I. TÜRKÜ KAVRAMI
Türkçe söylenmiş şiir anlamına gelen “Türkü” nün “Türkî” sözünden geldiği görüşü ittifakla kabul edilmiş bir görüştür. Yani, “Türk” kelimesine Arapça “î” ilgi ekinin getirilmesiyle vücut bulmuştur. “Türk’e has” anlamına gelen bu söz halk ağzında “Türkü” şekline dönüşmüştür.
Türkü sözü muhtelif Türk boylarında farklı kelimelerle isimlendirilirler. Türküyü Azeri Türkleri mahnı, Başkurtlar halk yırı, Kazaklar türki, türik halık äni, Kırgızlar eldik ır, türkü, Kumuklar yır, Özbekler türki, halk koşiğı, Tatarlar halık cırı, Türkmenler halk aydımı, Uygur Türkleri de nahşa, koça nahşisi derler. 1
Türkü terimi ilk defa XV. yüzyılda Doğu Türkistan’da aruz vezniyle yazılmış ve özel bir ezgi ile söylenmiş ürünler için kullanılmıştır.2 Burada değerlendirmeye çalıştığımız hece vezni ile söylenmiş türkülerin Anadolu’daki ilk örneğini ise, XVI. yüzyılda buluruz. Türkü şekline uygun ve türkü adını taşıyan sözünü ettiğimiz bu parça XVI. yüzyıl halk şairlerinden Öksüz Dede’ye aittir.
Birtakım araştırmacılar türküyü şöyle yorumlamıştır:
Cahit Öztelli: “Halkın iç âlemini yaşatan, beşikten mezara kadar bütün yaşayışını içine alan en dikkate değer edebî mahsuller türkülerdir…Genel olarak türkü adını taşıyan manzumelerde değişmez bir ölçü ve şekil yoktur. Yalnız saz şairleri tarafından sanat düşüncesiyle meydana getirilen türkülerde belli ve değişmez bir şekil vardır. Uzun bir geleneğe bağlı olan bu türkülerde kavuştak (nakarat) bulunması şarttır. Birinci dörtlüklerin 2. ve 4. mısraları ile sonraki dörtlüklerin 4. mısraları hep aynıdır.”3
Nihat Sami Banarlı: “Koşma şeklindeki bir manzumenin her dörtlüğüne bir (beşinci) veya bir (beşinci-altıncı) mısra ilavesiyle söylenilen bir halk şiiridir.” 4
Muzaffer Uyguner: “Her mısraı kafiyeli üçer mısralı kıtalar ile gene kafiyeli ve iki beyitten müteşekkil ara nağmeleri olan ve çalınıp söylenen folklorik halk edebiyatı mahsulleridir.”5
Herbert Jansky, türküyü şu şekilde tanımlamaktadır: Türkü : “Büyük tarihi hadiseler karşısında halk kitlesinin sevinçlerini veya ümitsizliklerini; büyük şahsiyetler hakkındaki saygılarını veya nefretlerini; gençler arasında geçen hazin aşk hikâyelerini, millî hece veznini ölçü alan ve kalpleri fetheden mısralarla, derin bir muhteva içinde dile getiren edebî, aynı zamanda mûsiki bakımından ehemmiyete hâiz olan bu kendine öz bestelerle söyleyen; dar manâsıyla ise tarihi bir vesika mahiyeti gösteren Türk halk şiirinin en eski türlerinden biri”.6
TÜRKÜLERİN DOĞUŞ VE YAYILIŞLARI
Türküler genellikle bir olay, bir arzu ve bir heyecan üzerine doğarlar.
Türküler, başlangıçta sahibi belli ürünlerdir. Ancak zamanla, türkünün asıl sahipleri unutulur ve sonraki nesiller tarafından halkın dilinde dolaşa dolaşa farklı coğrafyalara yayılır. Türküler böylelikle anonimleşirler. Önceleri mahallî hüviyet gösteren türküler, zamanla millî hüviyete bürünürler. Türkülerin anonimleşmesinde, daha ziyade göçler, kervanlar, askerî sevkler, gurbete iş için gidişler, gezgin halk şairlerinin faaliyetleri, yakın zamanlarda basın ve yayın organları rol oynar.
Yayılma sırasında türkülerin sözlerinde ve ezgilerinde bazı değişiklikler vukua gelir. Kimi zaman bu değişiklikler türküyü tanınmayacak hale getirir; öyle ki, bu eserler karşımıza bir başka türkü olarak dahi çıkabilir. Türkülerin bu derece çeşitlenmesinin asıl sebebi kişilerin kabiliyetleridir. Kaynak şahıslar, ezgilerin yapısında önemli ölçüde değişiklik yapabildiği gibi, bu değişikliği türkülerin sözlerinde de yapabilirler.7
Bunun yanında halk hikâyelerinden ve saz şairlerinin şiirlerinden vücut bulmuş türküler de vardır. Sözgelişi; bugün Âşık Garip, Kerem, Köroğlu, Karacaoğlan, Gevherî, Dadaloğlu, Dertli, Ruhsatî ve Emrah’a ait pek çok şiir halkımızın dimağında türkü olarak yaşamaktadır. Aşıklar şiirlerini, çeşitli nağmelerle söylerler. Keza tasnif ettikleri hikâyelerin manzum kısımlarında da aynı yola başvururlar. TRT Repertuarında Kerem, Kesik Kerem, Gevheri gibi âşıkların adıyla geçen türkülerin olması bunun açık delilidir.
O yüzden gerek şekil gerekse konu bakımından türkü alanında âşıkların yaptığı katkı küçümsenemeyecek derecededir.
II. TÜRKÜLERİN ÇEŞİTLERİ VE TEKNİK ÖZELLİKLERİ
Türküler genellikle yedi, sekiz ve on bir hece ile söylenmişlerdir. Ancak az sayıda da olsa beş ve on beş heceli şiirler de vardır. Bunun yanında bağlantılarla vücuda getirilen türkülerde, bentlerle ve bağlantıların heceleri arasında eşitlik olmayabilir. Yani bent kısmı yedi hece olan bir türkünün bağlantı kısmı on bir hece olabilir. Bu tarzda ortaya konulmuş pek çok sayıda örnekler vardır.Sözgelişi şu örnekte bent kısmı yedi, bağlantı kısmı ise farklı sözlerden ve on üç heceyle söylenmiş farklı mısralardan oluşmuştur.
Çarşamba dedikleri
Şekerdir yedikleri
Hiç aklımdan gitmiyor
O yarin dedikleri
Telg(ı)rafın tellerinin rengi kurşuni
Genç yaşımda atma bana mavzer kurşunu
Çarşamba yazıları
Körpedir kuzuları
Allah alnıma yazdı
Bu kara yazıları
Ben Samsun’a gidemiyom kâr olmayınca
Samsun bana haram olsun yar olmayınca
Çarşamba’nın ortasından akıyor ırmak
Her yiğidin kârı değil sözünde durmak 8
Bazan da bu yapının tam tersi bir durumla karşılaşılabilir. Yani bent kısmı fezla, bağlantı kısmı az sayıda heceye sahip olabilir.
Biter Kırşehir’in gülleri biter efendim
Şakıyıp dalında bülbüller öter
Gülüm aman aman
Sebep aman aman
Efendim aman
Aynam düştü yerlere
Karıştı gazellere
Tabiatım kurusun
Bakarım güzellere
Güzelleri çoktur da hep yeni yeter efendim
Kaşının üstünde keman görünür
Bağlantı 9
Diğer taraftan vezin ve kafiye açısından oldukça serbest tarzda söylenmiş türküler de vardır.
Yapılarına göre türküler bölümünde bu konuda bilgi ve örnek verdiğimiz için, burada tekrar üzerinde durmuyoruz.
Tespit ettiğimiz örnekleri göz önünde tuttuğumuzda türkülerin hecelerine göre beş gruba ayrıldığını gördük.
A. Beş heceli türküler
ELİNDE ŞİŞE
Elinde (de)şişe Elinde (de) deri
Kırıla (da ) düşe Yerleri (de) sürü
Sevdiğim Ayşa Sevdiğim Hürü
Gel beri beri Gel beri beri
Elinde (de) basma
Duvara (da) asma
Sevdiğim Esma
Gel beri beri 10
GİYDİĞİM ALDIR
Giydiğim aldır Giydiğim mordur
Al dudak baldır Kolları dardır
Ne güzel haldır Keyfimiz vardır
Akşam olanda Bağlantı
Akşam olanda
Bade dolanda
Giydiğim sarı Giydiğim atlas
Sen kimin yari İğneler batmaz
Ağlatma bari Yar bensiz yatmaz
Bağlantı Bağlantı 11
EKTİĞİM YONCA
Ektiğim yonca Ektiğim darı
Biçtiğim yonca Biçtiğim darı
Sevdiğim gonca Sevdiğim sarı
Oy lele lele Bağlantı
Elin elime
Kolun boynuma Ektiğim arpa
Yar havalanmış Biçtiğim arpa
Gelmez yanıma Sevdiğim körpe
Bağlantı 12
B. Yedi heceli türküler
Bu türküler genellikle manilerle tertiplenmiş türkülerdir.
ELİ ELEKLİ GELİN
Eli elekli gelin Entarisi toz pembe
Basma yelekli gelin palazım Yadigârın var bende palazım
Selâm verdim almadı Hiç sözünde durmazsın
Katı yürekli gelin güzelim İnsaf yok mu hiç sende
Tepside üzüme bak
Biraz da gözüme bak palazım
Eller ne derse desin
Sen benim sözüme bak güzelim 13
Mısra sonlarına aman, vay, yandım, hey, kardaş, emmim kızı, hoppala vs. gibi sözler getirilmekle beraber mısraların başına hatta içlerinde de bu tip sözlere yer verilir. Aşağıda her iki şekle ait iki örnek kaydediyoruz.
CAN MARAL CAN
Can maral can Evleri yakın yarim
Vay le le le Çık sallan bakım yarim
Can maral can Uzun boyun(a) göz değer
Vay le le le Hamayıl takın yarim
Can maral can Gidene bak gidene
Vay le le le Boyu benzer fidana
Can maral can Fidanda bir gül bitmiş
Vay le le le Koklatmaz her gelene 14
BİR AY DOĞAR PASİNDEN
Bir ay doğar Pasin’den emmimin kızı / hopbala kızı
Ay bulut arasından ben n’edem oy
Öyle bir yar sevmişem emmimin kızı / hopbala kızı
Katmer gülün hasından ben n’edem oy
Bir ay doğar kenarsız emmimin kızı / hopbala kızı
Yar vefasız ber arsız ben n’edem oy
Böylece ah çekerim emmimin kızı / hopbala kızı
Halin kime yanarsız ben n’edem oy 15
C. Sekiz heceli türküler
BÜLBÜLÜN KANADI SARI
Bülbülün kanadı sarı
Ben ağlarım zarı zarı
Elimden aldılar yari
Garip bülbül ötme bülbül
Benim derdim bana yeter
Bir dahi sen katma bülbül
Bülbülün kanadı beyaz Bülbülün kanadı buhur
Gece bulut gündüz ayaz Gece yazar gündüz ohur
Al kalemi derdimi yaz Yolcu isen ola uğur
Bağlantı Bağlantı 16
D. On bir heceli türküler
BAĞDAT ELLERİNDEN GELEN TURNALAR
Bağdat ellerinden gelen turnalar
Turnalar ne haber yardan ne haber
imdi benim yarim gözün sürmeler
Turnalar ne haber yardan ne haber
Esip esip karlı dağlar aşarsın
Kılavuzun yok mu neden şaşarsın
Bir yazdan bir güzden derdim deşersin
Turnalar ne haber yardan ne haber
Katar katar gökyüzünde dönersin
Akşamamı kaldın neden eversin
Doğru söyle sen Mevlâ’yı seversin
Turnalar ne haber yardan ne haber
Yarini öldürmüş eli kan m’ola
Ak gerdan üstünde çifte ben m’ola
Doğru söylen benim yarim sağ m’ola
Turnalar ne haber yardan ne haber 17
(evmek : acele etmek)
AFYON’UN ORTASINDA KALESİ
Afyon’un aman aman ortasında kalesi de var kalesi aman
Üzerinde aman vardır kızlar kulesi de var kulesi
Zümrüt gibi aman aman yeşillenmiş ovası da var ovası aman
Ay karanlık aman gece vurdular beni de vay beni
Yarin yazmasına sardılar beni de ah beni
Kalecik’ten aman aman ayva gelir kar gelir de vay kar gelir aman
Gümüş yüzük aman parmağına dar gelir de dar gelir
Ben de sandım aman aman meyhaneden efem yar gelir de vay yar gelir aman
Ay karanlık aman görmedim aman yolumu da vay yolumu
Ah bilemedim aman cerrah kesti benim kolumu de vay kolumu 18
E. On beş heceli türküler
8+7 duraklı türkülerdir.
MECLİSİNDE MAİL OLDUM
Meclisinde mail oldum ben bir kaşı karaya
Yok mu tabib semtimizde merhem ede yaraya
Benim bir efendim vardır merhem eder yaraya
Hangi derdime yanayım dağlar derdim var benim
Başımı sevdaya salan bir güzelim var benim
Evlerinin önünde de kara üzüm asması
Beline kuşak bağlamış o da Acem basması
Buralarda yar sevenler Anadolu yosması
Hangi derdime yanayım dağlar derdim var benim
Başımı sevdaya salan bir güzelim var benim 19
IV. TÜRKÜLERİN TASNİFİ
Türküler gösterdikleri çeşitlilik bakımından yapı, konu ve ezgilerine göre tasnif edilebilir. Daha önce yapılmış tasnifler de bu çerçevededir. Ne var ki bu tasniflerde birtakım eksiklikler ve isabetli olmayan tespitler vardır. Yapılan tasnifleri burada tekrar kaydederek konuyu karışık hale getirmek istemiyoruz. Çünkü bunlar azımsanmayacak derecede fazladır. Biz, önceki tasnifleri de göz önünde tutarak ve kendi tespitlerimizi de ortaya koyarak türkü tasniflerini yeniden tasnif etmek istiyoruz. En doğru tasnifin bu olduğu iddiasında değiliz ama gözden kaçan ve tespit ettiğimiz pek çok unsurun değerlendirilmesi gerekiyordu. Düşüncemiz odur ki, bundan sonraki tasnifler, pek az değişiklik gösterecek ve bizim tasnifimize birkaç ilave maddeler şeklinde olacaktır.
A. YAPILARINA GÖRE TÜRKÜLER
1. Bentleri Bir Mısra Olan Türküler
a. Bağlantıları dört mısra / mani olan türküler
b. Bağlantıları yedi mısra olan türküler
2. Bentleri İki Mısra Olan Türküler
a. Sadece iki mısradan oluşan türküler
b. Bağlantıları bir mısra olan türküler
c. Bağlantıları iki mısra olan türküler
ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler
d. Bağlantıları dört mısra olan türküler
e. Bağlantıları beş mısra olan türküler
f. Bağlantıları altı mısra olan türküler
g. Bağlantıları yedi mısra olan türküler
h. Bağlantıları sekiz ve daha fazla mısra olan türküler
ı. Bağlantıları mısra sonlarında ve mısra aralarında olan türküler
3. Bentleri Üç Mısra Olan Türlüler
a. Sadece üçlüklerden ibaret olan türküler
b. Bağlantıları bir mısra olan türküler
c. Bağlantıları iki mısra olan türküler
ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler
d. Bağlantıları dört mısra olan türküler
e. Bağlantıları beş mısra olan türküler
f. Bağlantıları altı mısra olan türküler
g. Bağlantıları fazla sayıda mısralı olan türküler
h. İki bağlantılı türküler
ı. Bağlantıları mısra aralarında olan türküler
4. Bentleri Dört Mısra Olan Türküler
a. Sadece dörtlüklerden kurulu türküler
b. Bağlantıları bir mısra olan türküler
c. Bağlantıları iki mısra olan türküler
ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler
d. Bağlantıları dört mısra olan türküler
e. Bağlantıları beş mısra olan türküler
f. Bağlantıları altı mısra olan türküler
g. Bağlantıları yedi mısra olan türküler
h. Bağlantıları sekiz ve daha fazla mısra olan türküler
ı. Bağlantıları mısra aralarında olan türküler
i. İki bağlantılı türküler
j. Bağlantıları mısra sonlarında olan türküler
5. Karşılıklı Türküler
a. İki mısralık bentlerden ibaret atma türküler
b. Üç mısralık bentlerden ibaret atma türküler
c. Dört mısralık bentlerden ibaret atma türküler
ç. Diyalog şeklinde atma türküler
B. KONULARINA GÖRE TÜRKÜLER
1. Tabiat Türküleri
2. Aşk Türküleri
3. Yiğitlik Türküleri ve Tarihi Olayları Konu Edinen Türküler
4. Tören Türküleri
a. Düğün Türküleri
aa. Kına Türküleri
ab. Baş Öğme / Duvak Türküleri
ac. Gelin Alma Türküleri
aç. Gelin karşılama türküleri
ad. Güvey Türküleri
ae. Halk Oyunlarında Türküler (Halay, Bar, Horon, Zeybek..)
b. Ayin-i cem Türküleri
c. Sayacı Türküleri
ç. Oturak Türküleri
5. Askerlik Türküleri
6. Yiyecekler Üzerine Söylenmiş Türküler
7. Hayvanlar Üzerine Söylenmiş Türküler
8. Olay Türküleri
9. Bitki ve Çiçeklerle İlgili Türküler
10. Satıcı Türküleri
11. Ekin Türküleri
12. Ramazan Davulcusu Türküleri
13. Kişiler Üzerine Söylenmiş Türküler
14. Keder, Dert ve Hastalık Türküleri
15. Gurbet ve Hasret Türküleri
16. Meslek ve iş Türküleri
17. Eşkıya Türküleri
18. Ölüm Türküleri (Ağıtlar)
19. Ninniler ve Çocuk türküleri
20. Hapishane Türküleri
21. Mizahî Türküler
22. Yergi Türküleri
23. Öğretici ve Öğüt Verici Türküler
C. EZGİLERİNE GÖRE TÜRKÜLER
A. YAPILARINA GÖRE TÜRKÜLER
Türkülerin belirli bir şekli yoktur. İki mısralı türküler olabildiği gibi koşma, mani tarzında yahut bentlerle kurulmuş türküler de vardır. Koşma yahut mani olarak bildiğimiz şekiller türkü nağmesiyle söylendiğinde adı geçen şiirlerden ayrılır. Çünkü halk, ezgi ile söylediği parçaları türkü olarak niteler. Koşmalar bilindiği gibi söyleyeni belli şiir türleridir. Ne var ki, halkın benimsediği bazı parçalar zamanla anonimleşir ve türkü olarak varlığını sürdürür. Daha ziyade kadınlardan oluşan türkü yakıcıları, bildiği koşma, mani hatta semaî ve destandan birtakım parçalar alarak onu uygun bir ezgi ile terennüm eder. Şekil ve konu birliğinden uzak pek çok türkünün ortaya çıkış sebebi bundan kaynaklanmıştır. Sözgelişi; “Karanfil oylum oylum” manisiyle başlayan ve diğer karanfilli manilerle devam ettirilen fakat farklı ezgi ile söylenmiş bir hayli türkü vardır.
