin bulana

Tılısım yazılıdır Ne verirsin muştuluk

Su aksın oluk oluk

Doldursunlar beş tuluk

Bileziğim bulana

Bir canım var muştuluk[146]

KİZİROĞLU MUSTAFA BEY

Köroğlu’na Kırat yüzünden düşman olan Kiziroğlu, yanına Keloğlan’ı alıp Çamlıbel’e, Köroğlu’nun yanına gider. bir yere saklanırlar. Köroğlu, bunları fark eder, sabaha kadar uyumaz. Sabah, eşi Nigâr’dan kahve yapmasını ister. Kahvesini yudumlarken, hiç bir şeyden haberi yokmuş gibi aşağıda türküyü söyleyip kendisini çadırın kenarında dinlemekte olan Kiziroğlu’nu öğer. Köroğlu’nun yiğit olduğunu yürekten kabul eden Kiziroğlu Mustafa Bey, yanındaki Keloğlan’ı öldürür.

Bir hışmınan geldi geçti Bir at biner Alapaça

Kiziroğlu Mustafa Bey Fırsat vermez Kırat kaça

Bu dağları deldi geçti Az kaldı ortamdan biçe

Kiziroğlu Mustafa Bey Kiziroğlu Mustafa Bey

Hanım kim canım kim Bağlantı

Nigâr kim kim kim kim

Kiziroğlu Mustafa Bey

Bir beyin oğlu zor beyin oğlu

Hay edende haya teper Vay ben ona eş olaydım

Huy edende huya teper Anadan on beş olaydım

Köroğlu’nu çaya teper Ben ona kardaş olaydim

Kiziroglu Mustafa Bey Kiziroglu Mustafa Bey

Bağlantı Bağlantı[147]

C. TÜRKÜ-AGIT

(Bkz. AGIT-TÜRKÜ Bölümü)

Ç. TÜRKÜ-MANI

(Bkz. MANI-TÜRKÜ Bölümü)

D. TÜRKÜ- NINNI

(Bkz. NINNI-TÜRKÜ Bölümü)

VI. TÜRK TOPLULUKLARINDA TÜRKÜLER

A. AZERBAYCAN’DA TÜRKÜLER

Azerbaycan’da türkü karşiligi olarak “mahnı” kullanılmaktadır. Mahnı, Anadolu’daki kırık havaların karşılığıdır. Uzunhavaların yerine de “mugam“ sözü kullanılır. Mugamların aralarında söylenilen kırık hava tarzındaki eserlere de tesnif denilir. Karşılıklı türkülere ise, deyişme (bazı yörelerde deme- çevirme ) denilmektedir.

Mahnılar

DAĞLARDA ÇİÇEK

Dağlarda çiçek dererem sataram

Bir üzü göyçek haradan taparam

Haray yar elinden

O gara tellerinden

Eğer izin verirsen bala

Öperem gözlerinden

Bağlarda püste dererem sataram

Bir boyu beste haradan taparam

Bağlantı

Bağlarda hurma dererem sataram

Bir saçı burma haradan taparam

Bağlantı[148]

(göyçek : güzel, tapmak : bulmak, haray : imdat, aman, puste : fıstık, boyu beste : boylu poslu)

TOY AHŞAMI

Bahça bağa girmişem

Etirli gül dermişem

Gohum gardaşım deyib

Yarı men beyenmişem

Ay aşıg te’rifle bizim gelini

Gaynına deyek bağlasın belini

EL-oba desin: Ay bey toyun mübarek

Bey sevindirsin obasını elini

Bu dere derin dere Yetişdi toy ahşamı

Suları serin dere Durun yandırın şamı

Yardan cevap alınca Geline bezek vurun

Yalvarmışam min kere Gelir oğlan adamı

Bağlantı Bağlantı[149]

Deyişme

AMAN OVÇU

Maral Ovçu

Aman ovçu vurma meni Çekilmez yar duman yerden

men bu dağın ay balam maralıyam Küserler yar uman yerden

Maralıyam maralıyam Maralımı itirmişem

Ovçu elinden ay gülüm yaralıyam Gezerem yar güman yerden

Ezizim gel bağ ilen Dolan gel yar bu dağ ilen

Bahça ilen a balam bağ ilen Gül çiçek der budag ilen

Dedin meni aranda gözle Sene yahşı yar demezler

Yolun saldın a gülüm dağ ilen Men ölsem yar bu dağ ilen[150]

(aran : yayla, güman : ümit)

Tesnifler

Mugam aralarında okunan ve dinleyicide etki bırakan, mugamdaki makamlar arasında estetik olarak geçişi sağlayan mahnılardır. Başlıca çeşitleri şunlardır:

Bayatı-gacar, Bayatı-Isfahan, Bayatı-kürd, Bayatı-Şiraz, Beste-nigâr, Çahargah, Deşti, Dilkeş, Erag, Fuzuli, Hasar, Humayun, Mahur, Maye-yi bayatı Şiraz, Maye-yi çahargah, Maye-yi Şur, Maye-yi zebul, Rahab, Rast, Sarenc, Segah, Segah, Sema-yı şems, Şikeste-yi Fars, Şur, Şur, Şehnaz, Şüşter.

SARENC TESNİFİ

Bağa girmerem sensiz Bu dağda bir maral var

Gülün dermerem sensiz Başında tirme şal var

Bağda guzu melese Adı çıhıp yadımdan

Bil ki o menem sensiz Üzünde gara hal var

Dilberim dilberim Bağlantı[151]

Gel gel ahu balası

Gel gel dağlar arası

Ceyranım terlanım

Gel gel ahu balası

Uca dağlar lalası

(terlan : yırtıcı kuş, tirme şal : ipek şal)

B. BATI TRAKYA’DA TÜRKÜLER

Batı Trakya Türklerinin zengin türkü dağarcığı vardır. Hasret ve aşk türkülerinin yanında olaylardan vücut bulmuş türküler de belli bir yekun tutacak kadar fazladır.