Türkülerin bentlerine çoğu zaman mısra sayıları farklı olan bağlantılar getirilir. Ancak bentlerle bağlantıların hece sayıları eşit olmayabilir. Bağlantılar genel olarak anlamlı sözlerden ibaret olmakla beraber, çeşitli ünlemleri de ihtiva eder.
Az da olsa bazı türkülerde, yapı bakımından bozukluk ve düzensizlikler görülür. Sözgelişi, aynı türküde hem dörtlük hem de beşlik şekle rastlanılabilir. Bunun yanında türkünün hece sayılarında da eşitsizlikler görülebilir. Ordu’nun Öceli köyünde söylenen kına türküsünde böyle bir özellik vardır.
Çambaşına çıktım çıram yanmadı
Dört köşeme baktım kimsem kalmadı
Küçük kardaşa mektup yazdım aynı gelmedi
Sazak da yellere ev yapma o batar gider
Uzak yerlere kız verme o da yiter gider
Ağlama bacım ağlama yarın gülersin
Dokuz aydan sonra beşik belersin
Anam gidiyorum evin şen olsun
Babam gidiyorum evin şen olsun 20
Yapı bakımından türkülerin arıza göstermesi; bazı mısraların zamanla unutulması yahut, halkın türküye birtakım ilavelerde bulunarak bünyesinde değişikliğe yol açmasıyla açıklanabilir.
1. BENTLERİ BİR MISRA OLAN TÜRKÜLER
a. Bağlantıları dört mısra (veya mani) olan türküler
KIRMIZI KURDELE
Kırmızı kurdele kör olasın Emine
İndim derelerine
Bilmem nerelerine
Canım kurban olsun
Candan sevenlerine
Yavrum da sana ipek mendil alayım
Bağlantı
Yavrum da sana melez köynek alayım
Bağlantı
Yavrum da sana kalıc pötin alayım
Bağlantı 21
b. Bağlantıları yedi mısra olan türküler
Sayıları çok azdır. Tespit ettiğimiz örneğin bağlantı kısmı yedi mısradan oluşmaktadır.
KIZIM SANA FİSTAN ALDIM
Kızım sana fistan aldım vardı m’ola oy oy
Kim göndermiş onu
Ben gönderdim onu
Ben almadım onu
Beşikleri çamdan
Yuvarlandı damdan
Seni zalımın oğlu
Vazgeçmedin benden
Kızım sana terlik aldım vardı m’ola oy oy
Bağlantı
Kızım sana rastık aldım vardı m’ola oy oy
Bağlantı 22
TOKAT’A GİDEMİYOM YARİM SANA FİSTAN ALAYIM
Tokat’a gidemiyom yarim sana fistan alayım
Ah nerelerine nerelerine
Bilmiyon mu kömür gözlüm
Aha buralarıma buralarıma
Fadime’m fistan kırmalar
Ceviz dalı ırgalar
Sevdiğini gören kızlar
Sağını da solunu ırgalar
Tokat’a gidemiyom yarim sana potin alayım
Bağlantı
Tokat’a gidemiyom yarim sana çorap alayım
Bağlantı 23
2. BENTLERİ İKİ MISRA OLAN TÜRKÜLER
Temeli iki mısradan meydana gelen türkülerdir. Ayrıca birtakım bağlantılar / kavuştaklar da alabilirler. Başlıca şekilleri şunlardır:
a. Sadece iki mısradan oluşan türküler
Kafiye düzenleri aa, bb, cc, dd… yahut aa, ba, ca, da, ea şeklindedir.
TÜRKÜ
Hamsi kurban o göze Atarlar barabati
Baş dalarsın göze Alurlar seni yüze
Korlar seni kayuğa Biz de seni aluruk
Satarlar seni bize Sererük seni köze
Bir kusurcuğun vardur
Çok su içersun bize 24
Bu tip türkülerde nadir de olsa tek ikinci mısraı bağlantı gibi aynen tekrarlanan türkülere de rastlanılır.
BAYBURT DAĞLARINDA
Bayburt dağlarında tabakam kaldı
Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı
Bayburt dağlarında kunduram kaldı
Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı
Bayburt dağlarında mendilim kaldı
Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı
Bayburt dağlarında tabancam kaldı
Şen ol Bayburt şen ol sende nem kaldı 25
b. Bağlantıları bir mısra olan türküler
Kafiye düzenleri aa-b, cc-b, dd-b, ee-b şeklindedir. Bağlantı mısralarda genellikle aynı sözler tekrar edilir.
ÇANAKKALE TÜRKÜSÜ
Çanakkale içinde vurdular beni
Ölmeden mezara koydular beni
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde aynalı çarşı
Ana ben gidiyom düşmana karşı
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir uzun selvi
Kimimiz nişanlı kimimiz evli
Of gençliğim eyvah
Çanakkale içinde bir dolu testi
Analar babalar umudu kesti
Of gençliğim eyvah 26
c. Bağlantıları iki mısra olan türküler
aa-bb, cc-bb, dd-bb, ee-bb şeklinde kafiyelenirler. Bu arada bb olarak gösterilen bağlantı sözleri, aynen tekrarlanan sözlerdir.
TELGRAFIN TELLERİNE
Telgrafın tellerine kuşlar mı konar
Herkes sevdiğine (yavrum) böyle mi yanar
Gel yanıma yanıma da yanıbaşıma
Şu gençlikte neler geldi garip başıma
Telgrafın direkleri semaya bakar
Senin o güzel gözlerin çok canlar yakar
Bağlantı
Telgrafın tellerini arşınlamalı
Yar üstüne yar seveni kurşunlamalı
Bağlantı
Telgrafın direkleri semaya karşı
Gel güzelim barışalım düşmana karşı
Bağlantı 27
ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler
Bentler kendi arasında kafiyelidir. bağlantı sözleri her bentten sonra aynen tekrarlanır.
AŞAĞIDAN GELİYOR TÜRKMEN KOYUNU
Aşağıdan geliyor Türkmen koyunu aman aman
Selviye benzettim yarin boyunu amanın yandım
Amanın amanın amanın yandım
Tiridine tiridine tiridine bandım
Bedava mı sandın para verdim aldım
Sabahleyen erken çifte giderken aman aman
Öküzüm torbadan düştü gördün mü amanın yandım
Bağlantı
Manda yuva yapmış söğüt dalına aman aman
Yavrusunu sinek kapmış gördün mü amanın yandım
Bağlantı 28
d. Bağlantıları dört mısra olan türküler
Kafiyeleri aa-bbbc, dd-bbbc, ee-bbbc düzenindedir. Bağlantı sözleri aynen tekrarlanabileceği gibi, farklı sözlerden de oluşabilir. Bağlantı sözleri muhtelif maniler de olabilir.
Türkünün bent kısmı ile bağlantı kısımlarının hece sayıları aynı olmayabilir.
FIRAT KENARI
Fırat kenarının ince dumanı
Dağlara yayılır seher zamanı
Bülbül ne ararsın yuvan mı yoktur
Yoksa benim gibi baban mı yoktur
Zaten yetimlerin gözyaşı çoktur
Gel ağlayalım karşı karşıya
Fırat kenarında kamışlar sazlar
Sinemin yarası her zaman sızlar
Bülbül ne ararsın yuvan mı yoktur
Yoksa benim gibi baban mı yoktur
Zaten yetimlerin gözyaşı çoktur
Gel ağlayalım karşı karşıya 29
ELİF
Elif çıkmış pencereden el eder
Kaşları değil gözleri beni del’eder
Elif’im gel gel
Güzelim gel gel
Nazlı da yarim
Sallan da gel gel
Elif kızın yeni de gördüm yüzünü
Duman sandım şalvarının tozunu
Elif’im gel gel
Güzelim gel gel
Nazlı da yarim
Sallan da gel gel 30
e. Bağlantıları beş mısra olan türküler
HANİ BENİM ELLİ DİRHEM KESTANEM
Hey hey Hani benim elli dirhem kesdenem
Konyalı’dan başkasını istemem
Yar yar Konyalı’m yürü
Yörü yavrum yürü
Saçlarını sürü
Şimdi burdan geçti
Konyalı’nın biri
Hey hey Hani benim elli dirhem pırasam
Mumlar yaksam Konyalı’yı arasam
Bağlantı 31
f. Bağlantıları altı mısra olan türküler
DONDURMAM BUZ
Dondurmam buz gibi buz
Şeker mi yoksa karpuz
Alâ çiçekli dondurmam
Yok mu tadına bakan
Alâ vişneli dondurmam
Mini mini hanımlara
Sevdalı beylere
Parasını almadan tattırmam
Dondurmam kaymaklı Dondurmacı top attı
Yiyin bakın pek tatlı Bin lira borca battı
Bağlantı Bağlantı 32
g. Bağlantıları yedi mısra olan türküler
BASTIMDA KIRILDI İĞDENİN DALI
Bastım da kırıldı iğdenin dali vay dali
Kötüye düşenin böyl’olur hali diller
Diller oynaksın diller
Diller kaymaksın diller
Diller açılsın güller
Güller açılsın kollar
Kollar ne bilsin eller
Eller narinay ninay nay
Narinay narinay ninay nay
Arabacı arabanı koş getir koş getir
Ben ölüyom mezarıma taş getir diller
Bağlantı
Arabacı arabanı yillendir yillendir
Şeker al da şu bebeyi dillendir diller
Bağlantı
Sabahınan esen seher yeli mi yelimi
Benim gönlüm divane mi deli mi diller
Bağlantı 33
h. Bağlantıları sekiz ve daha fazla mısra olan türküler
Bağlantı kısımları iki ayrı maninin ardarda söylenmesiyle meydana getirilmiş türkülerdir.
MANİSA’YLA BERGAMA’NIN ARASI
Manisa’yla Berga’manın arası
Yaktı da beni kaşlarının arası
Kara kara kargalar
Ceviz dalın ırgalar
On beşine basan kız
Sevdiğine el sallar
Yelek de diktim giymedi
Diktiğime değmedi
Sağolası anam da babam
Sevdiğime vermedi
Manisa’yla Bergama’nın askeri
Ben yolcuyum yolları bana gösterin
Bağlantı 34
KIZIN ADI DUDU
Kızın adı Dudu a canım aman
O da güzellerin adı sürmelim aman
Gel gel barışalım
Tenhada buluşalım
Biraz konuşalım
Şimidan şimidan şimidan dan
Gel arkamdan arkamdan
Kız alacaksan al beni
Annen baban duymadan
Gel gel gel Ayşe
Şeker değil bal Ayşe
N’olur bize gidelim
Ah aramızı bul Ayşe’m
Kızın adı Ayşe a canım aman
Benleri var köşe köşe sürmelim aman
Bağlantı
Kızın adı Durdu a canım aman
O da güzellerin kurdu
Bağlantı 35
ı. Bağlantıları mısra sonlarında ve mısra aralarında olan türküler
Türkünün temeli beyitlerden oluşur ve her beyit kendi arasında kafiyelidir. Ancak diğer şekillerden farklı olarak her mısradan sonra aynen tekrarlanan bağlantı sözleri getirilir. Bağlantılar üç ve daha fazla sayıda mısralı olabilmektedir.
HAYRİYE NANAY
Hayriye’nin kaşları kara
Hayriye nanay nanay nanay
Canım nanay nanay nanay
Gülüm nanay nanay nanay
Nereden gelsem beni ara
Bağlantı
Hayriye’nin altın dişi
Bağlantı
Yaktı beni yan bakışı
Bağlantı
Hayriye damdan bakıyor
Bağlantı
Bakışı canlar yakıyor
Bağlantı[36]
YABANDAN GEL
Yabandan gel usul (da) boylu yarim yabandan (Arslanım hey hey)
Amman yörü yörü
Çapraz yörü yörü
Kostak yörü yörü
Yörü yörü yörü
Aldım haberini (de) garib çobandan (Arslanım hey hey)
Bağlantı
Yaban ellerinden (de) özendim geldim (İmanım hey hey)
Bağlantı
Gördüm cemalini efendim geldim (Arslanım hey hey)
Bağlantı
Yaban ellerinde (de) yatmış uyumuş (Yeşilim hey hey)
Bağlantı
Elâ gözlerini uyku bürümüş (Arslanım hey hey)
Şirin yörü yörü
Tek tek yörü yörü
Bebek yörü yörü
Kostak yörü yörü
Usul yörü yörü
Güzel yörü yörü
Yörü yörü yörü[37]
BİR KAŞ BİR GÖZ
Elinde süt küleği
O maral o ceylan
O sevgilin bağında
Ölürem anam dönmenem
Giderem anam gelmenem
Bir kaş bir göz bir dil bir diş
Bişmişi yanağında
Sütten beyaz bileği
Bağlantı
Giderem öylesine
Bağlantı
Karagöz mehlesine
Bağlantı[38]
3. BENTLERİ ÜÇ MISRA OLAN TÜRLÜLER
Bu tip türküler aynı zamanda üçleme olarak da adlandırılır Mısraların kafiye düzeni aaa, bbb, ccc… yahut aab, ccd, eef… şeklindedir. Bazı üçlemelere 1-4 mısra arasında bağlantı sözleri eklenir. Bağlantılar farklı sözlerden oluşabildiği gibi genellikle aynı sözlerin tekrarı şeklindedir. Az da olsa, 5-7 mısralı bağlantılar vardır.
a. Sadece üçlüklerden ibaret olan türküler
CEREN TÜRKÜSÜ
Şu cerenin sulağına varmalı Şu cerenin sulakları sekili
El bağlayıp divanına durmalı Sekisinde gül ireyhan ekili
Şu güzeli sevdiğine vermeli Mor belikler birbirine sokulu
Ceren çıkmış eşikliğin taşına Şu cerenin sulakları kayalı
Güneş değmiş kemerinin kaşına Kayasında selvi söğüt dayalı
Yeni değmiş on üç on dört yaşına Şeker yemiş dudaklı boyalı
İnem gidem şu dağlardan aşağı
İki bacı çift bağlamış kuşağı
Bize derler Andırın’ın uşağı[39]
b. Bağlantıları bir mısra olan türküler
Bağlantılar aynen tekrarlanan sözlerden oluşur. Bentleri oluşturan mısralar ise kendi aralarında kafiyelidir. Yani kafiye düzenleri şu şekildedir: aaa-b, ccc-b, ddd- b.
BÜLBÜL NE YATARSIN
Bülbül ne yatarsın Çukurova’da Bülbülün yatağı bahçeler bağlar
Eşin şahin kapmış kendin yuvada Garibin yatağı kahveler hanlar
Kendim gurbet elde gönül sılada Gurbet elde ölsem bana kim ağlar
Ötme garip bülbül gönül şen değil Ötme garip bülbül gönül şen değil
Bülbül ne yatarsın bahar erişti Bülbül ne yatarsın bahar yaz geldi
Kırmızı gül goncasına kavuştu Bizim göle ördek geldi kaz geldi
Sılada sevdiğim aklıma düştü Sılada sevdiğim benden vaz geldi
Ötme garip bülbül gönül şen değil Ötme garip bülbül gönül şen değil
Bülbül ne yatarsın baharın vakti Gülün nazla ömrü gelip geçiyor
Yıkıldı gönlümün sarayı tahtı Bülbül kafesinden kaçmış uçuyor
Böyledir âlemde âşığın bahtı Kervan yükün almış konup göçüyor
Ötme garip bülbül gönül şen değil Ötme garip bülbül gönül şen değil
Kimi türkülerde ise, aşağıda olduğu gibi bağlantı sözleri ve kafiyeleri farklılık arz eder.
TURNAM GELİR
Turnam gelir çizin çizin
Kanadı boynundan uzun
Turnam gelir yazın güzün
Bizim göllere inin turnalar
Turnamın anadı eğri Turnam gelir yata kalka
Böyle midir yarin ahdi İbiğinde altın halka
Geldi serilmenin vakti Gel bizim göllerde çalka
Bağlantı Bağlantı
(çizin çizin : sıra sıra)
c. Bağlantıları iki mısra olan türküler
Kafiye düzeni (aaa-bb, ccc-bb, ddd-bb, eee-bb) olan türkülerdir. Bağlantı sözleri her bendin sonunda aynen tekrarlanır.
ZEYNEP
Zeynep bu güzellik var mı soyunda Zeyneb’e yaptırdım altından tarak
Elvan elvan güller biter koynunda Tara kâkülünü gerdana bırak
Arife gününde bayram ayında Zeyneb’e gidemem yollar pek ırak
Zeyneb’im Zeyneb’im allı Zeyneb’im Bağlantı
Üç köyün içinde şanlı Zeyneb’im
Söğüdün yaprağı narindir narin Kangal’dan aşağı Mamaş’ın köyü
İçerim yanıyor dışarım serin Derindir kuyusu serindir suyu
Zeyneb’i bu hafta ettiler gelin Güzeller içinde Zeyneb’in huyu
Bağlantı Bağlantı [40]
Bazı türkülerin bağlantıları aynen tekrarlanan sözlerle değil, kendi aralarında kafiyeli kelimelerle oluşturulmuş sözlerle sağlanır. Bu tip şiirlerin de kafiye düzenleri yukarıdaki gibidir.
EMİNE’M OTURMUŞ
Emine’m oturmuş taşın üstüne
Taramış zülfünü kaşın üstüne
Selâmın gelirse başım üstüne
Emine’m Emine’m aslan Emine’m
Gel otur yanıma yaslan Emine’m
Emine’m oturmuş gül ile oynar
Taramış zülfünü tel ile oynar
Sabah serininde yel ile oynar
Emine’m Emine’m yaman Emine’m
Gel otur yanıma aman Emine’m
Karşı dağda yeşil buğday ekili
Emine’min top top olmuş kekili
Emine’m olmuştur kızlar vekili
Emine’m Emine’m üzen Emine’m
Gel otur yanıma düzen Emine’m
Emine’m oturmuş kendini över
Altın saç bağları topuğu döğer
Bin altın vermişim bin daha değer
Emine’m Emine’m hanım Emine’m
Gel otur yanıma canım Emine’m
Emine’m Emine’m sabah suyuna
Al fistan kestirdim ince boyuna
Kurban olam Emine’min huyuna
Emine’m Emine’m nemsin Emine’m
Gözümün içinde nemsin Emine’m [41]
(zülf : yüzün iki yanındaki saç, işkil : şüphe)
Bentleri üçlüklerden oluşan bazı türkülerin bağlantıları farklı sözlerden ve kafiyelerden oluşabilir. Bunun yanında, daha önce kullanılmış sözler tekrar bağlantı olarak kullanılabilir. Hal böyle olunca türkünün kafiye düzeni de değişik olur ve aaa-bb, ccc-dd, eee-ff, ggg-hh… şekline dönüşür. Sözgelişi, aşağıya aldığımız ve 15 bentten oluşan Eğin Türküsü bu özellikte bir türküdür.
EĞİN
Eğin viran olmuş baykuşlar öter Eğin dağlarında güller bitmiyor
Gül olan yerlerde bülbüller öter Viran bahçelerde bülbül ötmüyor
Cevrini ben çektim el almış yatar Yarimin sevdası baştan gitmiyor
Ya ben ağlamayım kimler ağlasın Gel ağam gel ağam gel de yine git
Yaram yürektedir kimler bağlasın Akan yaşlarımı sil de yine git
Eğin’in ardından akan Fırat’tır Eğin’in etrafı dağdır meşedir
Ağamın bindiği demir kır attır İçinde oturan beydir paşadır
Sılaya gelmesi hayli murattır Yüz elli mahalle beş yüz köşedir
Gel ağam gel ağam olma hıyanet Gel ağam gel ağam olma yalancı
Gurbet icad eden görmesin cennet Benim ahım eder seni dilenci
Eğin’in içinde bir sulu ırmak Ağam İstanbullu Eğinli misin
Aman ne müşkülmüş yardan ayrılmak Sılaya gelmeye yeminli misin
Nasip olmayacak yatıp sarılmak Yoksa bana da mı emin değilsin
Tez gel ağam tez gel ömrüm geçiyor Tez gel ağam tez gel eğlenmeyesin
Ecel şerbetini yarin içiyor Elde güzel çoktur evlenmeyesin
Eğin viran olmuş bülbül ötmüyor Sabahtan kalktım ki güneş parlıyor
Ağam ırak yolda elim yetmiyor Ağam atın terkisini bağlıyor
Sayı tutam dedim sayı gitmiyor Baktım ağam usul usul ağlıyor
Gel ağam gel ağam tez gel sılaya Tez gel ağam tez gel dayanamıyom
Sen gelmezsen ben geleyim oraya Uyku gaflat bastı uyanamıyom
Ağam odamızın sergisi çuha Eğin’in altında susuz çaylara
İnceldi bağrımız pek oldu yufka Yalvarırım yıldızlara aylara
Göreyim yüzünü bu canım çıka Yar ile sahrada geçen çağlara
Tez gel ağam tez gel gel de yine git Ya ben ağlamayım kimler ağlasın
Akan gözyaşımı sil de yine git Bu garip gönlümü kimler eğlesin
Ağam sen gideli yedi yıl oldu Ağamın bıyığı burmadır burma
Diktiğin ağaçlar meyveye döndü Bir teli ibrişim bir teli sırma
Seninl gidenler sılaya döndü Mevlâ’yı seversen gurbette durma
Gel ağam gel ağam olma hıyanet Gel ağam gel ağam gel de yine git
Gurbet icad eden görmesin cennet Akan gözyaşımı sil de yine git
Güneş doğar iken allanır dağlar Yeşil kurbağalar öter göllerde
Yeşil ipeklere boyanır bağlar Kırıldı kanadım kaldım çöllerde
Yarimin hasreti ciğeri dağlar Anasız babasız gurbet ellerde
Ya ben ağlamayım kimler ağlasın Ya ben ağlamayım kimler ağlasın
Yürek yarasını kimler dağlasın Şu mahzun gönlümü kimler eğlesin
Bayram geldi diye oynuyor kızlar
Yari düşününce yüreğim sızlar
Karalar giyinmiş gökte yıldızlar
Tez gel ağam tez gel bayram geliyor
Eller sevdiğine allar alıyor [42]
(eğlenmek : bir yerde kalıp zaman geçirmek, sayı : saî, haberci )
İki mısra bağlantılı türküler içinde, bağlantı sözlerinin tamamen farklı şekilde olanları da vardır. Kafiye düzeni yukarıdaki türküde olduğu gibidir.
KAR MI YAĞDI
Kar mı yağdı Kütahya’nın dağına Ah Kerime’m hangi bağın gülüsün
Ateş düştü ciğerimin bağına Sen Mevlâ’nın bir sevgili kulusun
Gül döşenmiş şalvarının ağına N’ettim sana sen Allah’tan bulursun
A dağlar a dağlar laleli dağlar Külhan tütününden baskın sanarım
Lalesi boynunda bir gelin ağlar Uyuyup uyanıp seni ararım
Yine yeşillendi suların başı Varam gidem dağlar alsın önümü
Aktı da dinmiyor gözümün yaşı Yadlar aldı koyvermiyor gülümü
Ateşe koysunlar gülmedik başı Ateşlere yaktım deli gönlümü
Kayırma sevdiğim gün böyle kalmaz Ölüm olsa ayrılıklar olmasa
Yanar yüreğimin ateşi sönmez Ya n’edem sevdiğim eller sarmasa [43]
(kayırma : merak etmek)
ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler
Bentleri ve bağlantıları üç mısra olan türkülerdir. aaa-bbb, ccc-bbb, ddd-bbb … şeklinde kafiyelenirler. Bağlantı sözleri aynı veya farklı sözlerden oluşabilir.
EZO GELİN
Ezo Gelin benim olsan seni vermem feleğe
Güzel yosmam başın için salma beni dileğe
Anası huridir de kendi benzer meleğe
Nen eyle de ah bahtı karam nen eyle
Çık Suriye dağlarına bizim ele el eyle
Gel bahtı karam gel sıladan ayrı yazılım gel
Ezo Gelin çık Suriye dağlarının başına
Güneş vursun da kemerinin kaşına
Bizi kınayanan bu ayrılık gelsin başına
Bağlantı
ELİF KIZ
Elif kız da çıkmış dağın başına
Ay mı doğmuş gün mü doğmuş kaşına
Elif henüz girmiş on dört yaşına
Elif’im ağlama
Karalar bağlama
Gidiyorum eyleme
Kutnu kumaş atlas döşek yumuşak
Elif’in koynunda taze bir uşak
Elif ister sabaha dek boğuşak
Elif’im densiz
Gerdanı bensiz
Duramam sensiz[44]
EVLERİNİN ÖNÜ BAKLA
Evlerinin önü bakla
Güvercinler döner takla
Al beni yanında sakla
Aman aman dayanamam
Seher vakti uyanamam
El kızısın güvenemem
Evlerinin önü handır
Yanar yüreğim külhandır
Görmeyeli çok zamandır
Bağlantı[45]
d. Bağlantıları dört mısra olan türküler
Üçlük olan bentlere dört mısra ilave edilerek söylenen türkülerdir. Bu türkülerde de bentler kendi arasında, bağlantılar kendi arasında kafiyelenirler. Kafiye düzenleri aaa-bbbb, ccc-bbbb, ddd-bbbb… şeklindedir. Kimi zaman bağlantı sözleri manilerle sağlanır. Bu durumda bağlantıların kafiyesi mani kafiye düzeninde olduğu gibi bbxb şekline dönüşür.
EVLERİ VAR ENGİN
Evleri var engin Evleri var düzde
Babası var zengin Name gelin yüzde
Name benim dengim Name’m benim sizde
Andım Name gelin Andım Name gelin
Yandım name gelin Yandım name gelin
Bir gonca gül idim Bir gonca gül idim
Soldum name gelin Soldum name gelin [46]
(Name : Naime)
PINAR BAŞINDAN BULANIR
Pınar başından bulanır (canım oy)
İner ovayı dolanır (canım oy)
Sende çok mallar talanır (canım oy)
Dağlar duman oldu
Çayır çimen oldu
Ben yari görmedim
Halim yaman oldu
Hiç ovaya inmedinmi (canım oy)
Aşk oduna yanmadın mı (canım oy)
Gam gussadan donmadın mı (canım oy)
Bağlantı
Yaz görmemiş kışa benzer (canım oy)
Dört görmemiş başa benzer (canım oy)
İçmiş de sarhoşa benzer (canım oy)
Bağlantı
Köroğlu serinden geçti (canım oy)
Aşkın dolusunu içti (canım oy)
Ayvaz gelip bundan geçti (canım oy)
Bağlantı
(talanmak : yağma etmek, gussa : kaygı, tasa, keder, dolu : bade, bundan : buradan)
e. Bağlantıları beş mısra olan türküler
Kafiye düzeni aaa-bbbbb, ccc-bbbbb, ddd-bbbbb… yahut aaa-bbccc, ddd-bbccc, ee-bbccc… şeklindedir. Bağlantı sözü aynen tekrarlanan sözlerdir.
MİHRALİ BEY**
Ben gidiyom Rüştü Bey’im ağlama
Köz koyup da ciğerimi dağlama
Alay gitti beni burda eğleme
Yemen’e de benim ağam Yemen’e
Erdi m’ola Mihrali Bey Yemen’e
Kurdu m’ola çadırları çimene
Oğul köz düştüğü yeri yakar kime ne
Oğul dert benim değil mi vallah kime ne
Ben gidiyom Rüştü Bey’im sana bir nişan
Susuzluktan alayları perişan
Hiç iflah olur mu Yemen’e düşen
Bağlantı
Mihrali’yi sorarsan ezelden yaslı Mihrali’yi sokaklarda tuttular
Çifte al kılıcın ucları paslı Ağamı da bir kurşuna sattılar
Ta ezel ezelden yaslıyım yaslı Mihrali’yi yemen’e de attılar
Bağlantı Bağlantı
Mihrali Bey Hamidiye alayı Devlete bağlıdır şu senin başın
Düşmanlar çıkardı türlü belayı Cihanda aransa bulunmaz eşin
Nedir Ali Bey’im bunun kolayı Elliyle altmışa yakındır yaşın
Bağlantı Bağlantı
Kum tepesi oldu görünmez otlar Arap atlar geldi bağlanmak ister
Açlıktan ölüyor küheylan atlar Kömüşlerin geldi yağlanmak ister
Kardaş şehit düştü nice yeğitler Rüştü Bey büyüdü evlenmek ister
Bağlantı Bağlantı
(Rüştü Bey : Mihrali Bey’in oğlu, Ali Bey : Mihrali Bey’in kardeşi)
f. Bağlantıları altı mısra olan türküler
YAĞMUR YAĞAR YER YAŞ OLUR
Yağmur yağar yer yaş olur
Rakı içen sarhoş olur
Güzel sevmek pek hoş olur
Ayaş üzüm asması
Urumeli yosması
Sarsam olmaz mı
Ellilik liraları
O beyaz gerdana
Taksam olmaz mı
Yağmur yağar biber gibi
Yerler çeker sünger gibi
Benim yarim hünkâr gibi
Bağlantı[47]
g. Bağlantıları fazla sayıda mısralı olan türküler
Üçlü bentlere dörtten fazla sayıda sözler ilave edilerek meydana getirilmiş olan türkülerdir. Bağlantı mısraları 7, 8, 9 hatta on mısra olabilir. Sözgelişi TRT Repertuarında THM 918 numarasıyla kayıtlı Adanalı türküsünde bağlantı kısmı on mısralıdır. Bağlantılarda sistemli bir kafiye düzeni olmamakla beraber, genellikle birbirine yakın olan mısralarda kafiyeye özen gösterilmiştir.
EVLERİNE VARAMADIM GAZELDEN
Evlerine varamadım gazelden (aman)
Sokağına çıkamadım güzelden
Sever idim kız ben seni ezelden (efem)
Top zülüflüm dalgın uykulardan uyanamadım
Sürmeli gözlü yarim senden ayrılamadım
Yattım yarin dizine
Baktım elâ gözüne
Kulak verdim sözüne
Dalgın uykulardan uyanamadım
Sürmeli gözlü yarim senden ayrılamadım
Bir gemim var salıverdim engine (aman)
Kaderim yok düşemedim dengime
Şimdi rağbet güzel ile zengine (efem)
Bağlantı [48]
HOROZUMU KAÇIRDILAR
Horozumu kaçırdılar
Damdan dama uçurdular
Suyuna da pilav pişirdiler
Piligâh piligâh pili pili gâh gâh
Küpeli Horoz’um yar kar beyazım
Bir sabah kalktım
Avluya baktım
Aradım taradım
Bağırdım çağırdım
Piligâh piligâh pili pili gâh gâh
Küpeli Horoz’um yar kar beyazım
Kanadı var kilim gibi
İbiği var elim gibi
Acısı var ölüm gibi
Bağlantı [49]
h. İki bağlantılı türküler
BEYLER BAHÇESİ
Beyler bahçesinden atlayamadım
Cephanem döküldü toplayamadım
Zalim düşmanları haklayamadım
Var git oğlan vargit ben sana varmam
Annenden babandan intizar almam
Tabancası belinde
Şişhanesi belinde
Güzel İzmir yolunda
Ben bir güzele vuruldum
Beyler bahçesinde kandiller yanar
Kandilin şavkına bülbüller konar
Herkes sevdiğine böyle mi yanar
Bağlantı[50]
BAĞ ALTINDA OTURURKEN
Bağ altında otururken
Gül güle bade doldururken
Yar doldurup ben içerken
İmanım al kadeh kana boyandı
Yosmam ahbaplar bade dolandı
Sürü sürü kızlar
Sürmeli gözler
Göğsünde çapraz
Düğmeli kızlar
Al kirazım dalındayım
Yar senin hayalındayım
Ölene dek vaz geçmem
Bağlantı [51]
ı. Bağlantıları mısra aralarında olan türküler
Üçlüklerle kurulu bazı türkülerin bağlantısı mısra aralarına getirilmiştir. Bu tip türkülerin bağlantıları genellikle 6, 7, 8 mısralardan mürekkeptir.Üçlükler ve bağlantılar kendi aralarında kafiyelenmişlerdir.
GICIR GICIR GELİR
Gıcır gıcır gelir yarin kağnısı
Aman ömrüm palazım aman
Öldürdün beni
Soldurdun beni
Yosmanın kızı
Etme bu nazı
Gel bize bazı
Salın da boynunu göreyim aman
Ben aşkından öleyim aman
Ben de bilmem benim yarim hangisi
Bağlantı
Fidan boylu ince belli kendisi
Bağlantı [52]
4. BENTLERİ DÖRT MISRALI OLAN TÜRKÜLER
Çoğunluğu manilerin ardarda getirilmesiyle, koşma düzeninde yahut bağlantı ilaveleriyle oluşturulmuş türkülerdir. Bunun yanında bentleri on bir heceli sözlerle meydana getirilmiş olan çeşitleri de vardır. Bu türkülerin yapısına göre kafiye düzenleri de değişik olur. Oldukça değişik özellikler gösteren ve temeli dörtlükler üzerine bina edilmiş olan bu türküleri şu şekillerde gruplandırabiliriz:
a. Sadece dörtlüklerden kurulu türküler
Bu tip türkülerin genellikle, mısraların başlarına veya sonlarına; aman, yar yar. diloy, le le yar, haydi de haydi, oy aman… tarzındaki nida sözleriyle, hatta daha fazla sayıda sözlerden oluşturulan kelime gruplarıyla sağlanan bağlantılar getirilir.