UYUR İSEN UYAN YARİM

Ak bacadan duman tüter Öte baktım beri baktım

Zıngırdaklı duvan öter Al duvağım kendim attım

Benim derdim bana yeter Ali’min yüzüne bektim

Uyur isen uyan yarim Bağlantı

Sabah oldu nazlı yarim

Tan yerine nişan düştü Evimizin önü iğde

Yengeler kapıya üştü İğdenin dalı yerde

Ali’m dünyasından göçtü Benim yarim kara yerde

Bağlantı Bağlantı

MARTİNİM ALINMIYOR

Martinim atınmıyor Martinim allı pullu

Pahalı satılmıyor Almam sen gibi dulu

Şu uzun gecelerde Alırsam kız alırım

Yalınız yatılmıyor On parmağı kınalı

Ha babam babam Bağlantı

Ha babamla salla

Meyvada göbeği salla

HAVADA UÇAN TEYYARE

Havada uçan teyyare Kestane kavrulur mu

Selâm söylen o yare Kabuğundan ayırlır mı

İşittim yar evlenmiş Yarin mektubu bende

Geçinsin güle güle Yar benden ayrılır mı

Yar aman aman Bağlantı

Gel aman aman

Kestaneyi kestiler Havada uçan kırlangıç

Filiz sürmesin diye Kanadı angıç angıç

Beni burdan aldılar Beni yardan ayıran

Yar beni görmesin diye Kan kussun avuç avuç

Bağlantı Bağlantı[152]

C. BULGARİSTAN TÜRKLERİ TÜRKÜLERİ

Bugünkü nüfusları 2.000.000 civarındadır. Edebî ve folklorik zenginliklere sahip olan Bulgaristan Türklerinin, geleneğe dayalı bir toplum yapısı vardır.

Çok sayıda türkülerin içinde lirik türküler ağırlıktadır.

Düğün sırasında nikâh gecesi kızlar iki grup olur. Bir kısmı kız, bir kısmı oğlan tarafını temsil ederler. Karşılıklı olarak şu türküyü söylerler.

NİKÂH GECESİ TÜRKÜSÜ

Oğlan tarafı Kız tarafı

Ben pazara varayım Ben pazara varayım

Yarime gırep alayım Yarime al fes alayım

Oyası ben olayım Püskülü ben olayım

İncili yosma yar yard Bağlantı

Yar bize gelsin ne var

Ben pazara varayım Ben pazara varayım

Yarime fistan alayım Yarime mintan alayım

Kuşayı ben olayım Gaytanı ben olayım

Bağlantı Bağlantı[153]

KINA TÜRKÜSÜ

Çiçeyim çiçeyim Bir taş attım yamaca

Sen doldur ben içeyim Bir kuş vurdum alaca

Yarimi eller saracak Alacadır alaca

Ben undan vaz geçeyim Kaşı gözü karaca

Bir taş attım dallere Bir taş attım dereye

Vardı düştü çöllere Kız çıktı pencereye

Benim de yarim ufacık Kız Alla’nı seversen

O da gitti ellere Al beni içeriye[154]

KAHVE OLSAM

Ka[h]ve olsam dolaplarda kavrulsam (aman aman aman)

Toz duman olsam dağ başında savrulsam

Kemer olsam yar beline sarılsam (aman aman aman)

Ağlaya ağlaya yar yüreğime kan doldu

Siya[h] da zülüf pembe yanak üstüne ben[d] oldu

Verin benim bağlamamı çalayım (aman aman aman)

Ah çalayım da garip garip ağlayım

Bir mendil ver gözyaşımı sileyim (aman aman aman)

Ağlaya ağlaya yar yüreğime kan doldu

Siya[h] da zülüf pembe yanak üstüne ben[d] oldu[155]

İLİMON EKTİM DÜZE

İlimon ektim düze ilimon yar aman

Amanım bitmedi kaldı güze vay

Kız beni seni alırım ilimon yar aman

Amanın ayrılık geldi bize

İlimonum dedim nar geldi vay

Yandı da yüreğim kar geldi vay

Yarin beyaz kolları ilimon yar aman

Amanın sarıldıkça dar geldi vay

Fındık serdim harmana ilimon yar aman

Amanım âşık olduk ben sana vay

İkimizin derdini ilimon yar aman

Amanım yazdıralım fermana vay

Bağlantı[156]

Ç. GAGAUZ TÜRKÜLERİ

Wlodzımıerz Zajaczkowski, büyük emekler vererek hazırladığı Gagauzow Z Bulgarıı adlı eserinde, yüz kadar türkü metnine yer vermiştir. Türkülerin hemen hemen tamamı Bulgaristan, Yugoslavya ve Türkiye’deki türkülerle aynıdır.

AĞIT TÜRKÜSÜ

Şu karşıki daada bir yua yaptım

O yuanın içinde yalnızca yatdım

Eşim yavrularım gelecek diye yollara baktım

Ah yandı yüreğim yoktur çayresi

Onulmadık kaldı üreyimin yaresi

Şu karşıki daada bir fener yanar

O fenerin şafkına şahinner konar

Eşinden yavrularından ayrılannar böyle mi yanar

Bağlantı

Alsam kuzumu kızımı iki dizime

Çevirsem çevirsem baksam yüzüne

Kara toprak dolacak gencicik yüzüne

Bağlantı[157]

ALİŞİMİN KAŞLARI KARE

Alişimin kaşleri kare

Sen açtın sineme yare

Bulamadım derdime çare

Görmedin mi ol civan Alişimi Tuna boyında

Görmedin mi civan Alişimi macur daanda

Evlerim var hane hane Evlerim var daa başında

Beñlerim var tane tane Beñlerim var sol kaşımda

Saramadım yene yene Saramadım genc yaşımda

Bağlantı Bağlantı

Evlerim var sundurmalı

Beñlerim var kondurmalı

Bir öpüşte soldurmalı

Bağlantı[158]

BEY YOLUNA GİDERKEN

Bey yoluna gidârken
Kopdu da kopdu kıyamet
Ah bey yolu vah bey yolu
Yandı da yandı kül oldu
Yandıysaydı Bey yolu yandı
Sana da bana da ne oldu

Bey yolunun sarayları Bey yolunun konakları
Demirdir kefkir yapılı Buldu da buldu selâmet

Bağlantı Bağlantı[159]

D. IRAK TÜRKMENLERİ TÜRKÜLERİ

Iraklı Türkmenler türkülerini yüze yakın makamla icra ederler. Bunların içinde en çok Türkmen Bayat aşiretinin icadı olan Bayat, güçlü makam okuyucusu Şaltağ’ın icat ettiği Tiflis makamlarıyla Kazzaz, Nari, Miskin, Reşidî, Tahir (Zengüle/ Zengene), Ümergele makamlarıdır.[160]

MUÇILA (MUSTAFA) TÜRKÜSÜ

Ünlü hoyrat ustası Muçıla (Mustafa)’nın işlediği cinayetten sonra asılması üzerine ardından ağıt yakılır. Ağıt, kısa sürede halk arasında türkü olarak yayılmıştır.

Seher oldum vardım bağa Hamamnan çıhıp terleyib

Dur yanımda Gafur Ağa Ağzı kurrı su görmiyib

Kanım döktiler kabağa Oğlan cahil evlenmiyib

Aman hecci kıyma mene Bağlantı

Muçı kıyıptı bu cana

Belden meni deng ettiler Belini çaldı başıma

Rengim yeddi reng ettiler Al kanı tökti kaşıma

Kardaşıma deng ettiler Heber verin kardaşıma

Bağlantı Bağlantı

Belini çaldı boynıma Sukak dar ıydı kaçabilmedim

Kanımı tökti koynuma Bağlı buğçanı açabilmedim

Heber verin beg dayıma Dostı duşmanı seçebilmedim

Bağlantı Bağlantı

Meni vurdı bir bağvançı Meni bezden bezettiler

Biri hecci biri Muçı Hak yerimi düzettiler

Ahrette olı dilenci Musallada uzattılar

Bağlantı Bağlantı[161]

O YANA DÖNDER MENİ

Çayır kısa biçilmez Her güzelden yar olmaz

Su derindi geçilmez Seven bahtıyar olmaz

Mene yardan geç deyer Yarı güzel olanın

Yar şirindi geçilmez Gevli ihtiyar olmaz

O yana dönder meni Bağlantı

Bu yana dönder meni

Üregimde yaram var

Tabibe gönder meni

Meni gördü güldü yar Gözleru ne mavıdı

Dertlisiydim bildi yar Sinev keklik avıdı

Açtı kulaç kolların Her gelen bir söz deyer

Gözyaşımı sildi yar Seni mennen savıdı

Bağlantı Bağlantı[162]

SEN BİR YANA BİR YANA

Kaşları çohtu senu Kaşları karasına

Kiprıgu ohtı senu Hal bitip arasına

Men seni çoh severem Bir kutu melhem eyle

Haberu yohtı senu Sür bağrım yarasına

Sen bir yana bir yana Bağlantı

Men bir yana bir yana

Çifte abalı dostım

Kah gidah seyrana

Kaşları yay menimçin Kara çadır haraldan

Kiprıgu say menimçin Benzu seçtim maraldan

Men öllem sene kurban Ne derdim var ne belam

Sen ölev vay menimçin Sensen benzim saraldan

Bağlantı Bağlantı[163]

E. KARAY TÜRKÜLERİ

Anavatanları Kırım yarımadası olan Karaylar, XIV. yüzyılın sonunda Litvanya büyük Prensi Vitold tarafından Litvanya’ya yerleştirilmişlerdir. Bugün Litvanya-polonya sinirlarinda yaşamaktadirlar. Her ne kadar Slavlarin etkisinde kalmişlarsa da dillerini ve törelerini korumasini bilmişlerdir. Musevi inanca sahiptirler. Nüfuslari 3.000 kadardir. Dilleri Kipçak-Kuman Türkçesine baglidir.