ELİNİZDEN ELİNİZDEN
Yar yar yar Elinizden elinizden
Kurtulaydım dilinizden amman
Yeşil başlı ördek olsam
Sular içmem gölünüzden amman
Yar yar yar İnce çayır biçilir mi
Soğuk sular içilir mi amman
Bana yardan geç diyorlar
Yar tatıdır geçilir mi amman
Yar yar yar Ezmeyinen ezmeyinen
Yar bulunmaz gezmeyinen amman
Mezarımı kızlar kazsın
Gümüş saplı kazmayınan amman[53]
GURBETE GİDİŞİMDİR
Gurbete gidişimdir Oy na na na
Goncagül derişimdir Oy na na na
Eğil eğil öpem yar Oy na na na
Belki son görüşümdür Oy na na na
Dut ağacı boyumca Oy na na na
Dut yemedim doyunca Oy na na na
Çöl kalasın İstanbul Oy na na na
Dar görmedim doyunca Oy na na na
Mavi şalvar göbekte Oy na na na
Kahve döğer dibekte Oy na na na
Yarim gitmiş gurbete Oy na na na
Sevdası var yürekte Oy na na na
Bülbül yuvada inler Oy na na na
Öter kalbini dinler Oy na na na
Benim göynlümde sensin Oy na na na
Senin gönlünde kimler Oy na na na[54]
b. Bağlantıları bir mısra olan türküler
Ard arda getirilen manilere bir mısra ilave edilerek söylenen türkülerdir.
BAŞINDAKİ YAZMANIN
Başındaki yazmanın
Çiçekleri solmaz mı
Kız açsana yüzünü
Biraz görsem olmaz mı
Gel gel gel aman aman ley ley ley leylim
Tuttum parmaklarından Çekmecemi açamam
Öptüm yanaklarından Gülden gömlek biçemem
Vallah alırım seni Padişah tahtın verse
Beyin konaklarından Ben yarimden geçemem
Bağlantı Bağlantı
Derdim var dağlar gibi Yeşil ipek ezemem
Söylemem eller gibi Ben canımdan bezemem
Yana yana kül oldum Ellerin kızı için
Virane bağlar gibi Deli olup gezemem
Bağlantı Bağlantı[55]
YOZGAT SÜRMELİSİ
Of of
Sabahınan esen seher yeli mi
Benim gönlüm divane mi deli mi
Durup durup yar göğsünü geçirir
Yoksa bugün ayrılığın günü mü
Vay vay annem sürmelim vay
Of of
Gel yar senin ilen bir kâm edelim
Kavilden karara dönmemesine
İkimiz bir dala yuva kuralım
Başka daldan dala konmamasına
Vay vay annem sürmelim vay
Of of
Kaşın çamelenmiş kirpik üstüne
Havada buludun ağdığı gibi
Çiy düşmüş de gül sineler ıslanmış
Yağmurun güllere yağdığı gibi
Vay vay annem sürmelim vay[56]
c. Bağlantıları iki mısra olan türküler
Farklı şekilleri vardır. Bir kısmının bentleri ve bağlantıları kendi aralarında kafiyelidir. Bentler genellikle aynen tekrarlanan sözlerdir.
BULUT GELİR
Bulut gelir pare pare Bulut gelir salkım saçak
Dördü beyaz dördü kare Böğrüme soktular bıçak
Sen açtın sineme yare Bana yalan sana gerçek
Bulunmaz derdime çare Sebep olan Mevlâ’dan çek
Aman ceylan aman dersin Bağlantı
Bir gün canından bezersin
KOYUN GELİR
Koyun gelir yata yata Koyun gelir yozuyunan
Çamurlara bata bata Ayağının tozuyunan
Gelin Ayşe’m suya gitmiş Gelin Ayşe’m sele gitmiş
Yosunları tuta tuta Yanı çifte kuzuyunan
Aman Ayşe’m yaman Ayşe’m Bağlantı
Dağlarbaşı duman Ayşe’m
Ağılın önünde kavak
Kavaktan dökülür yaprak
Gelin Ayşe’m sele gitmiş
Eli kına yüzü duvak
Bağlantı [57]
ŞEFTALİ AĞAÇLARI
Şeftali ağaçları Bahçalarda idrişah
Türlü çiçek başları Boyu uzun kendi şah
Yaktı yandırdı beni İki gönül bir olsa
Yarin hilâl kaşları Ayıramaz padişah
Tin tin tinimini hanım Bağlantı
Seni seviyor canım
Bahçalarda kereviz
Biz kereviz yemeyiz
Bize Sinoplu derler
Biz güzeli severiz
Bağlantı [58]
ç. Bağlantıları üç mısra olan türküler
Bentleri genellikle manilerden oluşturulan türkülerdir. Bağlantı olarak getirilen üç mısralı sözler birbiriyle kafiyeli olan sözlerdir.
MADIMAK
Madımak bitti m’ola Madımağın alları
Yolları duttu m’ola Tutu m’ola yolları
Elâ gözlü nazlı yar Hiç aklımdan çıkmıyor
Beni unuttu m’ola Yarin tatlı dilleri
Ah madımak madımak Bağlantı
Yar madımak madımak
Dön de bir yol geri bak
Madımak kurutmadım
Yar seni unutmadım
Hatırını saydım da
Üstüne yar tutmadım
Bağlantı [59]
İNCE ÇAYIR BİÇİLİR Mİ
İnce çayır biçilir mi
Sular ayaz içilir mi
Bana yardan vazgeç derler
Yar tatlıdır geçilir mi
Ağam ben yandım paşam ben yandım
Ellerin köyünde eğlendim kaldım
Bir vefasız yare bağlandım kaldım
Aman ördek yeşil ördek Elinizden elinizden
Kanadını deşir ördek Kurtulaydım dilinizden
Çift gidersin tek gelirsin Yedi başlı ördek olsam
Hani senin eşin ördek Sular içmem gölünüzden
Bağlantı Bağlantı[60]
d. Bağlantıları dört mısra olan türküler
Bağlantı sözleri dört mısralık manzum parçalardır. Bunun yanında bağlantı olarak manilerin eklendiği türküler, hiç de az değildir.
KARADUTA YASLANDIM
Karaduta yaslandım
Yağmur yağdı ıslandım
Kınamayın a dostlar
Şekerinen beslendim
Gel gülüm etme gülüm
Sensin benim sümbülüm
Ezelden ayrı düştüm
Sensin benim sevdiğim
Karadut oyulur mu Çiğ sütten kaymak olmaz
Güzele doyulur mu Güzele doymak olmaz
Güzel seven yiğidin Eğil bir yol öpeyim
Kolları yorulur mu Yolcuyum durmak olmaz
Bağlantı Bağlantı[61]
KEMANIMIN TELLERİ
Kemanımın telleri Kekliğin gözü elâ
Gezdim gurbet elleri Başıma açtı belâ
Öyle yadıma düşmüş İgit ona demişem
Yarin tatlı dilleri Sevdiğini tez ala
Aman yare di gelsin Bağlantı [62]
Canım yare di gelsin
Sizin yar sizin olsun
Bizim yare di gelsin
6. Bağlantıları beş mısra olan türküler
Manilerden oluşan manilere bağlantı olarak yine mani getirilir ve bağlantının sonuna aynen tekrarlanan iki mısralık bir söz eklenir.
İĞNEM DÜŞTÜ YERLERE
İğnem düştü yerlere Güvem dalı eğmeli
Karıştı gazellere Güvemini yemeli
Tabiatım kurusun Hakikatli yar ise
Bakarım güzellere Sevdiğine varmalı
Hop şimdallı şimdallı Bağlantı[63]
Yar kapısı mandallı
Mandalını kırmalı
İçeriye girmeli
Yar olduğun bilmeli
f. Bağlantıları altı mısra olan türküler
KUNDURALIM
Ata binip savuşma
Çalıları dolaşma
Sen babama dünür sav (da kunduralım)
Gerisine karışma (da gel kibarım)
Al elma kızıl elma
İrafa dizili elma
Sen alnıma yazıldın (kunduralım)
İster al ister alma ( da gel kibarım)
Sarı lira verelim saydıralam
Beş-on lira verelim kandıralım
Kaleden iniyordum
Çağırsan duyuyordum
Yarim ateş ben pamuk (da kunduralım)
Püf desen yanıyordum (da gel kibarım)
Bağlantı[64]
g. Bağlantıları yedi mısra olan türküler
AĞLAMA CEYLAN BALASI
Ağlaram yaşım gider
Gülsem yoldaşım gider
Geçmerem nazlı yardan
Bilsem de başım gider
Ağlama ceylan balası
Sızlama ceylan balası
Gider gözüv karası
Soyunum bak canıma
Hepsi sevdav yarası
Özüv şıh özüv mulla
Nedi bunun çarası
Ağlaram ağlar kimin Ağlar ağladı meni
Derdim var dağlar kimin Çarpaz bağladı meni
Yüz yerden yaralıyam Demir zencir kâr etmez
Gezerem sağlar kimin Zülfuv bağladı meni
Bağlantı Bağlantı[65]
h. Bağlantıları sekiz ve daha fazla mısra olan türküler
HAYRİYE
Evden çıktı yürüdü
Saçı yerde sürüdü
Sağolası hayriye
Cahil ömrüm çürüdü
Hayriye Hayriye
Hıldır hıldır yürüye
Gelin ömrün çürüye
Erim erim eriye
Bizim evden geriye
Üç adım gel beriye
Kalın kaşlı Hayriye
Hoş bakışlı Hayriye
Bu dere taş arası Kız ben seni görünce
Kirpiğin kaş arası Atlarım taştan taşa
Nerde kaldın gelmedin Kurban olam hayriye
Hey başımın belası Sendeki o bakışa
Bağlantı Bağlantı[66]
DEĞİRMENİN OLUĞU
Değirmenin oluğu (Yar yareli gelin)
Kavaktandır kavaktan (Yar yareli gelin)
Gelinlerin duvağı (Yar yareli gelin)
İpektendir ipekten (Başı sevdalı gelin)
Kızlar yakar fenarı
Keçeci baban geliyor
Sancısı tutmuş ölüyor
Arpa buğday çakıllı
Şimdiki kızlar akıllı
Güzeli nasıl severler
Şöyle böyle severler
Çirkini nasıl severler
Bardaklığa teperler
Aha böyle teperler
Dama çıkma baş açık (Yar yareli gelin)
Arpalar kara kılçık (Yar yareli gelin)
Kız Allah’ın seversen (Yar yareli gelin)
Bohçan al da yola çık (Başı sevdalı gelin)
Bağlantı[67]
ı. Bağlantıları mısra aralarında olan türküler
Bentler manilerden ibarettir. Her mısradan sonra, genellikle aynen tekrarlanan sözlerden oluşan bağlantılar eklenir.
ÇİFTE HAVASI
Eğilin ağmayalar Kızlar ekin biçiyor
Vay benlim nenni nenni Bağlantı
Sürmelim yaktın beni Suyu nerden içiyor
Öynüğü boyamalar Bağlantı
Bağlantı Gelin hona duralım
Eğilin ekin biçek Bağlantı
Bağlantı Kızlar vakit geçiyor
Biz(i) ırgattan sayalar Bağlantı
Bağlantı
Kızlar kalıç atıyor
Bağlantı
Kolu kola çatıyor
Bağlantı
Kızlar çabuk olalım
Bağlantı
Kızlar güneş batıyor
Bağlantı [68]
(kalıç : orak)
ÇAY AŞAĞI İNERKEN
Çay aşağı inerken Çay aşağı çim tutar
Yaz gelir leylek yuva yapar gider Bağlantı
Kız gider oğlan gama bağlar gider
Yitirdim tabancamı İki gelin mum tutar
Bağlantı Bağlantı
Tabancamı ararken Güzelleri severken
Bağlantı Bağlantı
Ben buldum eğlencemi Çirkinleri huy tutar
Bağlantı Bağlantı[69]
HA UN ELE
Kapıda gümüş firke (de)
Dumanım direk direk (de ha ha da)
Ha yavruya hah ha da
Ha güzele hah ha da
Ha un ele hah ha da
Ha dönele ha
El yarine kavuşmuş (da)
Darısı bize felek (De hah ha da)
Bağlantı
Çıra çaktım yanmadı (da)
Meyil verdim alma (da hah ha da)
Bağlantı
Çok yalvardım Allah’a (da)
Duam kabul olmadı (da hah ha da)
Bağlantı
Çaya indim oturmam (da)
Elim suya batırmam (da hah ha da)
Bağlantı
Ben bir güzel kekliğim (de)
Her avcuyı tutulmam
Bağlantı[70]
i. İki bağlantılı türküler
OĞLAN GİDER İŞİNE
Oğlan gider işine
Yandım altun dişine
Bileydim nişanlısın
Hiç düşmezdim peşine
Al oğlan bu da sana
İçtiğin sular sana
Oğlan darılma bana
Beyaz gerdanım sana
Aman ilahi gelin
Sebebim sensin gelin
Ben bir gonca gül idim
Soldurdun beni gelin
Karşıda ot bitmez mi İndim kuyu dibine
Süpürseler gitmez mi Baktım suyun rengine
Bir yiğidin kazancı Anneler kız besliyor
On beş kıza yetmez mi Vermiyor sevdiğine
Bağlantı Bağlantı[71]
j. Bağlantıları mısra sonlarında olan türküler
DAR KÖPRÜDEN GEÇERKEN
Dar köprüden geçerken Uy aman yarim yar
Köprü salladı beni Oğlan oğlan nar danem oğlan bir danem oğlan
Ben ele varmaz idim Uy aman yarim
Ağam yolladı beni Oğlan oğlan nar danesiyim yarin bir danesiyim
Dar köprüden geçerken Uy aman yarim yar
Elim değdi eline Oğlan oğlan nar danem oğlan bir danem oğlan
Altın kemer takınmış Uy aman yarim
Yarim ince beline Oğlan oğlan nar danesiyim yarin bir danesiyim
Dar köprüden geçerken Uy aman yarim yar
Geldik omuz omuza Oğlan oğlan nar danem oğlan bir danem oğlan
Benden sana fayda yok Uy aman yarim
Yarim sen gelme bize Oğlan oğlan nar danesiyim yarin bir danesiyim[72]
5. KARŞILIKLI TÜRKÜLER
Türk şiirinin geleneği içinde karşılıklı şiir söyleme geleneği çok eskilere dayanır. İlk örneklerini Divanü Lügati’t-Türk’te gördüğümüz kış-yaz tartışması bunlardan biridir.[73]
Karşılıklı türküler, iki veya daha çok kişinin birbirlerini muhatap alarak söylediği türkülerdir. En fazla halk hikâyelerinde rastlanılır. Bu durumda konuları hikâyedeki sahneye göredir. Ekseriya, hikâye kahramanları olan kızla erkek arasında sevginin ön planda tutulduğu manzum konuşma şeklinde karşımıza çıkar.
Karşılıklı türkülerin bir çeşidi de atma türkü ya da atışma türkü lerdir. Trabzon’da bir kişinin karşısındaki kişi veya kişilere türkü söylemesine türkü atma, bunu söyleyene türkücü, karşılıklı türkü söylemeye atışma, hitap veya tilmih şeklinde olup karşılık beklenmeyen türkülere de takma türkü denir.[74]
Doğu Karadeniz Bölgesi’nde karşımıza çıkan ve yörelere göre kesme türkü, karşı-beri, karşılama ve kovalama gibi adlarla da bilinen atma türküler özellikle düğün, yedi (düğün ertesi), ternek / vartivor (yayla eğlenceleri), bayramlar, şenlikler, imeceler veya uzun yayla yolculukları sırasında söylenirler.[75] İki grup veya iki kişi tarafından ortaya konulur. Önce yedi heceli manzum söz söyler. Bu manzum parça, genellikle iki mısra olmakla beraber, üçlük, dörtlük hatta bent şeklinde de olabilir. Karşı taraf, ilk şekle uygun tarzda cevap vermek zorundadır. Şairlerden biri cevapsız kalıncaya kadar türküye devam edilir. Cevap veremeyen tutulmuş (mat olmuş) sayılır. Karşılaşma çok uzun sürer ayakta daralma olursa, buna “Türkü çıkmaz yola düştü.” denir.[76] Bu durumda şairlerden birisi ayağı değiştirir, türküye devam edilir.
Atma türküler yapılarına göre iki, üç, dört ve diyalog şeklinde olmak üzere dörde ayrılır.
Atma türkülerin bir kısmı, ikiliklerle başlayıp üçlüklerle, dörtlüklerle başlayıp ikiliklerle devam eder, bir kısmı da altılıklarda kuruludur.
a. İki mısralık bentlerden ibaret atma türküler
Kafiye düzenleri: ab, cb, db, eb, fb… şeklindedir.
Ahmet: Şükrü:
Denizde buldum bir nar O cennet meyvasidur
Rızık insani arar Ye etmez sana zarar
Sağ solda iki melek Helâl Haram cem eder
Hayırı şerri yazar İnsanoğlu ki azar
Ecelin meft ki gelur Alt tarafı insana
Her bir düzeni bozar Lazım bir kulaç mezar
Beyitlerle söylenen atma türkülerden bazısı ardarda söylenmek suretiyle dörtlük meydana getirir.
Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım
Seni bir sarraf istiyor vereyim mi
Kiz: Yok ana yok ana ben ona varmam
Sarrafin altini çoktur saydirir bana
Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım
Seni bir bakkal istiyor vereyim mi
Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona
Bakkalin yemişi çoktur yedirir bana
Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım
Seni bir kasap istiyor vereyim mi
Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona
Kasabin eti çoktur kiydirir bana
Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım
Seni bir hallaç istiyor vereyim mi
Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona
Hallacin pamugu çoktur attirir bana
Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım
Seni bir terzi istiyor vereyim ona
Kız: Yok ana yok ana ben varmam ona
Terzinin dikişi çoktur diktirir bana
Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım
Seni bir çoban istiyor vereyim ona
Kız: Yok ana yok ana ben varmam ona
Çobanın nahiri çoktur otlatır bana
……..
Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım
Seni bir kâtip istiyor vereyim ona
Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona
Kâtibin yazisi çoktur yazdirir bana
Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım
Seni bir doktor istiyor vereyim ona
Kiz: Yok ana yok ana ben varmam ona
Doktorun ilaci çoktur içirir bana
Ana : Uy kızım uy kızım kinali kızım
Seni bir sarhoş istiyor vereyim ona
Kiz: He ana he ana varirim ona
Sarhoş içer içer sarilir bana [77]
b. Üç mısralık bentlerden ibaret atma türküler
Kafiye düzenleri: aab, ccb, ddb, eeb… şeklindedir.
Gelin Kaynana
Süpürmeden toz eder Öğle olmadan kalkmaz
İki de bir söz eder El alemden utanmaz
Kaynana kari kazuk Biz böyle uyumazuk
Ya dilini tutarsın Pişman olursun gene
Ya beni birakarsun Anla kendu kendune
Bi yere duramazuk Başuna vuramazuk [78]
c. Dört mısralık bentlerden ibaret atma türküler
Kafiye düzenleri : abcb, defe, ghih…, aaab, cccb, dddb… veya abbc, deef, ghhi.. şeklindedir.
Erkek: Kiz:
Atma turki atarum Deremenun olugi
Yüreguni yakarum Tikinedur tikine
Eski çaruklarumi Çok açma aguzuni
Bogazuna takarum Siçan düşer içine
Elume çifte kürek Uşak senun fesune
Karişturdum furuni Yama yaptum tersune
Çok açma aguzuni Seni bagliyacagum
Kirarum muncuruni Ahirun gerisine
Deremenun üstine Arkama sepetika
Taşlara bak taşlara Gidiyirum yapraga
Sen türki bilmiyisun Bi turki demegilen
Hadi ordan maskara Soktum seni topraga[79]
(deremen : degirmen, muncur : dudak, sepetika : küçük sepet)
Beyitler yahut dörtlükler şeklinde ortaya konulan karşılıklı türkülerin çoğu bir olaya bağlıdır. Şayet olay bilinirse türkü güzellik kazanır ve daha çok beğenilir.
d. Diyalog şeklinde atma türküler
DEMİRCİLER DEMİRİ NEYLE DÖĞERLER?
-Demirciler demiri nasil dögerler? -Kalaycilar kalayi nasil kalarlar?
-Şöyle dögerler, böyle dögerler. -Şöyle kalaylar, böyle kalaylar.
-Şöyle mi? -Şöyle mi?
-Şöyle. -Şöyle.
-Böyle mi? -Böyle mi?
-Böyle. -Böyle.
-Var yare söyle. -Var yare söyle.
-Oduncular odunu nasil keserler -Sobacilar sobayi nasil yaparlar?
-Şöyle keserler, böyle keserler. -Şöyle yaparlar, böyle yaparlar.
-Şöyle mi? -Şöyle mi?
-Şöyle. -Şöyle.
-Böyle mi? -Böyle mi?
-Böyle. -Böyle.
-Var yare söyle. -Var yare söyle.[80]
B. KONULARINA GÖRE TÜRKÜLER
Türküler bir fert tarafından ortaya konulan ve zamanla asil söyleyeni unutulan, şahsa veya topluma ait herhangi bir konuyu aksettiren eserlerdir. Bu konu, doğumdan ölüme kadar insani ilgilendiren ayrılık, aşk, düğün, deprem, kıtlık, sel vs. gibi felâketler, öldürme, eşkıyalık, savaş ve daha pek çok hadiseyi ve durum ihtiva eder mahiyettedir.
Ali Rıza Yalman (Yalkin) türküleri konularına göre altı gruba ayırır. 1. Öğüt, 2. Övüt (Bir olay veya kahramanin hikâyelerinden bahseden övgü parçalari), 3. Agit, 4. Yigit, 5. Yavuk (Sevgili, güzel), 6. Yagit (Karaçor / düşman) üstüne söylenmiş türküler.[81]
Cahit Öztelli, türküleri doğuş sebeplerine göre önce vakalı türküler (harp, isyan, kahramanlık, cinayet, eşkıyalık veya diğer hayat olayları…) ve hisli türküler (aşk, hasret, ölüm…) olarak ikiye ayırır ve şu şekilde bir gruplandırma yoluna gider:
1. Ninniler ve çocuk türküleri
2. Tabiat türküleri (Çoban türküleri),
3. Aşk türküleri,
4. Merasim / tören türküleri,
5. Iş türküleri,
6. Derebeyi, eşkiya ve cinsî türküler,
7. Kahramanlik türküleri
8. Ölüm türküleri (agitlar),
9. Mizahî türküler,
10. Karşilikli (muhavereli) türküler),
11. Oyun türküleri.[82]
Pertev Naili Boratav ise, konuya türkülerin konuları ve türkülerin kullanıldıkları yer açısından yaklaşır ve şu tasnifi yapar:
Konularına göre türküler:
1. Lirik türküler
a. Ninniler
b. Aşk türküleri
c. Gurbet türküleri, askerlik türküleri, hapishane türküleri
ç. Ağıtlar
d. Çeşitli başkaca duyguluk konular üzerine türküler
2. Taşlama, yergi ve güldürü türküleri
3. Anlatı türküleri
a. Efsane konulu türküler
b. Bölgelere ya da bireylere özgü konuları olan türküler
c. Tarihlik konuları alan türküler
Kullanıldıkları yere göre türküler
4. İş türküleri
5. Tören türküleri
a. bayram türküleri
b. Düğün türküleri
c. Dinlik ve mezheplik törenlere deggin türküler
ç. Ağıt töreninde söylenen türküler
6. Oyun ve dans türküleri
a. Çocuk oyunlarında söylenenler
b. Büyüklerin oyunlarında söylenenler[83]
A.Haydar Avcı da türküleri konularına göre şöyle tasnif etmiştir:
1. Aşk, sevda t.
2. Gurbet, ayrılık, hasret t.
3. Ağıt t.
4. Ninni yapısı gösteren t.
5. Mizahi t.- güldürücü t.
6. Eleştiri t. ve taşlamalar
7. İş ve meslek t.
8. Töre ve tören t. (. düğün t., b. Kına t.)
9. Olay t.
10. Tarihi t.
11. Eşkıya ve başkaldırı t.
12. Askerlik t.
13. Evlilik t.
14. Karşılıklı t.-atışma t.
15. Çocuk t.
16. Doğa t.
17. Hayvan t.
18. Öğretici ve öğüt verici t.
19. Oyun t.
20. Hapishane t.[84]
Bu tasniflere benzer daha pek çok araştırma yapılmıştır. Biz özellik göstermesi açısından yukarıdaki tasnifleri kaydetmeyi uygun gördük. Yapılan bütün tasnifleri göz önünde tutarak ve araştırmalarımıza dayanarak türküleri konularına göre şu şekilde tasnif ettik:
1. Tabiat Türküleri
2. Aşk Türküleri
3. Yiğitlik Türküleri ve Tarihi Olayları Konu Edinen Türküler
4. Tören Türküleri
a. Düğün Türküleri
aa. Kına Türküleri
ab. Baş Öğme / Duvak Türküleri
ac. Gelin Alma Türküleri
aç. Gelin karşılama türküleri
ad. Güvey Türküleri
ae. Halk Oyunlarında Türküler (Halay, Bar, Horon, Zeybek..)
b. Ayin-i cem Türküleri
c. Sayacı Türküleri
ç. Oturak Türküleri
5. Askerlik Türküleri
6. Yiyecekler Üzerine Söylenmiş Türküler
7. Hayvanlar Üzerine Söylenmiş Türküler
8. Olay Türküleri
9. Bitki ve Çiçeklerle İlgili Türküler
10. Satıcı Türküleri
11. Ekin Türküleri
12. Ramazan Davulcusu Türküleri
13. Kişiler Üzerine Söylenmiş Türküler
14. Keder, Dert ve Hastalık Türküleri
15. Gurbet ve Hasret Türküleri
16. Meslek ve iş Türküleri
17. Eşkıya Türküleri
18. Ölüm Türküleri (Ağıtlar)
19. Ninniler ve Çocuk türküleri
20. Hapishane Türküleri
21. Mizahî Türküler
22. Yergi Türküleri
23. Öğretici ve Öğüt Verici Türküler
……………………………………………………….
1. Tabiat Türküleri
Türk halk şiirinde işlenen konuların başında tabiat gelir. Lale, gül, sümbül, menevşe, çiğdem gibi çiçekler; dağlar, dereler, ırmaklar, ağaçlar ve kuşlar gibi tabiata ait varlıklar çeşitli vesilelerle sik sik dile getirilir. Koku ve güzellik yönüyle çiçekler, engelleyici vasfı ile dağlar, tez elden sevgiliye ulaşacak özellikte olan rüzgârlar veya turnalar, yanık ötüşüyle insanin duygularına tercüman olan bülbüller türkü söyleyenin meramını anlatmak için başvurduğu motiflerdir.
DAĞLAR
Senin yazın kışa benzer Selviye benzer meşesi
Bir sevdalı başa benzer Del’olup aşka düşesi
Çok içmiş sarhoşa benzer Top top olmuş menekşesi
Duman eksilmeyen dağlar Burcu burcu kokan dağlar
A dağlar ahulu dağlar Bağlantı
Eşinden ayrılan dağlar
Ben bu dağdan geldim geçtim Yükseklerde yurdun mu var
Acı tatlı suyun içtim Şahinleyin kurdun mu var
Ben yarimden ayrı düştüm Bencileyin derdin mi var
Gördünüz mü bakan dağlar Gözyaşları akan dağlar
Bağlantı Bağlantı [85]
YAYLA TÜRKÜSÜ
Güz gelende dağlara Yaylaların başına
Yayla kovanlar kalır Kar yağar ince ince
Dünyanın kanunu bu Nedense çok ağlarız
Seven seveni alır Yayladan ayrılınca
Yayla çimenlerine Yaylanın çimeninden
Otur güzelim otur Doymadım ey kız senden
Gönlün kimi severse Yer yağmurdan doyarsa
Dünya güzeli odur Ben de doyarım senden
Yaylanın düzlerine
Çiçekler dizi dizi
Seneye gelemezsek
Gelenler ansın bizi [86]
ÖTME BÜLBÜL
Bülbül niçin böyle feryad edersin Yenilendi yüreğimin yarası
Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ahla dolu yerin göğün arası
Varıp yad elere diller dökersin Kara yerde yatar canlar paresi
Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ötme bülbül ötme bağrımı deldin
Hey bülbül feryadın tâ arşa çıktı Öte öte üstümüzden geçersin
Nice yanmışların bağrını yaktı Eski yeni yaraları açarsın
Senin de yavrunu şahan mı kaptı Senin kanatların vardır uçarsın
Ötme bülbül ötme bağrımı deldin Ötme bülbül ötme bağrımı deldin
TURNALAR
İki turnam gelir aklı karalı İnme turnam inme sen bu pınara
Birin şahin vurmuş biri yaralı Avcı tuzak kurmuş var yolun ara
O yavruya sorun aslı nereli Cümlemizin işin Mevlâ’m onara
Katar katar olmuş gelir turnalar Bağlantı
Eğrim eğrimne hoş gelir turnalar
İnme turnam inme yolda kış olur İnme turnam inme haber sorayım
Bastığın yerler de donar taş olur Kanadın altına name sunayım
Böyle kalmaz elbet sonu hoş olur Nazlı cananımdan haber alayım
Bağlantı Bağlantı
(Eğrim eğrim : eğri büğrü, yan yan)
2. Aşk Türküleri
Coşkun lirizmle söylenmiş sevgi türküleridir. Daha ziyade sevgiliye duyulan özlem, kıskançlık, ayrılık, kavuşma gibi konular işlenir.Samimi lirizmin açıkça kendisini hissettirdiği bu türkülerde, genellikle sanat seviyesine ulaşılmış örnekler sergilenmiştir.
KALENİN ARDINDA
Kalenin ardında üç ağaç incir Kalenin ardında bir taş olaydım
Elimde kelepçe boynumda zincir Gelene geçene yoldaş olaydım
Çekme zincirleri kollarım incir Bacısı güzele kardaş olaydım
Atma bu taşları ben yaralıyam Bağlantı
Elalem al giymiş ben karalıyam
Kalenin ardında ben gördüm onu Kaleden kalaye şahin uçurdum
Mavidir şalvarı beyazdır donu Ah ile vah ile ömrüm geçirdim
El ne derse desin ben sevdim onu Yar bize gelende şerbet içirdim
Bağlantı Bağlantı
(don : elbise)
KÂTİP
Üsküdar’a gider iken aldı da bir yağmur
Kâtibimin setresi uzun eteği çamur
Kâtip uykudan uyanmış gözleri mahmur
Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır
Kâtibime kolalı (da) gömlek ne güzel yakışır
Üsküdar’a gider iken bir mendil buldum
Mendilimin içine lokum doldurdum
Ben kâtibi arar iken yanımda buldum
Kâtip benim ben kâtibin el ne karışır
Kâtibime kolalı (da) gömlek ne güzel yakışır
3. Yiğitlik Türküleri ve Tarihi Olayları Konu Edinen Türküler
Tarih boyu Asya, Avrupa ve Afrika’nın pek çok kısmında atıyla koşmadık yer bırakmayan Türk milleti, zaferden zafere koşarken yahut imkânsızlıklar yüzünden yaşanılan mağlubiyetler sırasında duygularını, heyecanlarını ve coşkularını da türkülerle dile getirmiştir. Ordudaki asker şairlerin, şiir ve türküleriyle askeri coşturup onları zafer için yüreklendirdiği nice türkü tespit edilemediği için maalesef günümüze kadar gelememiştir. Bu türkülerden bir kısmı adı unutulmuş şairlere aittir, bir kısmı ise, başta Köroğlu olmak üzere halk hikâyelerinden alınmıştır. Bu bakımdan teknik yönden biraz daha kuvvetlidirler. İnsanın içinde coşkun hareketlenmelere yol açan bu türkülerin bazıları oyun havası niteliğindedir. Yiğitlik edası taşımaları bakımından bu türkülerin marş olarak da söylendiği vakidir.
BUDİN*
Budin dedikleri Aksu’yun başı Cephane tutuştu aklımız şaştı
Kan ile yoğrulmuş toprağı taşı Selatin camisi havaya uçtu
Çerkes bayraktardır şehitler başı Askerin yarısı hep şehit düştü
Geldi küffar aldı kale-i Budin’i Geldi küffar aldı kale-i Budin’i
Aldı budin kalesini geçti bedeni Aldı budin kalesini geçti bedeni
Budin’in üstüne doğdu bir yıldız Budin dedikleri çepçevre meşe
Aldı hain küffar on iki bin kız Kurdunu kuşunu doyurduk leşe
Kimi kadı kimi müftü müderris Hüngür hüngür ağlar Genç Ali Paşa
Aman padişahım imdat umarız Geldi küffar aldı kale-i Budin’i
İmdatsız kaleye imdat bekleriz Aldı budin kalesini geçti bedeni
Budin’in içinde biz üç kız idik
Altun kafes içre besli kuzuyduk
Küffarın eline lâyık değildik
Geldi küffar aldı kale-i Budin’i
Aldı budin kalesini geçti bedeni[87]
HAVADA BULUT YOK
Havada bulut ok bu ne dumandır Kışlanın önünde redif sesi var
Mahlede ölüm yok bu ne şivandır Varın bakın çantasında nesi var
Şu Yemen elleri ne de yamandır Bir çift kundurayla bir de fesi var
Adı Yemen’dir gülü çemendir Bağlantı
Giden gelmiyor acep nedendir
Burası Muş’tur yolu yokuştur
Giden gelmiyor acep ne iştir
Kışlanın önünde üç ağaç incir Kışlanın önünde sıra söğütler
Kolumda kelepçe boynumda zincir Yüzbaşı binbaşı asker öğütler
Zincirin yerleri ne yaman sancır Yemen’e gidenler baba yiğitler
Bağlantı Bağlantı
Kışlanın önünde bir sürü kazlar Mardin kapısı’nda kelek bağlanmış
Ayağım yalnayak yüreğim sızlar Yemen’e gidenler yürek dağlamış
Yemen’e gidene ağlıyor kızlar Analar babalar kara bağlamış
Bağlantı Bağlantı[88]
(redif : Yedekte bekletilen orta yaş sınıfından ihtiyat kuvveti)
ESTERGON KALASI
Estergon kalası su başı durak
Kemirir gönlümü bir sinsi firak
Gönül yar peşinde yar ondan ırak
Akma Tuna akma ben bir dertliyim
Yar peşinde koşar kara bahtlıyım
Estergon kalesi su başı kaya Estergon kalesi su başı hisar
Kemirir gönlümü aşk denen belâ Kâfir bayrağını burcuna asar
Çektiğimi hoş gör gel etme cefa Baykuşlar çığrışır bülbüller susar
Bağlantı Bağlantı
Estergon kalesi su başı kale Estergon kalesi papazla doldu
Göklere ser çekmiş burçları hele Ay tutuldu güneş bulta girdi
Biz böyle kaleyi vermezdik ele Neneler karadan yaslar bağladı
Bağlantı Bağlantı [89]
PLEVNE
Tuna nehri akmam diyor Düşman Tuna’yı atladı
Etrafımı yıkmam diyor Karakolları yokladı
Şanı büyük Osman Paşa Osman Paşa’nın kolunda
Plevne’den çıkmam diyor Beş bin top birden patladı
Tuna nehri akar gider Kılıcımı çaldım taşa
Etrafını yıkar fider Taş yarıldı baştan başa
Şanlı Gazi Osman Paşa Şanı büyük Osman Paşa
Moskofları kırar gider Askerinle binler yaşa
Kahpe Moskof kesti yolu Bakın hele Balkanlara
Almak ister İstanbul’u Boyanmış hep al kanlara
Plevne bir toprak kala Benziyor Türk askerleri
Düşman sarmış sağı solu Ateş saçan volkanlara
Kapandı plevne yolu Irmak gibi aksın kanı
Düşman sardı sağı solu Bu uğurda verir canı
Askerim yok cephanem yok Plevne’den çıkmam diyor
Yetiş Süleyman Paşa kolu Türk’ün yüce kahramanı
Türk’e pusu kurdu Moskof Ağustosta açtı cengi
Bunca yiğit vurdu Moskof Görülmemiş daha dengi
Osman Paşa karşı durur Tuna’ya çok kan döküldü
Almak ister yurdu Moskof Kıpkırmızı oldu rengi [90]
SARI ZEYBEK
Sarı Zeybek şu dağlara yaslanır
Yağmur yağar silahları ıslanır
Deli gönül birgün olur uslanır
Yazık olsun telli doru şanına
Eğil bir bak mor cepkenin kanına
Şu dağları kara duman bürüdü
Üç yüz atlı beş yüz yaya yürüdü
Sarı Zeybek bu dünyada bir idi
Yazık olsun telli doru şanına
Eğil bir bak mor cepkenin kanına[91]
4. Tören Türküleri
Türk milleti köklü geleneklerine bağlı bir mellettir. Tarihin her devrinde, mevsim ve şartlara göre sıksık bir araya gelip eğlence düzenleyen halk, bu arada türküler söyleyip, oyunlar oynar. Çoğu yörelerde oyun ve türkü içiçedir. Oyunlar herhangi bir saz eşliğinde olabileceği gibi, sazsız da olabilir.