MUZHUL KELIN ÜZÜNTÜLÜ GELIN

Hayifsun tanri kelinimiz Merhamet göster tanri gelinimiz

Yubat ani sen beyimiz Yatiştir ona sen kralimiz

Nye astri sinih yiladir Ne kadar agir agliyor

Birligiya yalbaradir Tevhidine yalvariyor

Hörmyatli siyli biylyarim Hürmetli sayin baylarim

Eşitiyiz sarnavlarim Işidin kederlerim

Nye men özgyarak barindan Neden ben diger herkesten

Ayrilma süvyarlyardyan Ayri düşmekteyim sevgililerden

Yaşarmahimni sindirdiy Gelişmemi hep yiktin

Zaman ensya ma kayirdiy Talihi benden çevirdin

………………… ……………………

Kim kotaralir işlyarni Kim yapabilir işleri

Tenrilik ken kenyaşlyarni Tanrinin nasihatleri

Erkindyan anin bolundu Kuvvetinden herşey peydahlandi

Şahislar mendyan tozuldu Düşünceler benden dagildi

Yaratmah vahttan dünyani Yaratma zamanindan dünyayi

Koydu bizgya kadagani Bize verdi yasayi

Birliktya bolup ayirilma Bu birlikten ayrilmak

Süvyaryardyan yirahlanma Sevgililerden uzaklaşmak

……………………

Töravçülyarim kelgyandya Atalarim geldikçe

Dostlariba bir bolhanda Dostlarla birlikte

Kikillyarimni çeşkyandya Zülfümü çözmekte

Sizlav koydular içimdya Aci koydular içimde

Bar ol süvyar karindaşlarim Hep sevgili kardeşlerim

Çebyar menim yoldaşlarim Cana yakin yoldaşlarim

Kiyasa bezildim alarha Sanki onlari bezdirdim

Salinhanimda bu avha Ve bu aga atildim

……………………..

Tohtanip kelin yaşindan Durdurup gelin yaşlari

Aytti tügyal üragindyan Pak yüreginden dedi

“Mahtavlar biygya aytayım Rabbıma övgü söyleyim

Yaratuvçuma sarnayım Yaradanı methedeyim

Kaçan bu anın erkindyan Hepsi onun emrinden

Tüvül adam sahışından Kimsenin değil fikrinden

Enkyatyam başım barına Başım eğilir hepsine

Cahtlavçular saruvuna İlk önce düşen buyruğuna

Biyançkya yaşım kayırılhey Yaşımı sevince değiştirsin

Başlıhtan sonhum ulpayhey Başlangıç ve sonumda olgunluk versin[164]

F. KAZAK TÜRKÜLERİ

Gelin kızın evden alındığı sıra söylenen türkülere Kazak ve Kırgızlar car car, Özbek, Tacik, türkmen ve Uygurlar da yar yar derler. Car car türküleri; acı, umut ve dilekleri ihtiva eden türkülerdir. Car car türküsüne önce damadın tarafı başlar. Mısralar “car car” diye bitirilir. Dörtlük sayısı 4-6 arasında değişen bu türkülerin 7-8 hecelidir. Az da olsa 10-11 heceli şekilleri de vardır.

Küvey (Damat) tarafı

Alp kelgen bazardan kara nasar Çarşıdan getirilmiş kara kumaş

Kara makpal savkele şaşıñ basar Kara kadife başlıklı saçını örter

Munda akem kaldı dep kam cemengiz Babam burada kaldı diye üzülme

Caksı bolsañ kayın atañ orın basar İyi olrsan kaynatan onun yerini alır

Kelin (Gelin) tarafı

Esik aldı karasu meydan bolsın Eşik önü karasu meydan olsun
Ak cüzimdi körgendey aynam bolsın Ak yüzümü gördüğüm gibi aynam olsun

Kayın atası bar deydi osı Kazak Kaynatası var der o Kazak

Aynalayın akemdey kaydan bolsın Kurban olayım babam gibi nasıl olsun

Küyev tarafı

Ak koyan kaşar cotalap Ak tavşan kaçar yokuş yukarı

Ak taylak öser botalap Ak deve çoğalır yavrulayarak

Nege munşa cılaysıñ Nice böyle ağlarsın

Artıñnan iniñ barar apalap Ardından kardeşin gelir görmeye abla diyerek

Kelin tarafı

Tekemettiñ şet bavın oya tursın Keçe, kilim kenar bağını işleyedursun

Toy basına tuv biye soya tursın Düğün başına kısraklar kesedursun

Men şeşeme aytayın akeme ayt dep Ben anneme söyleyeyim “Babama söyle” diye

Meni dese bıyılşa koya tursın Beni dinlerse bu yıl bekleye dursun[165]

G. KIBRIS TÜRKÜLERİ

Her ne kadar on bir heceli mısralardan oluşan bentlerle söylenmiş örnekler bulunsa da Kıbrıs Türkülerinin çoğunluğu manilerle vücuda getirilmişir. Lirik türkülere nazaran hareketli türküler daha fazladır.

HANAYLAR YAPDIRDIM

Hanaylar yaptırdım döşedemedim

Çifde kumruları eş edemedim

Zalım felek ile baş edemedim

Gonma bülbül gonma çeşme başına

Şu gençlikde neler geldi başıma

Hanaylar yapdırdım yüceden yüce

İçinde yatmadım üç gün üç gece

Gurbanlar keseyim döndüğün gece

Gonma bülbül gonma çeşme başına

Şu gençlikde neler geldi başıma[166]

ASKER TÜRKÜSÜ

Askerliğe kandılar A benim pembe şalım

İyi birşey sandılar Yanalım tutuşalım

Dünyalarına doymadan Aramız derya deniz

Ateşlere yandılar Biz nasıl kavuşalım

Vapur düdük çalıyor Teyyareler vızılar

Askerleri alıyor Hep yürekler sızılar

Analarla babalar Yazık oldu gençlere

Hüngür hüngür ağlıyor Hep gitti ana kuzular[167]

DOLAMA DOLAMAYı

Dolama dolamayı İki cihan oyunda

Getirin bağlamayı Elma tüter koynunda

Kimden alıştın yavrum Ne güzel oyun oynar

Bu göbek sallamayı Çingene var soyunda

Aman aman elinden Bağlantı

Sarsam ince belinden

Öpsem dudu dilinden

GÜZEL SENİ ÇOK ÖZLEDİM

Bir mendil aldım dereden Bahar çiçek açar dalda

Yolum geçmez yar oradan Ömür geçer hep bu yolda

Bin bir derdim var yaradan Benim gönlüm değil malda

Güzel seni çok özledim Bağlantı [168]

Üç ay oldu yol gözledim

Hakikattir bu sözlerim

MAGOSA LİMANI

Magosa limanı limandır liman İskeleden çıktım yan basa basa

Beni öldürende yoktur din iman Magusa’ya vardım kan kusa kusa

Uyan Ali’m uyan uyanmaz oldu Magusa limanından aldılar beni

Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldu Üç mil uzağına attılar beni[169]

H. KUMUK TÜRKÜLERİ

Kumuklar, türkü yerine yır sözünü kullanırlar.Toy (düğün) larda kız ve erkeklerin karşılıklı olarak sarın denilen türküler okurlar. Sarınlar daha ziyade manilerden oluşan dörtlük şeklinde türkülerdir.

YIRLAR

Yaruk yılduz karşu toğar aylağa Yağasına yarlı yamav saldırgan

Yazılanlar yahşi turar baylağ Yağasından bir gızbay aldırgan

O yarlılık seni üyün yıhılsın Şunu da bir yannızlıktan bilemem

O yannızlık seni belin büğülsün Şunu da bir yannızlıktan göremem

Yağalağa yalnız terek ornalğan Avnağanın seni sarı saz mıdı

Tamurları tavnu taşnı tarağan Yanındagı yoldaşların az mıdı

Tibine bir sema asker gonağan Avnağanın seni gara gum mudu

Yaprakları aşin yaprak bolağan Yanındagı yoldaşların gul mudu[170]

(yarlılık : yoksulluk, yarlı : yoksul, saldırgan : koydurmuş, ornalğan : bitmiş, görünmüş, tamur : damar, avnağanın : yuvarlandığın, saz mıdı : toprak mıydı)

SARINLAR

Süydüm tayak süy tayak Sevdim değnek sev değnek

Süyyenime tiy tayak Sevdiğime değ değnek

Süyyenime tiymessen Sevdiğime değmezsen

Otga tüşüp güy tayak Ateşe düşüp yan değnek

Alma berip haptırdın Elma verip ısırttın

Kökrek avruv gaptırdın Yürek ağrısı kaptırdın

Alaman dep yandırdın Alacağım deyip yandırdın

Almayman dep gandırdın Almayacağım deyip kandırdın

Uvak uvak bolalar Ufak ufak olalar

Maçiğime tolalar Ayakkabıma dolalar

Kirli papaklı ulanlar Kirli papaklı oğlanlar

Niye ökdem bolalar Niye kabadayı olalar

Ökdem niye bolasız Kabadayı niye olasınız

Sizden gayrı yok gimik Sizden başka yok gibi

Ökdemlik size yakışmaz Kabadayılık size yakışmaz

Samurada pok gimik El arabasında b.. gibi[171]

I. NOGAY TÜRKÜLERİ

Nogaylar Kıpçak grubuna dahildir. Dağıstan’da, Çeçen-İnguş Özerk Cumhuriyetinde Stavropol Krayı’nda ve Romanya’da yaşamaktadirlar. Bugünkü nüfuslari 76.000 kadardir. Yazili edebiyatlari olmamakla birlikte zengin sözlü edebiyatlari ve destan kültürleri vardir.[172]

YAS KELINDIN ZARI GENÇ GELININ ZARI

Atam saga ne bolgan Baba sana ne olmuş

Mennen yavap soramay Benden cevap sormaksizin

Tüzlikti süygen kişige Dogrulugu seven insana

Izinsiz eş yaramay Izinsiz hiç iyi degil

Atam maga ne ettiñ sen Baba bana ne yaptın

Malday sattın zor ettiñ Mal gibi sattın zorladın

Gül şeşektiy balañdı Gül çiçeği gibi yavrunu

Azat basın kor ettiñ Bayımsız başını hakaret ettin

On bes tuvar min manet On beş hayvan bir paraya

Meni satıp bergen soñ Neni satarak verdikten sonra

Men esiñde bolmadım Ben aklında olmadım

Kızıl kabıñ tolgan son Kırmızı kabını doldurduktan sonra

Men şe adem balası Ben de adam yavrusuyum

Ayvan tuwıl satarga Hayvan değilim ki satılayım

Namısıñ kalay şıdadı Namusum nasıl dayandı

Balañnı satıp aşarga Yavrunu satarak yemeğe[173]

COL BOYINA

Col bayına güller ektim Yol boyuna güller ektim

Onı da erkez koklaycak Onu da herkes koklayacak

Erkezge kerek curtnıñ güli Herkese gerek yurdundan gülü

Onı da erkez suwlaycak Onu da herkes sulayacak

Ay pişken malina hop Ay pişmiş malina hop

Bizge de kerek hep birlik Bize de gerek hep birlik

Aşacaktır aşacaktır Açacaktır açacaktır

Menim de ekken güllerim Benim de ektiğim güllerim

Güller aştı şimdi keldi Güller açtı şimdi geldi

Menim de raat künlerim Benim de rahat günlerim

Bağlantı Bağlantı

Ep karayık soldurmayık Hep bakarız soldurmadan

Curtımıznıñ güllerin Yurdumuzun güllerini

Unıtmayık hatırlayık Unutmayız hatırlarız

Geşken kara künlerin Geçen kara günleri

Bağlantı Bağlantı[174]

İ. ÖZBEK TÜRKÜLERİ

Özbeklerde gelin kızın baba evinden alınıp, damadın evine götürülmesi sırasında, kadınların koro halinde tefler eşliğinde söyledikleri türkülere yar yar veya car car denir. Bu türkülerle, gelinin ana-babası ve gelin yüceltilir, geline öğütler verilir, iyi dileklerde bulunulur, kederler dile getirilir. Kazak türkülerinde olduğu gibi mısra sonlarında “yar yar” denilir. I. ve III. mısralar 7, II. ve IV. mısralar 4 hecelidir. Kafiye düzenleri ; abcb şeklindedir. On bir heceli şiirler ise, beyitler halindedir ve her beyit kendi arasında kafiyelidir. Bunların sonunda da “yar yar” sözü söylenir.