Toplu yapılan törenler sırasında söylenen türküler, kendi aralarında çeşitlilik gösterir. Bunları şöyle gruplandırabiliriz:
a. Düğün Türküleri
aa. Kına Türküleri
ab. Baş Öğme Türküleri
ac. Gelin Alma Türküleri
ad. Güvey Türküleri
ae. Oyun Türküleri
b. Ayin-i cem Türküleri
c. Sayacı Türküleri
ç. Oturak Türküleri
a. Düğün Türküleri
Düğünler daha ziyade insanların boş zamanlarına denk getirilerek yapılır. Bu da yaz tatiline veya kırsal kesimlerde iş bitimi mevsimi olan sonbahara rastlar. Düğün, folklorumuzda önemli bir yere sahiptir. Çünkü sünnet, askerlik ve evlenme hayatın önemli dönüm noktalarıdır. Bu yüzden halkımız düğünlere ayrı bir değer verir.
Düğünlerde eğlenme ve oyun başta gelir. Bu ortamı ise, genellikle bu işi meslek edinmiş mahalli sanatçılar sağlar. Hareketli türkülerle davetliler eğlendirilirken yerine göre uzun hava ve yanık ezgili türkülerle “of çektir”ilir, hatta gözyaşı döktürülür. Hüzünlü havalar içinde de en başta kına, baş öğme ve gelin alma türküleri gelir.
aa. Kına Türküleri
Türklerde düğün geleneğinin en fazla önem verildiği safhalardan birisi kına gecesidir. Kız evinde kına yakılacağı zaman geceye iştirak edenlerin duyguları doruğa ulaşır. Zira, bu sırada yanık ezgi ile kına ağıdı söylenir. Yöre neresi olursa olsun, kına türkülerinin / ağıtlarının ortak özelliği hepsinin de lirizm yüklü olması ve yanık ezgi ile söylenmesidir. Kına türkülerinin, insanın duygulanmasına sebep olan bir başka yönü de türkü metnindeki sözlerin orijinalliğidir. Bu türkülerde, kader ve baht konusu ön planda tutularak, geçmiş ve gelecekle ilgili düşünceler ve duygular ele alınır.
Ülkemizde, muhtelif yörelerde bu türkülere ve bu türküleri söylemeye; kına ağıtı, gelin ağıtı, ağıt havası, gelin ağlatma havası, gelin savusu, savu sağmak, gelin türküsü, gelin yası ve okşama[92] Ülkenin her yerinde kısmen farklı gelenekler içerisinde yapılan kına gecelerinde, farklı sözlerle söylenen kına türkülerinin ortak yönü, hepsinin de yanık ezgili olmasıdır. Bunun sebebi ise, ayrılık ve yukarıda söylediğimiz hususlardır.
SİVAS KINA GECESİ TÜRKÜSÜ
Çaktılar çaktılar çakmak taşını
Kurdular kurdular düğün aşını
Sesleyin gelinin bey kardaşını
Şen anam şen anam evin şen olsun
İşte ben gidiyom evin gen olsun
Ocağa koydular yufka sacını Ocakta kaynıyor helva tavası
Başıma koydular yufka tacını Dışarda çalıyor düğün havası
Çağırın çağırın kız kardaşını İçerde ağlıyor kızın anası
Bağlantı Bağlantı
Hepisi hepisi birden geldiler Baban Bursa’ya vardı mı
Dolu gibi dolu eve doldular Bursa kumaşı aldı mı
Anamı ağlatıp beni aldılar Gelin oluyor duydun mu
Bağlantı Bağlantı
Tuz kabını kardaş tuzsuz koyarlar Elek içinde valası
Koc’evi koc’evi ıssız koyarlar Kâğıt içinde kınası
Anayı babayı ıssız koyarlar Hani bu kızın anası
Bağlantı Bağlantı
Güveyi güveyi bahçede gezer Biner atın iyisine
Fesine fesine püsküller dizer Çıkar yolun kıyısına
Güveyi güveyi gelinden güzel Söyleyin bey dayısını
Bağlantı Bağlantı
Güveyi güveyi giydiği atlas Ana hamama vardın mı
Atlasa atlasa iğneler batmaz Yunduğu yeri gördün mü
Güveyi güveyi Allah’tan korkmaz Gelin olduğum bildin mi
Bağlantı Bağlantı
Baba çarşıya vardın mı Gelinciler geldiler
Gezdiğim yerleri gördün mü Atlarına bindiler
Bana bir şey aldın mı Gelini alıp gittiler
Bağlantı Bağlantı
Sırtımı verdiğim duvarlar
Elimi yuduğum pınarlar
Sallanıp gezdiğim odalar
Bağlantı
Genellikle bentler halinde olan kına gecesi türkülerinin dörtlüklerle hatta beyitlerle söylenmiş şekilleri de vardır. Aşağıda kaydettiğimiz iki örnek bu şekilde vücuda getirilmişlerdir. Yapısı dörtlük olan ağıtlar ekseriya mani tipindedir. Beyitlerle söylenen ağıtlarda her beyit kendi arasında kafiyelidir.
KINA TÜRKÜSÜ
Bu kıza gerek bir ana Bu kıza gerek bir baba
Ağlayalım yana yana Ağlayalım kaba kaba
İki gözüm hatun ana İki gözüm aslan baba
Gelin oldum gidiyorum Dayanamam kötü dile
Bu kıza gerek bir bacı Ana kızın çok mu idi
Ağlayalım acı acı Bir kız sana yük mü idi
İki gözüm hatun bacı Kırılası emmilerim
Vermen beni gurbet ele Hiç oğlunuz yok mu idi
Baba kadanı alayım Atladım geçtim Tuna’yı
Sakalına tel olayım Ağ ele yaktım kınayı
Kapında köle olayım Ağlatman hatun anayı
Verme beni gurbet ele Gider de geri gelirim
Atladım geçtim eşiği Gidiyorum elinizden
Sofrada buldum kaşığı Kurtulayım dilinizden
Evimizin yakışığı Yeşil başlı ördek olsam
İşte bindim gidiyorum Sular içmem gölünüzden
Elimi yuduğum arklar Kara koyun meler gelir
Belimi verdiğim dutlar Dağı taşı deler gelir
Silip süpürdüğüm yurtlar Kız anadan ayrılınca
İşte koyup gidiyorum Gör başına neler gelir
Evimizin önü kavak Kuru yere kazık çaktın
Dalın kırdım ufak ufak Batar gider demedin mi
Elim kına yüzüm duvak Gurbet ele bir kız verdin
İşte koydum gidiyorum Yiter gider demedin mi
Evimizin önü kazlar Emmimoğlunun inadı
Yel estikçe dalın düzler Keklik kafese tünedi
İzin verin eşi kızlar Kurban olam hatun teyzem
Kıza kına yakıcıyık Duyanlar bizi kınadı[93]
KINA TÜRKÜSÜ
Kız kına yakmaya geldik yakmaya Sabah seni göçürürler yurdundan
Yüzüğün takmaya geldik takmaya Anan baban deli olur derdinden
Dünürlerim geldi kondu tarlaya Ağla kızım ağla bugün günündür
Kılıçları yıldız gibi parlaya Sağ yanından tutan ağa kaynındır
Altın tas içinde kınan ezerler Dola dola buyük eve doldular
Ak gerdana inci mercan dizerler Büyük evin küçük kızın aldılar
Ağla kızım ağla metin olasın Atladı geçti eşiği eşiği
Yüksektir soyları hatun olasın Sofrada kaldı kaşığı kaşığı
Tuzun küleğini tuzsuz koyan kız Çamura taş atma batar da gider
Anayı babayı ıssız koyan kız Irağa kız verme iter de gider
…………………
Ağır yayığını yaydığım ana
Yaldız tereğini dizdiğim ana [94]
ab. Baş Öğme / Duvak Türküleri
Gelin türkülerinin bir başka çeşidi de baş öğme türküleridir. Bunlar, kına türkülerinden farklı ortamlarda dile getirilirler. Çeşitli yörelerde gelin öğme, kız öğme, duvak türküleri olarak da bilinen bu türküler, gelin evden ayrılmadan birkaç saat önce, giydirilirken ve süslenirken birkaç kadın tarafından söylenen türkülerdir. Yapı ve muhteva olarak kına gecesi türküleri / ağıtları ile benzerlik gösterirler. Genellikle bentler halindedirler.
Sivas İlbeyli yöresinde tespit ettiğimiz gelenek ve baş öğme türkü şu şekildedir:
Gelin evden ayrılacağı zaman iki kadın tarafından başı bağlanır. Kadınlardan birisi gelini giydirir, başını bağlar, diğeri de alını-yeşilini verir. Bu sırada içeri kimse alınmaz. Gelini giyindirip süsleyen kadınlar bir yandan da ağlaya ağlaya baş öğme türküsünü söylerler. Nihayet baş bağlanır. Kadınlar geline sarılıp tekrar ağlarlar. Bu arada gelinin başını bozmamaya dikkat ederler.
BAŞÖĞME TÜRKÜSÜ
Duvak alın köşk a(ğa)cına ulaştı
Kavim kardeş kuzu gibi meleşti
Bu ayrılık hep kızlara bulaştı
Ben gidem ben gidem evin şen olsun (Bağlantı)
Yaranım yoldaşım ağzım tatl’olsun
Babam kıratını çaya bağlasın
Kırat kişnedikçe anam ağlasın
Anamın kızı var beni neylesin
Hayvah hayvah ben anamdan ayrıldım (Bağlantı)
Eşim kızlar ben sizlerden yad oldum
Sel önünden devşirirler odunu Gelinciler salınarak geldiler
Yiyen bilir leblebinin tadını Dolu gibi avlumuza doldular
Bilemedik gelin kızın adını Anamın elinden beni aldılar
Bağlantı Bağlantı
Anamı anamı benim anamı Anam kirmenini alsın eline
Sancı tutsun nikâh kıyan imemı Babam dağarcığın sarsın beline
Çarşamba gecesi yaktım kınamı Çıksın baksın gurbet elin yoluna
Bağlantı Bağlantı
Yıldız Dağı derler bir dağ ışılar Atlar vurdular yaldızlı gemler
Geyik kuzusunu almış moşular Anamın gününde sürdüğüm demler
Ben’anamdan ayırdılar komşular Sabah olur götürürler zalimler
Bağlantı Bağlantı
Atlar eğerlendi bineğin ister Dolu geldi dereleri coşurdu
Kuşlar havalandı döneğin ister Kâdir Mevlâ’m tebdilimi şaşırdı
Anası babası konağın ister Kara yazı gurbet ele düşürdü
Bağlantı Bağlantı
Görünüyor bizim elin taşları Görünmüyor bizim elin söğüdü
Yaslı yaslı ötüşüyor kuşları Ben gelirken ekipleri yog idi
Anamın babamın ihmal işleri Kirildi mi bizim elin yiğidi
Bağlantı Bağlantı
Kapları yuyamam elim yağ olur Tuz küleklerini tuzsuz koyan kız
Irafa koyamam elim yorulur Anayı babayı issiz koyan kız
Dışarı çıkamam kaynım darılır Evini barkını sessiz koyan kız
Bağlantı Bağlantı
Gurbete gidenin bağrı taş gerek
Altı arap atlı beş kardaş gerek
Her zaman her daim gönlü hoş gerek
Bağlantı[95]
ac. Gelin Alma Türküleri
Düğün günü gelin kızın evden ayrılması ani, gerek kız gerekse orada bulunanlar için oldukça acili bir andır. Bu sırada hayaller, hatıralar, beklentiler, ayrılık ve ümit gibi duyguları hep birbirine karışır. Bir yandan zurnanın yanık yanık çalan gelin alma havası, bir yandan da söylenen türküler herkesi hüzünlü bir havaya sokar.
Gelin alma türkülerinde, her ne kadar lirizm hakim ise de öğüt niteliğinde mesajlar da bulunur.
DÜNÜRCÜLER GELDİ
Dünürcüler geldi sıra sıra dizildi
Altın tas içinde kınam ezildi
Alnımıza böyle yazı yazıldı
İşte ben giderim şen olsun eviz
Ben gittikten sonra gen olsun eviz
Çegile taş atma batar da gider
Uzağa kız verme (anam) iter de gider
Anayı babayı (anam) atar da gider
Bağlantı
Elimi attım asma terekler
Belim yasladığım asma direkler
Ahırda iniler çifte medekler
Bağlantı (Özbek, 412-413)
(gen : geniş, çegil : tahil yigini, terek : raf, medek : manda, manda yavrusu)
aç. Gelin Karşılama Türküleri
Trabzon’da, perşembe günü gelin evden alınır, oğlan evine getirilir. Bu sırada yörede “gelin karşılama” havası olarak bilinen türkü okunur.
GELİN KARŞILAMASI
Hoş geldin âdem ilen Hoş geldin hoş oturdun
Uğurlar kadem ilen Dolu bade getirdin
Yar seni beslemeli Bu aftos meclisidir
Cevizli badem ilen Ne getirdin oturdun
Hoş geldin hanemize
Dert saldın yaremize
Senin gibi bir güzel
Girmiştir aremize[96]
ad. Güvey Türküleri
Her ne kadar gelinle ilgili türkülerimiz çoğunlukta ise de yurdun muhtelif yörelerinde güveyiler / damatlar için de söylenen türkülerimiz vardır. Gelin türküleri gibi yanık ezgi ile söylenmezler.
GÜVEYİ TÜRKÜSÜ
Yatsıya varmadan güveyi koyarlar
Zengini zengine arar da bulurlar
Öksüzün nikâhın yolda kıyarlar
Yatsıya varmadan güveyi koyarlar
Yar yardan ayrıldı
Yar bana darıldı
Vah vah küstü darıldı
Dereden dereye urgan gererler
Urganın üstüne yorgan sererler
Güzeli candan severler
Çirkini baştan savarlar
Haydi boylu güzelim
Nereleri gezelim
Vah vah dağlara gidelim (Özbek, 416)
ae. Oyun Türküleri
Kültürümüzde oyun ve müzik içiçedir. Oyunlar, yörelere göre çeşitli adlar alırlar. Halay, bar, horon, zeybek bunlardan bazılarıdır. Oyunlar genellikle davul-zurna, bağlama, kemençe, cümbüş, keman, ud, kanun, tef, darbuka, klarnet gibi sazlar eşliğinde oynanır. Bu arada türküler söylenir. Kimi yörelerde ise (Yozgat gibi…) sazsız oyunlar vardır. Oyuncular yan yana yahut karşı karşıya geçerek türkü söyleyip, müziğin yapısına göre çeşitli figürlerle oyunlarını sergilerler. Bunların çoğu mani katarlarıyla vücuda getirilmiştir. Ayrıca bir olay sonrası ortaya çıkmış oyun ve türkü sözlerinin de var olduğunu da unutmamak gerekir. TRT Repertuarındaki türküler içinde oyun türküleri bir hayli yekün tutar.