Torda turgan gilamniñ Yukarıda duran halının

Bir gülidiñ yar yar Bir gülü idin yar yar

Atañ bilen anañniñ Atan ile annenin

Bülbülidnn yar yar Bülbülü idin yar yar

Yığlama kız yığlama Ağlama kız ağlama

Toy seniki yar yar Düğün seninki yar yar

Bedevletli bek yigit Sınırsız zengin bey yiğit

Yar seniki yar yar Yar seninki yar yar

Asmandegi yulduznı Gökyüzündeki yıldızı

Atañ atgan yar yar Atan atmış yar yar

Öz kızını tanımay Öz kızını tanımayarak

Atañ satgan yar yar Atan satmış yar yar

Kazandagi katlama Kazandaki katlama

Katlanadı yar yar Katlanır yar yar

Kıznı alıb yengesi Kızı alarak yengesi

Atlanadı yar yar Hazırlanır yar yar

Yığlama kız yığlama Ağlama kız ağlama

Yoliñ bolsın yar yar Yolun açık olsun yar yar

Kolsa alıb süygüdey Kola açıp sevgi gibi

Oğliñ bolsın yar yar Oğlun olsun yar yar

Tahta köpır üstıden Tahta köprü üstünden

Tay baradı yar yar Tay varır yar yar

Dervazanı keñ açıñ Kapıyı geniş açın

Ay baradı yar yar Ay varır yar yar[175]

DERYA TALKIN SUVLAR TAŞKIN

Derya tolkın suvlar taşkın otalmayman Derya dalgalı sular taşkın geçemem

Atım arık menzilimge yetalmayman Atım zayıf menzilime ulaşamam

Atginamni arık kılgen şu meyda taş Atımı zayıf yapan şu küçük taş

Renginamni sarık kılgen ul kalem kaş Rengimi sarı yapan o kalem kaş

Havlımızniñ arkasıda hayinçekke Avlumuzun arkasında salıncağa

Çekke köylek yaraşadı kelinçekka İnci gömlek yaraşır geline

Çekke köylek yengige tut kakaylik İnce gömlek yenine dut silkeleyelim

Küyav töre bağrıga ot yakaylik Güvey beyin bağrına ateş yakalım

Hay hay ölen can ölen gül kesganim Hay hayölen can ölen gül kestiğim

Bir havlıda kuvalaşib teñ ösganim Bir avluda kovalaşarak beraber büyüdüğüm

Hay hay ölen can ölen gül kayde bar Hay hay ölen can ölen gül nerede var

Bir yahşıga bir yaman her kayde bar Bir iyiye bir yaman her yerde var

Deryalarniñ ul yüzıde üylariñiz Deryalerin o yüzünde evleriniz

Akarışıb körinadi boylarinniz Belirli belirsiz görünür boylarınız

İpmidi ipek midi kiyganiñiz İp midir ipek midir giydiğiniz

Bizdenam artık mıdı süyganiñiz Bizdende mi fazladır sevdiğiniz[176]

(ölen : düğünlerde söylenen türkü)

J. TATAR TÜRKÜLERİ

Macar alimi Ignacz Kunoş’un 1915’te Estergon Kampında esir olan Tatarlardan derlediği mani, cır ve ninni gibi anonim ürünler, Zsuzsa Kakuk tarafından Kırım Tatar Şarkıları adıyla yayımlanmıştır.Bu kitapta 136 türkü bulunmaktadır. Dobruca Tatarlarının anonim ürünleriyle ilgili olarak yapılmış son çalışma ise, Prof. Dr. Enver Mahmut ve Dr. Nedret Mahmut’a aittir.[177] Biz burada iki örnek vermekle yetiniyoruz.

(Elif) dedim (be) dedim Elif dedim be dedim

Kadam saña ne dedim Yarim sana ne dedim

Akan su merekeb olsa Akan su mürekkep olsa

Yazılmaz benim derdim Yazılmaz benim derdim

Elifim nuktalanğan Elifim noktalandı

Az derdim çohçalanğan Az derdim çokçalandı

Yetiş anam yetiş babam Yetiş anam yetiş babam

Kaberim tahtalanğan Kabrim tahtalandı[178]

ÖKSEK MİNAREDEN

Öksek minareden attım ben bir daş Öksek minareden attım kendimi

Ne anem bar ne babam bar ne hardaş Çoh aradım bulamadım dengimi

Bu yar baña hem arhadaş em yuldaş Hırmızı güllerden alğan rengini

Çubuğım yok yul yanına uzatam Temirciler temir düger tuç olor

Tahatım yok yar yulına küz atam Süyip sayıp ayrılması küç olor

A hız seni ben kimlere uşatam Almam desem o da maña iş bolor[179]

ŞAL AT ĞEKTİM

Şal at ğektim şanaga Beyaz at koştum kızağa

Gibere berdim yaylaga Salıverdim yaylağa

Menden kop kop selâm ayt Benden çok çok selâm söyle

Al yanakli Leyla’ga Al yanaklı Leyla’ya

Yar yar yar aman Yar yar yar aman

Yar sevdası bek yaman Yar sevdası çok yaman

Uş karamfil asladîm Üç karanfil aşıladım

Ayva suwina taşladim Ayva suyuna bıraktım

Ğandan sûvgen varimnî Candan sevdiğim yarimi

Ellerge bağişladîm Ellere bağışladım

Yar yar yar aman Yar yar yar aman

Yar sevdası bek yaman Yar sevdası çok yaman[180]