MİSKET (Ankara)
Güvercin uçuverdi
Kanadın açıverdi (ben yandım aman)
Elin oğlu değil mi (aman aman)
Sevdi de kaçıverdi
A benim aslan yarim
Dağlara yaslan yarim
Dağlar cefa götürmez
Sineme yaslan yarim
Güvercinim uyur mu
Çağırsam uyanır mı (ben yandım aman)
Misket orda ben burda (aman aman)
Buna can dayanır mı
A benim hacı yarim
Başımın tacı yarim
Eller bana acımaz
Sen bari acı yarim [97]
ŞEKER OĞLAN
Kayada gezen oğlan Kayadan bakan oğlan
Edası güzel oğlan Kâkülü sarkan oğlan
Beni sana vermezler Gece gelme gündüz gel
Sar’altın kazan oğlan Horozdan korkan oğlan
Aman şeker oğlan Bağlantı
Yandım şeker oğlan
Anasına küsmüş
Damda yatar oğlan
Kayaya koydum kutu
Herkes yarine mutu
Gelinler tatlı yesin
Kaynana semizotu
Bağlantı[98]
İĞDELİ GELİN
Kız pınar başında testi doldurur Kız pınar başında yatmış uyumuş
Testinin kulpuna şahin kondurur Elâ gözlerini uyku bürümüş
Kız senin bakışın beni öldürür Evvel küçük imiş şimdi büyümüş
Derdimin dermanı iğdeli gelin Bağlantı
İğdesin aldırmış sevdalı gelin
Evlerinin önü bulgur sokusu Evlerinin önü iğde değil mi
Sokudan geliyor yarin kokusu İğdenin dalları yerde değil mi
Kendi küçük ama cilve kutusu Benim sevdiceğim burda değil mi
Bağlantı Bağlantı[99]
BİRİNİ DE YAVRUM BİRİNİ
Birini de yavrum birini Çiftini de yavrum çiftini
Harmana serdim kilimi Geliver de çifteli çifteli
Takıver de zillerin birini Takıver de zillerin çiftini
Dönüver de maydan senindir Bağlantı
Üçünü de yavrum üçünü Merdini de yavrum merdini
Yaylada gördüm göçünü Kim bilir kimin derdini
Takıver de zillerin üçünü Takıver de zillerin dördünü
Bağlantı Bağlantı[100]
ÇÖKERTME (Muğla)
Çökertme’den çıktım (Hallil’im aman) başım selamet
Bitez de yalısına varamadan (Halil’im aman) koptu kıyamet
Arkadaşım İbram Çavuş Allah’ına emanet
Burası da asbat deyil (Halil’im aman) Bitez yaylası
Ciğerime ateş saldı aman kurşun yarası
Güverteden gezerken (Halil’im aman) kunduram kaydı
İpekli de mendilimi (Halil’im aman) ürüzgâr aldı
Çakır da gözlü Gülsüm’ü kolcular aldı
Bağlantı
Gidelim Halil’im (Halil’im aman) Çökertme”ye varalım
Kolcular görürse (Halil’im aman) nere kaçalım
Teslim olmayalım Halil’im ateş açalim
Bağlantı[101]
ÇAYDA ÇIRA YANIYOR
Çayda-çıra yanıyor Çayda-çıra yüz çıra
Ay tutulmuş sanıyor Yandılar sıra sıra
Yavaş oyna güzelim Gelin keklik ben avcı
Herkes seni tanıyor Giderim ardı sıra
Ay tutulmuş kararmış Hayda-çıra yanıyor
Gelin hanim sararmış Humar göz uyanıyor
Nine mumları getir Fitil çifte yara bir
Oğlun hulku daralmış Yürek mi dayanıyor
Çayda-çıra yakarım Yanar çayda-çıralar
Yar yoluna bakarım Kızlar oyun sıralar
Bir yüz görümlüğüne Gelin hanim gelince
Beşi-birlik takarım Tefçi alır paralar [102]
(hulk : bogaz)
b. Ayin-i cem Türküleri
Ayin-i Cem, galat olup asli Aynü’l-Cem’ dir[103]. Ayin-i Cem yahut Aynü’l Cem Toplanti Töresi demektir.
Alevî-Bektaşî toplantılarında yapılan bu törenler, tarikate birinin yeni girmesi veya bir ulu kişinin anılması vesilesi ile düzenlenir. Cemlerde kurbanlar kesilir, içki içilir, sazla deyişler, nefesler söylenir ve sema (semah) yapılır[104]. Töreni, “yol, sürek, töre” denilen kaideler çerçevesinde, pir veya mürşid diye bilinen “Dede” ler yürütür.
Cemin belli bir yerinde okunan deyiş, buyruk ve nefesleri “sazandar” lar söylerler. Bazı köylerde cemler, dedenin saz çalması suretiyle başlar. Cemlerde Bektaşî şairlerinin şiirleri icra edilir. Bu şiirler, tarikatin düşünce, inanç ve dünya görüşünü yansıtan nutuk, devriye, nefes.. gibi şiirlerdir. Bektaşi şiirlerinde konulardan şunlar ağırlıktadır: Hz. Ali, On İki İmam ve menkıbeleri, Bektaşî Velileri ve menkıbeleri, Bektaşîliğe ait inançlar, Bektaşî erkan ve âdetleri, dünyaya bağlılık şiirleri[105].
Cem sırasında okunen ezgili parçaların hemen hemen hepsinin sahibi bellidir. Bu parçalar daha ziyade, Şah Hatayi, Nesimi, Seyyid Seyfullah Nizamoğlu, Kul Himmet ve Pir Sultan’a ait eserler olduğundan yani anonim olmadıklarından buraya örnek almıyoruz.
c. Sayacı Türküleri
Saya (Gezme-Günü-Bayramı) koyunların kuzulamasından elli gün kadar önce, İç Anadolu’da ve bilhassa Doğu Anadolu’da yaşatılan geleneklerdendir. Saya töreni sırasında çocuklar grup halinde toplanır. İçlerinden birini çoban seçip elini yüzünü siyaha boyarlar. Başına keçeden yapılmış uzun külah örterler. Göğsüne omuzuna irili ufaklı çanlar takarlar. çoban salınarak, sağa sola yatarak yürür. Grup olan çocuklar, ev ev dolaşır. Çoban, uğradıkları evin kapısı önüne yatar; un, bulgur, yağ, pekmez, şeker, bal, üzüm, incir, peynir veya para alıncaya kadar kalkmaz. Toplanan malzemelerden pilav, yemek ve helva yapılır ve bunlar topluca yenilir. Saya dolaşırken, uğranılan evlerde aşağıdaki türkü okunur.
SAYA TÜRKÜSÜ
Hey hayadan hayadan Aman karabaş koyun
Yılan çıktı kayadan Karlı dağlar aş koyun
Acımızdan gelmedik Ay karanlık gecede
Töremiz var sayadan Çobana yoldaş koyun
Elli günü sayasın
Gümbür gümbür yayasın
Foşur foşur sağasın
Şu oğluma (Şu kızıma) diyesin [106]
BAHÇEDE BARIM KALDI
Bahçede barım kaldı Bizim bayram ne zaman
Hayvada narım kaldı Elli gün kaldı heman
Ana bacı el atın Elli gün gelsin geçsin
Hurcunum yarım kaldı Sevinir uşak çoban
Elli günü say otur Dildökümü bin olsun
Karmala kuzu getir Veren evler şen olsun
Kentin ağa bacısı Sevindirin bizleri
Bizlere azık getir Gününüz ağ gün olsun
Veren eller sağ olsun
Damağınız çağ olsun
Sayacıyı sayanın
Oğlu kızı çoğ olsun [107]
(bar : meyve, hurc : heybe, karmalamak : elle kavrayıp kaldırmak, dildökümü : “Kuzu ayı” denilen Mart, damak : keyf, lezzet, huzur, çağ : sevinç, neş’e)
ç. Oturak Türküleri
Anadolu’da halk dayanışma, yardımlaşma, kaynaşma ve dostluk kurup pekiştirmek amacıyla zaman zaman bir araya gelirler. Bu ekseriya ekim ayından bahara kadar icra edilir. Toplantılara, muhtelif yörelere göre farklı isimler verilir. Sözgelişi; Çankırı, Gerede’de sohbet, fırıttım, Safranbolu, Bartın, Kütahya, Kastamonu, Bolu ve Konya’da muhabbet, gezek, sıra, perde, arfane, birikme, oturak, Van’da oturmak, Ankara’da cümbüş, Antalya ve Isparta’da kef, keyif, Balıkesir Edremit’te oda teşkilatı, Dursunbey’de barana / sohbet sözleri verilen adlardan bazılarıdır.[108] Barana /Oturak toplantısına gelecek olanda sağlam kişilik aranır. Söz ve yaşayışıyla toplumda kendisine yer etmiş kişiler bu toplantıda sık sık bir araya gelerek sohbet eder, oyunlar oynar, türküler söylerler.
Aşağıya kaydettiğimiz Sohbet Övme Türküsü söylenen türkülerden biridir. Bu türkü ile sohbete son verilir ve bir sonraki sohbetin kimin evinde kalacağı tayin edilir.
SOHBET ÖVME TÜRKÜSÜ
Uzunçarşı baştan başa Eşeğim gelir odundun
Keklik seker taştan taşa Yemeğin yenmez tadından
Geçmiş olsun (…) Paşa Yahnisi koyun budundan
Sevdiğim bir o sardığım bir o Bağlantı
Olacak sohbet senindir
Senindir gerçek senindir
Papuçların muştası Kızıl üzüm turşusu
Karşısındadır ustası Yüzüne vurmuş ekşisi
Bunlar saraylı hastası (…) Bey’in has komşusu
Bağlantı Bağlantı
Koyun gelir kuzu ile Uzunçarşı baştan başa
Ayağının tozu ile Keklik seker taştan taşa
On beş ahbap sözü ile Kadem ola (…) Paşa
Bağlantı Bağlantı[109]
5. Askerlik Türküleri
Askere yolcu etme, sıladakilerin gözleri yolda asker beklemeleri, askerlerin tezkereyi iple çekmeleri, seferberlik türküleri, asere gidip gelmeyen yiğitler için söylenmiş türküler bu çerçevede ele alınabilir.
ASKER YOLU BEKLERİM
Asker yolu beklerim
Günü güne eklerim
Sen git yarim talime de
Ben burayı beklerim
Mendilimde gül oya
Gülmedim doya doya
Asker yolu beklerim de
Günleri saya saya
Pilav bişirdim yavan (da) Sucu sucu suyunan
Üstüne kıydım soğan Soğan acısıyınan
Yatağına uzanmış (da) Küsüdüm de barıştım
Uyan askerim uyan Yarin bacısıyınan
Bağlantı Bağlantı[110]
ASKER UĞURLAMA TÜRKÜSÜ
Asker bayrağını kuma dikmişler Bizim bayrağımız kanlı yazılı
Küçücük yarimi asker etmişler Üzerinde ay yıldızı dizili
Almışlar gitmişler bilmem n’etmişler Askere gidenler körpe kuzulu
Güle güle hasret benden yar sana Güle güle hasret benden yar sana
Kapıda bağlıdır kınalı koçum Yaptıralım kahveleri hanları
İzine gelirsen yar senin için Kaldıralım kasaveti gamları
Sinemde saklıdır verdiğin saçın Dolanır da yar sılaya gelirse
Güle güle hasret benden yar sana Kestiririm çifte kurbanları [111]
BİR MEKTUP YAZDIM
Bir mektup yazdım da posta almadı Tel çekmiştim giden ayın üçüne
Cevap beklemeye sabrım kalmadı Cevap gelmez korku düştü içime
Firar edecektim param kalmadı Karıştır çantayı bir bak içine
Sevdiğimden mektup var mı postacı Sevdiğimden mektup var mı postacı
Trenin yolları demir değil mi Ömrümün kervanı tünele daldı
Askere verilen emir değil mi Sandım ki gönlümün gülleri soldu
Çileye katlanmak ömür değil mi En fazla yarimi göresim geldi
Sevdiğimden haber var mı pastacı Sevdiğimden haber var mı postacı [112]
6. Yiyecekler Üzerine Söylenmiş Türküler
ÇİĞ KÖFTE
Çiğ köfteler ne acı Çiğ köfte dama kaçtı
Ayran bunun ilacı Ayran peşine düştü
Çok yoğur gelin bacı Çok yedim karnım şişti
İlle canım çigğ köfte İlle canım çigğ köfte
Çiğ köfteyi yoğuran Çiğ kögtenin bulguru
Yemez bunu doyuran Boğazdan geçmez kuru
Bol ayran taze soğan Bacım ayranın duru
İlle canım çigğ köfte İlle canım çigğ köfte
Servi kavak uzun uzun
Yaprakları düzüm düzüm
Ev sahibi ik gözüm
İlle canım çiğ köfte [113]
7. Hayvanlar Üzerine Söylenmiş Türküler
HOROZ
Horoz değil katır idi Horoz değil kuzu idi
Dağdan odun getirirdi Mahallenin kızı idi
Her işleri bitirirdi Bir köylünün sözü idi
Kuşum civcivi cak oldu Bağlantı
Çil horozum yok oldu
Tekkesi var elim gibi Kırk tavuğun kocasıydı
Kanadı var kilim gibi Piliçlerin babasıydı
Ayağı var belim gibi Mahallenin hocasıydı
Bağlantı Bağlantı
Sabahtan erken kalkardı Horozumu şaşırdılar
Kuyruğu dala dikerdi Odamdan dama aşırdılar
Yedi köye hükmederdi Suyuna bulgur pişirdiler
Bağlantı Bağlantı
Horoz değil deve idi Çimenlerde yayılırdı
Ön dişleri geve idi Tilki görünce bayılırdı
Yedi tavuğu sever idi Çok ünlüydü sayılırdı
Bağlantı Bağlantı
Bu horoz değil de arslan Çil horozum yağlı idi
Su içerdi altın tastan Şam dalında bağlı idi
Yeni ayrıldındı dosttan Çil horozun oğlu idi
Bağlantı Bağlantı [114]
PİŞİGE VURDUM TAŞINAN
Pisige vurdum taşınan
Gözleri doldu yaşınan
Kebabı yuttu şişinen
Ev harabın pişiği
Tezharabın pişiği
Pisik de değil kendisi
Ay havar havar havar
Onların kastı bende var
Hastayım vay başım döner
Pisiğin gözleri ala Pisigin gözleri sarı
Başına yığmış beş bela Kavurmayı etmiş yarı
Beşinden de bir kala Pastırmaya degme bari
Bağlantı Bağlantı[115]
(pisig / pişig : kedi)
SIÇAN TÜRKÜSÜ
Bizim sıçan rafta gezer Bizim sıçan takır tukur
Pissiğin bağrını ezer Sanırsın bir nallı katır
Bulgura karanfil dizer Fakat bilmez gönül hatır
Hatırl’olmuş bizim sıçan Hatırl’olmuş bizim sıçan
Bizim sıçan evlenici
Parası çok hak verici
Dükkânlardan un alıcı
Çalgıc’olmuş bizim sıçan[116]
8. Olay Türküleri
Türkülerin pekçoğu herhangi bir olay sonrası ortaya çıkmıştır. Gurbet, hasret, ölüm, öldürme, felâketler, sevinçler vs gibi çeşitli olayların her biri, bir türküye konu olmuştur. Sayısız örnekleri olan olaya bağlı türküler, şayet hikâyesi biliniyorsa, insanlar üzerinde daha fazla etki bırakırlar.
YÜKSEK YÜKSEK TEPELERE
Malkara köylerinden olan Zeynep, uzak bir köyden olan Ali isminde bir delikanlıya verilir. Zeynep, yedi yıl baba evine hasret kalır. Yüksek bir tepeye çıkıp içinin acısıyla derdini dile getirir ve şunları söyler:
Yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar
Aşrı aşrı memlekete kız vermesinler
Annesinin bir tanesini hor görmesinler
Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim
Babamın bir atı olsa binse de gelse
Annemin yelkeni olsa açsa da gelse
Kardeşlerim yollarımı bilse de gelse
Uçan da kuşlara malum olsun ben annemi özledim
Hem annemi hem babamı hem köyümü özledim
Zeynep yataklara düşer. Baba evine haber gönderilir. Anası-babası altı günlük yolculuktan sonra kızlarının yanına ancak gelebilirler. Ne çare ki, kızları ölüm döşeğindedir. Zeynep, anası babasıyla hasretini giderdikten sonra, son nefesi verir.[117]
9. Bitki ve Çiçeklerle İlgili Türküler
ÇİĞDEM DER Kİ BEN ELÂYIM
Çiğdem der ki ben elâyım Nevruz der ki ben nazlıyım
Yiğit başına belâyım Sarp kayalarda gizliyim
Hepisinden ben alâyım Mavi donlu gök gözlüyüm
Benden âlâ çiçek var mı Benden âlâ çiçek var mı
Al baharlı mavi dağlar Bağlantı
Yarim gurbet elda ağlar
Lale der ki hey hey tanrı Sümbül der ki boynum uzun
Benim boynum neden eğri Yapraklarım düzüm düzüm
Yardan ayrı düştüm gayrı Beni ak gerdana dizin
Benden âlâ çiçek var mı Benden âlâ çiçek var mı
Al baharlı mavi dağlar Bağlantı[118]
Yarim gurbet elda ağlar
Bu türkünün bir varyantı da şu şekildedir:
Lale der ki ben laleyim Yasemin der boynum uzun
Kanadım altı karayım Çiçeklere yoktur sözüm
Cümle çiçekten alâyım Kibarlardır iki gözüm
Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler
Nergis der ki ben nazlıyım Çiğdem der ki ben alâyım
Sarp kayalarda gizliyim Yiğit başına belâyım
Mavi donlu gök gözlüyüm Hepisinden ben alâyım
Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler
Menevşe der hey hey tanrı Beyaz gül der ben beyazım
Benim niye boynum eğri Gece gündüzden ayazım
Yardan ayrı düştüm gayrı Cümle çiçeklerden azam
Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler
Pembe gül der ben güzelim Reyhan eydür sözüm haktır
Yanakta bade süzerim Cümle çiçekler ahmaktır
Kibar ellerde gezerim Hepimiz de bir topraktır
Hangimiz güzel çiçekler Hangimiz güzel çiçekler [119]
MADIMAK
Madımak bitti m’ola Madımağın alları
Yolları tuttu m’ola Tuttu m’ola yolları
Ela gözlü nazlı yar Hiç aklımdan çıkmıyor
Beni unuttu m’ola Yarin tatlı dilleri
Ah madımak madımak Bağlanatı
Yar madımak madımak
Dön de bir yol beri bak
Madımak kurutmadım Madımak biter oldu
Yar seni unutmadım Yolları tutar oldu
Hatırını saydım da Kömür gözlü sevdiğim
Üstüne yar tutmadım Gözümde tüter oldu
Bağlantı Bağlantı[120]
10. Satıcı Türküleri
KİLCİ TÜRKÜSÜ
Saçın temizliği ve bakımı için kullanılan killer, Anadolu’da yeşil veya kırmızı renkte kil satılırdı. Kilciler, eşeklerine yükledikleri killeri mahallelerde, bilhassa kadın hamamları önlerinde, türküler söyleyerek killerini daha kolay satma imkânı bulurdu.