MEN ANAMIN BİR KIZI EDİM

Men anamin bir kîzî edim Ben annemin bir kızı idim

Konğa gül edim Gonca gül idim

Aşîlmagan konğa gül edim Açılmamışgonca gül idim

Sarardım soldîm Sarardım soldum

At aylanmaz azbarîmdan At dönemez avlumuzdan

Araba aylandi Araba dolandı

Ğanim suymegen yerlerge Canım sevmedik yerlere

Başîm baylandi Başım bağlandı

Men bu keşe bir tiş kordim Ben bu gece bir rüya gördüm

Uy tobem oyıldi Ev üstü oyuldu

Annemden bir yar suydim Annemden bile saklı yar sevdim

Alemge tuyuldi Âleme duyuldu

Toy aldînden taş yükledim Köy önünden taş yükledim

Arabam tolmadî Arabam dolmadı

Öz köyimden bir yar suydim Kendi köyümden bir yar sevdim

Menim de bolmadi Benim olmadı[181]

CAWIN CIRI

Caw caw cawınım Cawın cawsın tarlaga

Balaban bolsın kawınım Darı biyday arpaga

Sölde egin on bolsın Körinmesin boyından

Köyde ambarlar tolsın Babam orak şalganda

Cawın cawsın koraga Köy aldında konakay

Cemiş şeşek soganga Boyı bolsın kamıştay

Eki kartop bir minsin Onı körip kuwansın

Böleşkende okkaga Tawık pepiş hem torgay[182]

K. UYGUR TÜRKÜLERİ

Folklor bakımından oldukça zengin olan Uygur Türklerinde türkü ve koşma söyleme alışkanlığı hâlâ canlı olarak yaşatılmaktadır. Söylenen parçalar şekil, ezgi ve konularına göre çeşitli adlarla adlandırılırlar. Teyipcan Eliyop bunları şu şekilde sıralar: Alley (ninni) koşmaları, çocuk oyunlarının koşmaları, düğün ve meşrep koşmaları, noruz koşmaları, karlık beyitleri, moçel koşmaları, ağıtlar, emekçilerin türküleri, tarih ve tarihe mal olan kişilere ait koşmalar, aşk ve muhabbet türküleri, insani faziletleri dile getiren koşmalar, gurbet türküleri vs.[183]

Uygur Otonom bölgesinde, Merkit nahiyesinde yaşamakta olan Dolanlar eğlenceye düşkün bir boydur. Çeşitli vesilelerle sık sık bir araya gelerek kadınlı-erkekli eğlenirler.Buna Dolan Meşrebi denilir. Oyun ve cezaların da bulunduğu bu eğlencelerin en önemli kısmını musiki oluşturur.

Meşreb sırasında Dolanlara mahsus olan Dolan Mukamı vardır. Dolan Mukamı; Zilbayavan, Uzhal, Rak, Muşaverek, Bombayavan, Cula, Simbayavan, Dogamet ve Hurekbayavan olmak üzere dokuz çeşit adlandırılır. Her mukam başlangıcı müteakıben, Çikitme, Senem, Selika (Senkas) ve Sırılma gibi bölümlere ayrılır.

Mukamlarda söylenen koşaklarır durakları şu şekildedir:

4+3= 7, 4+4= 8, 5+5= 10, 8+5= 13.

Dolan Mukamı özel çalgılarla icra edilir. Bunlar; Dolanravabı, Dolankılgeceyi ve teftir.

Dolan Meşrebi sırasında okunan koşaklardan bazıları şunlardır:

Şu görünün karabağ Şu görünen karabağ

Meniñ yarimniñ bağıdır Benim yarimin bağıdır

Dıpıniñ üni kiledur Tefinin sesi geliyor

Didar körüşmek kaydıdur Görüşmemiz ne zaman

Ay bilen kün dost iken Ay ile güneş dost imiş

Çolpanga hemra yok iken Çoban yıldızına eş yok imiş

Ahunumden sorısam Hocadan sorduğumda

Aşıkka nika yok iken Aşığa nikâh yok imiş

Karçugam kökülde kaldı Şahinim kakülde kaldı

Men yınıp keldim bu yan Ben bu tarafa geldim

Men yınıp kelgen bilen Ben bu tarafa gelsem de

Könglimiz kökül sayan Gönlümüz kaküldedir

Men bu yerni çöl disem Ben bu yeri çöl sanmıştım

Çölemes gülzar iken Çöl değil gülzar imiş

Togrıkı almıga ohşaş Meşeleri elma ağacı gibi

Yulgunleri mazar iken Yılgınları mezar imiş

Köyimen a köyimen Yanıyorum a yanıyorum

Karşı karaga köyimen Kara kaşlıya yanıyorum

Közlerini oynutup Gözlerini oynatıp

Cannı alaga köyimen Canı alana yanıyorum

Seherde sayragan bülbül Sabahleyin öten bülbül

Endi sayramas boldı Şimdi ötmez oldu

Aval karıgan yarlar Önce bakan yarlar

Endi karımas oldı Şimdi bakmaz oldu

Kaga cigdeñni yimeymen Karga iğdesi yemeyeceğim

Tişim ağrıdu meniñ Dişim ağrır benim

Meşugum yadımga yetse Sevgilimi düşünsem

İçim ağrıdu meniñ İçim yanıyor benim

Koyunuz barma hınım Koyununuz var mı hanım

Koyga koşup koy bakkılı Koyunla birleştirip gütmem için

Meyliniz bar mu hınım Bana meyleder misiniz hanım

Kökrekke töşni yakkılı Göğsünüzde döşümü yaklaştırayım

Çokanmu tigey deydu Genç kızlar da evleneyim diyor

Cuvanmı haber saldı Yetişkinleri de haber yolladı

Anısı yaman kırı Anası kötü ihtiyar

Şahıda çapan saldı İpekli elbise istiyor

Vah yaylıduk yaylıduk Vah yaylaya çıktık yaylaya çıktık

Aksu Kuçar’da yaylıduk Aksu, Kuçar’da yaylaya çıktık

Yumulak dönge çıkıp Yuvarlak tepeye çıkıp

Yayrım kıni dep yığlıduk Yarim nerede diye ağladık[184]

KARŞILIKLI KOŞAKLAR

Erkek

Dilberim ay yüzüñe Dilberim ay yüzüne

Zeytüne dek halıñ bolay Zeytin renginde benin olayım

Kiçe yanıñda yıtıp Gece yanında yatıp

Kündüz hırıdarınn bolay Gündüzün müşterin olayım

Kız

Atlanıp sehraga çıksañ Ata binip köye gidersen

Kamçı destiñ men bolay Kamçına sap ben olayım

Bar elniñ közi sende Bütün elin gözü sende

Til tumarıñ men bolay Nazarlığın ben olayım

Erkek

Taluçi talga tigemdu Dalın ucu dala değer mi

Taluçi taldın yırak Dalın ucu daldan uzak

Meylimiz sizge tüşüptü Gönlümü size kaptırdım

Öyimiz andın yırak Evimiz ondan da uzak

Kız

Öy yırakı bolsa bolsun Evimiz uzak olursa olsun

Köngül yırakı bolmısun Gönlümüz uzak olmasın

İkkimiz aşna bolaylı İkimiz dost olalım

Öydikiler tuymısun Evdekiler duymasın[185]

KIRBİR YALGAN KOŞMASI KIRK BİR YALAN KOŞMASI

Añlañla ıştıñla Dinleyiniz işitiniz

Men bir batur idim Ben bir batur idim

Tağda keyik atur idim Dağda geyik avlardım

Malhıyımnı kırga koyup Kalpağımı kırda bırakıp

Kırk kızlar koğlar idim Kırk kızı kovalardım

Ünmigen çığ tüvide Bitmemiş ot dibinde

Törelmigen toşkannı Olmayan tavşanı

Pütmigen çomak bilen birni salsam Yapılmamış çomakla bir vursam

Kolımıgan orıga çüştü Kazılmamış çukura düştü

Alte adamge basturdum Altı kişiye bastırtarak

Yette adamge soydurdum Yedi kişiye kestirdim

Alte patman goşı çıktı Altı batman eti çıktı

Yette patman çavısı Yedi batman iç yağı

Kıştın beri yevatimiz Kıştan beri yiyoruz

Hılımu bar teng yamısı Hâlâ tam yarısı var

İşenmiseñla karap bıkıñla İnanmazsanız görün bakın

Kozukta turıdı kallısı Kazıkta duruyor kellesi

Añlañla ıştıñla Dinleyiniz işitiniz

Meniñbaturlıkımnı şundan biliñla Benim baturluğumu şunlardan biliniz

Yını yok koñgazni Bir tarafı olmayan böceği

Yarga tartmay minettim Kıra çekmeden biniyordum

Yırım çiñ kepekni Yarım kilo kepeği

Kişige yöletmey artattım Yardım istemeden yüklerdim

Keslençükke ok-yar atsam Kertenkeleyi oklasam

Çala tigit kaçtı Tam isabet etmeden kaçtı

Koñgazga minip koğlısam Böceğe binip kovalasam

Beş davan aştı Beş geçit aştı[186]

L. YUGOSLAVYA’DA TÜRKÜLER

Kosova’da söylenen türküler başta ninniler olmak üzere agirlikli olarak aşk, gurbet, hapishane, agit, taşlama, güldürü ve tarih konulari işlenmiştir.

DEGIRMENIN DÜNER TAŞI

Degirmenin düner da taşi Degirmende ben cezerim

Durmaz akar cüzümün yaşi Ah ben o yarin derdindeyim

Duy aman aman Bağlantı

Bey aman aman hey

Degirmenden fenar da aldim Degirmenden buz celiyor

Ah ben o yara neler da aldim Ben benzettim kiz celiyor

Bağlantı Bağlantı

UZUN KAVAK SELVI YAPRAK

Uzun kavak selvi yaprak dalinda kurusun

Dalindan düşen yaprak suda çürüsün

Evvel benim idin ya şimdi çiminsin

Cel benim ela cüzlüm aglatma beni

Yüregimde sevdan çok aglatma beni

Evlerimiz üni susam deresi

Kizi çüvermeyor o domos anasi

Kiz buraya celmeden yoktor çaresi

Bağlantı

Evlerimiz üni çevpçevre harman

Aç beyaz cüksüni okiyayim ferman

Bulunur mi sizde dertlere derman

Bağlantı

DRAMA ÇÜPRÜSI

Drama çüprüsüni (more Hasan) cece mi ceçtin (more Hasan)

Ecel şerbetini (more Hasan) ülmeden içtin

Anandan babandan (more Hasan) nasil vaz geçtin (more Hasan)

At martini more Debreli Hasan daglar inlesin

Drama hapsanesinde be Hasan namin sülensin

Drama çüprüsi (more Hasan) dardir çeçilmes (more Hasan)

Souktur sulari (more Hasan) bi tas içilmes

Anadan çeçilir (more Hasan) yardan çeçilmes (more Hasan)

At martini more Debreli Hasan daglar inlesin

Drama hapsanesinde be Hasan namin sülensin[187]