KİLCİ TÜRKÜSÜ
Hamamın kapısı keçeli Hamamın kapısı tahta
Hamamcı yüzü peçeli Yüzüğümüz kaldı tasta
Kilci oğlan gel içeri Kilcinin eşeği hasta
Kil isteyen hanımlar Bağlantı
Kil alan var mı
Eşeğimin boynu çanlı Eşeğimin burnu huzzem
Dört ayağı gümüş nallı Gel oğlan yanıma uzan
Hamamcı pek fakir hallı (Şimdi) gelir aramızı bozan
Bağlantı Bağlantı
Kimi zaman kilci ile kadınlar birbirlerine karşılık verirler.
Kadınlar: Kilci:
Kilci emmi gel buraya Eşeğim varmaz oraya
Bir batmanı kaç liraya Bir oraya bir buraya
Düşman girmesin araya Üç batmanı beş paraya
Bağlantı Bağlantı
Kilci emmi işte hamam Ben bir fakir kilci oğlan
Tasım tarağım tamam Hamamcıya denk olamam
Gitme sensiz duramam Sonra ne der annen baban
Bağlantı Bağlantı[121]
11. Ekin Türküleri
Divriği’de Ekin yolan / biçen kişilerin daha iyi çalişmasi için güzel sesli olanlar tarafindan söylenen türkülerdir. Karşilik olarak söylenen bu türkülere “çifte” denir.
Ağarmış arpası fiği kurumuş
Benim yarim dere dere yorulmuş
Ey yar benim gönlüm sana vurulmuş
Gel otur yanıma yar n’olur n’olur
Akşam olup gölge köye dönünce
Saçinin ucuna belik örünce
Ekin bitip irgat köye dönünce
Biraz da dertleşek yar n’olur n’olur
Su yolunda ben o yare kavuştum
Yar aşagi ben yukari savuştum
Kaç gündür küsülüyüm o yar ile
Öptüm yanagindan yine bariştim [122]
12. Ramazan Davulcusu Türküleri
BESMELEYLE ÇIKTIM YOLA
Besmeleyle çiktim yola Yagmur yagar dolu dolu
Selâm verdim saga sola Uzaktir Kabe’nin yolu
İki gözüm Hasan Efendi Bu aylarda oruç tutan
Ramazan şerifleriniz mübarek ola Allah’ın sevgili kulu
Evlerinin önü iğde Davuluma vurdum turayı
İğdenin dalları yerde Dolandım geldim burayı
Ratip Efendi’yi sorarsan İki gözüm Tahir Efendi
mavi boyalı yeni evde Bugün bırakmam bu sırayı [123]
13. Kişiler Üzerine Söylenmiş Türküler
HEKİMOĞLU
Hekimoğlu derler benim aslıma
Aynalı martin yaptırdım kendi neslime
Hekimoğlu derler ufak bir uşak
Bir omuzdan bir omuza on arma fişek
Konaklar yaptırdım mermer direkli
Hekimoğlu dediğin de aslan yürekli
Konaklar yaptırdım döşedemedim
Ünye Fatsa bir oldu da baş edemedim
Ünye Fatsa arası Ordu da kuruldu
Hekimoğlu dediğin o da vuruldu [124]
14. Keder, Dert ve Hastalık Türküleri
BİR OF ÇEKSEM
Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır
Bugün posta günü canım sıkılır
Ellerin mektubu gelmiş okunur
Benim yüreğime hançer sokulur
Bir of çeksem karşıki dağlar iniler
İflah etmez bu dert beni yeniler [125]
BURÇAK TARLASI
Sabahınan kalktım südü pişirdim
Südün köpüğünü yar yar yere taşırdım
Kaynanamdan korktum aklım şaşırdım
Ah ne yaman da zorumuş burçak tarlası
Burçak tarlasında yar yar gelin olması
Sabahınan kalktım ezan da sesi var
Ezan sesi değil burçak yası var
Sorun şu adamın kaç tarlası var
Bağlantı
Elimi salladım değdi dikene
İlahi kayınbaba ömrün tükene
İntizar ekerim burçak ekene
Bağlantı
Elimin kınasın ezdirmediler
Gözümün sürmesin süzdürmediler
Burçak tarlasında gezdirmediler
Bağlantı [126]
HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI
Hastane önünde incir ağacı annem ağacı
Doktor bulamadı bana ilacı annem ilacı
Baştabib geliyor zehirden acı annem vay acı
Garip kaldım yüreğime derdoldu annem derdoldu
Ellerin vatanı bana yurdoldu annem yurdoldu
Mezarımı kazın bayıra düze annem vay düze
Yönünü çevirin sıladan yüze annem vay yüze
Benden selâm söylen sevdiğimize sevdiğimize
Bağlantı[127]
15. Gurbet ve Hasret Türküleri
KIŞLANIN ÖNÜNDE
Kışlanın önünde bir yeşil direk Çarşıdan aldım da el kadar astar
Çalınır çalgılar dayanmaz yürek Nerde güzel görsem kocası asker
Sılaya varmaya çok ömür gerek Beşikte yavrular babasın ister
Sılaya gel nazlı yarim sılaya Bağlantı
Sabahtan sabaha okunur ezan
Okumak bilemem okuyam yazam
Yaz mektup sevdiğim postaya bırak
Bağlantı [128]
HASRET TÜRKÜSÜ
Her zaman ağladım ben de burada İndiğin yere de dikersin direk
Ben ölürsem sen erersin murada Hey zalim gurbetlik koymadı yürek
Yavrular babasın ister sılada Türkiye değil ki yolunu bilek
Durma yarim durma gel sılamıza Bağlantı
Sarardı benzim de kalmadı kanım
Kalkmıyor gönlümden kederim gamım
Gurbet elde gezer o nazlı yarim
Bağlantı[129]
16. Meslek ve İş Türküleri
BERBER VER AYNAYI BAKAYIM
Berber ver aynaya bakayım Berber dükkânı kilidi
Üstüme güller takayım Akşamdan gelen kim idi
Güzel isen gel bakayım Vallahi berber değildi
Aman berber Bağlantı
Göğsü mermer
Yanağı aller
Dudağı baller of
Berber bayıldı Leylâ’m
Berber dükkânı bucakta Berber dükkânına vardım
Rakısı kaynar ocakta Sol kolumdan bir kan aldım
Berber güzeli sıcakta Neşteri gördüm bayıldım
Bağlantı Bağlantı[130]
ÇULHA TÜRKÜSÜ
Ayağımın altı çukur Donluğumun yüzü aktır
Makarası Kur’an okur Dokumanın kalbi paktır
Çulhalar Fatiha okur Çulhalara Fatiha haktır
Ne helâldir bu çulhalık Ne helâldir bu çulhalık
Masaramda ip uzanır Çıkrığımın iği demir
Bilmeyen canlar özenir Eğirelim gınır gınır
Çulhalar altun kazanır Bu iş bize Hak’tan emir
Ne helâldir bu çulhalık Ne helâldir bu çulhalık
Çıkrığımın alt direği
Üstüne yağar kırağı
Gözümün nazlı çırağı
Ne helâldir bu çulhalık [131]
17. Eşkıya Türküleri
ALİ EFE
Al’efe’nin evleri konağa yakın
Yağla martinini de Al’efem koluna takın
Kamalı geliyor kendini sakın
Al atı var kır atı var yol mu da dayanır
Kama yarasına da Al’efem can mı da dayanır
Kuyalanın altından eğildim geçtim
Sağ yanımdan vuruldum Al’efem sol yana düştüm
Ben bu eşkiyaliktan dünden aman vazgeçtim
Baglanti
Kuyalanin altinda inden aman evim var
Aliverin martinimi Al’efem benim kimim var
Soma kazasında aman benim yarim var
Bağlantı [132]
18. Ölüm Türküleri (Ağıtlar)
Bkz. Kitabımızın Ağıt bölümünün Ağıt-Türkü bahsi.
19. Ninniler ve Çocuk türküleri
Bkz. Kitabımızın Ninni bölümünün Ninni-Türkü bahsi.
20. Hapishane Türküleri
MUHPUSHANE HAVASI
Ne zalımdır mahpushane havası
Çocuklar ağlıyor ister babası
Adımıza verdiler idam cezası
Mahpushane seni yapan kör olsun
Kör olsun da ik’elleri kırılısın
Akşam olur firengiler vurulur
Gardiyanlar önümüze kurulur
Anama beni ziyaretten yorulur
Bağlantı[133]
HAPİSHANE İÇİNDE
Hapishane içinde yayılır kazlar
Bayramdan bayrama çalınır sazlar
Çok kışlar geçirdim gelmiyor yazlar
Düştüm ben bir zindana yanar döner ağlarım
Demir parmaklıklardan boyun büker ağlarım
Hapishane içinde bir mermer direk
Kimimiz yüzbirli kimimiz kürek
İdam cezasına dayanmaz yürek
Bağlantı
Hapishane içinde ötüşen kuşlar
Hayırdır inşallah gördüğüm düşler
Herkes sevdiğine canlar bağışlar
Bağlantı
Hapishane suyu içinden akar
Arkadaşlar gelmiş kapıdan bakar
Gardiyan darılır canımı yakar
Bağlantı
21. Mizahî Türküler
İSTANBUL’DAN GELİRKENE
İstanbul’dan gelirkene Sıçanın evleri var
Iras geldim sürüsüne Yer altında yolları var
Öldürdüm ben birisini Çıplak çıplak dölleri var
Davul çektim derisine Müflis olmuş fındık sıçan
Eline almış hızarı Sıçanımın alnı sarı
Beline sokmuş keseri Kavurmamı etti yarı
Çıkmış ambarın yukarı Pastımadan umma barı
Usta olmuş fındık sıçan Onu da umdun fındık sıçan
Duvara soktum parayı Sıçan kazan ağzı açar
Usandım arayı arayı İçinden yağlısın seçer
Çaldırdım yedi lirayı Karanfil biberi saçar
Kumar oynar bizim sıçan Aşçı m’oldun fındık sıçan
ÇEKİRGEM UÇAR GELİR
Çekirgem uçar gelir Çekirgemin kanadı
Kanadın açar gelir Kanı yere damladı
Dümbek de boylu çekirgem Dümbek de boylu çekirgem
Dalgalı yeşilim Dalgalı yeşilim
Ekini biçer gelir Arpa buğday komadı
Çekirgem geldi taşa
Yazılan gelir başa
Dümbek de boylu çekirgem
Dalgalı yeşilim
Düğünüm kaldı kışa [134]
22. Yergi Türküleri
Anonim nitelikteki mizahi türkülerin sayısı çok azdır. yaygın olarak bilinen pekçok türküler Gevherî, Dertli, Ruhsatî ve Seyranî gibi âşıklara aittir. Örnek olması bakımından biz bunlardan bir tanesini kaydediyoruz.
ŞEYTAN BUNUN NERESİNDE
Telli sazdır bunun adı Venedik’ten gelir teli
Ne ayet dinler ne kadı Ardıç ağacından kolu
Bunu çalan anlar kendi Be Allah’ın sersem kulu
Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde
Abdest alsan aldın demez İçinde mi dışında mı
Namaz kılsan kıldın demez Burgusunun başında mı
Kadı gibi haram yemez Göğsünün nakışında mı
Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde
Dut ağacından teknesi DERTLİ gibi sarıksızdır
Kirişten bağlı perdesi Ayağı da çarıksızdır
Behey insanın teresi Boynuzu yok kuyruksuzdur
Şeytan bunun neresinde Şeytan bunun neresinde[135]
23. Öğretici ve Öğüt Verici Türküler
Muhteva itibariyle tecrübe ve öğüdü yansıtan özellikte olduğu için yaşname, nefes, ilahi gibi dini nitelikli türkülerle yaşname ve feleğe sitem tarzında söylenmiş türküleri bu alana dahil edebiliriz. Yergi türkülerinde olduğu gibi pekçoğunun sahibi bellidir. Bir örnekle yetinelim.
YAŞ TÜRKÜSÜ
Mevlâ’m bir adama çocuk verince İkisinde sarhoş gibi dolaşır
Bahçede bitmiş bir fidana benzer Üç yaşında her nesneye uluşarı
Büyüyüp de bir yaşına girince Dört yaşında gördüğüne sataşır
Sanki kokulu güldana benzer Beş yaşında kaşlar kemana benzer
Altısında kendi söyler düşünü On yaşında gonca güldür açılır
Yedisinde değiştirir dişini On birinde ab-ı hayat saçılır
Sekizinde bahta koyar işini On ikide boyu beli seçilir
Dokuzunda taze bostana benzer On üçünde gözler mestana benzer
On dördünde güzelliğin bağıdır On sekizde belli eder ârını
On beşinde gören aklın dağıdır On dokuzda gözetir şikârını
On altıda yiğitliğin çağıdır Yirmisinde kendi bulur yarini
On yedide sanki ceylana benzer Zincirin koparmış aslana benzer
Yirmi beşte bıyıkları burulur Kırk yaşında gazel dökülür bağlar
Otuzunda akan sular durulur Kırk beşinde günahlarına ağlar
Otuz beşte günahları sorulur Ellisinde oğullara bel bağlar
Ateşe atılmış pervan a benzer Dağ başına çökmüş dumana benzer
Elli beşte sızı iner dizine Yetmişinde gördükleri düş olur
Altmışında duman çöker gözüne Yetmiş beşte artık çöker kış olur
Altmış beşte hiç bakılmaz yüzüne Sekseninde badem gözler yaş olur
Ahreti gözetir süphana benzer Yolunu yitirmiş kervana benzer
Seksen beşte artık beli bükülür Doksan beş yaşına girip aşınca
Biter ömrü takatı gücü sökülür Ölüm korkusu gelip yaklaşınca
Doksanında hep dişleri dökülür İnsanoğlu yüz yaşına varınca
Geldi geçti şimdi yalana benzer Sanki savrulmuş harmana benzer[136]
C. EZGİLERİNE GÖRE TÜRKÜLER
Ezgi ile türkü sözleri birbirini tamamlayan iki öğedir. Türkünün daha kalıcı olması ezginin varlığıyla mümkündür. Ezgiye güzellik sağlayan türkü sözleri, müzikte gaye değil araçtır. Melodinin daha rahat anlaşılmasına yardımcı olur. Bu bakımdan sözler ile melodi arasında bir uyumluluğun olması esastır. (Türk halk müziğinin en bariz özelliklerinden birisi; yapısında prozodinin yok denecek kadar az olmasıdır. Bu bakımdan prozodi, bir ezginin otantik değer kazanması gibi belirleyici bir özelliğe sahiptir.) Nitekim aynı ezgiye sahip olup ayrı bölgelerde değişik sözlerle söylenen şu türkü bunun en bariz örneğidir.
Cide:
Fatıma’m nnerden geliyon Bartın’dan
Ben de seni bilemiyom yandım şeker Fatıma
yanındaki kumandan
Tokat:
Ayşe’m nerden gelin Alan’dan
Ben de seni bilemedim yandım da ala gözlüm
yanındaki kocandan
Uşak:
Ayşe’m nerden geliyon Uşak’tan
Ben de seni bilemedim yandım çakır Ayşe’m
belindeki kuşaktan
Ezgisi aynı, sözleri kısmen farklı olan bu türkülerin yanında TRT Repertuarında, sözleri aynı fakat ezgileri farklı pekçok örneğin bulunduğunu da hatırdan çıkarmamak gerekir.[137]
Türküler, melodi ile ilişkisi bakımından beş gruba ayrılır.
1. Meledik ritmle metin ritmi arasında tam bir uygunluk bulunan türküler. (Melodiyi meydana getiren her sesin altına bir tek hece düşer.)
2. Melodik ritmle metin ritmi arasında beraberlik bulunmayan türküler. (Kelimenin bazı heceleri, melodinin birden fazla sesine dağılır.)
3. Metnin aslında olmadığı halde melodinin bünyesi icabı, bilhassa ortalara eklenen metin dışı sözler taşıyan türküler.
4. Türkünün edebî formunu bozacak kadar geniş eklemeli türküler.
5. Tekrarlanan kelime veya cümle parçalarından meydana gelen türküler.[138]
Folklor değerlerimiz içinde türküler ayrı bir yere sahiptir. Çünkü insanımız inancını, duygusunu, içinde bulunduğu durumu, düşüncesini sanatlı bir yolla değerlendirirken, bunu en güzel şekilde türkü çerçevesinde gerçekleştirir.
Ruhi Su, türkülerin özelliklerine göre lied, arya ve resitatif karekter taşıdığı fikrindedir.[139]. Felâketleri, gurbeti, askerliği, ölümü,seferberliği, aşkı, kahramanlığı, tabiatı hülasa insanın içiçe olduğu bütün hadise, durum ve ortamları kendisine konu edinen türkünün bu özellikleri taşımasını tabii karşılamak gerekir.
Türküler ezgileri bakımından uzun havalar ve kırık havalar olmak üzere iki büyük kısımda değerlendirilmiştir.
A. Uzunhavalar : Usulsüz ezgilerdir. Bu ezgiler ölçü ve ritm bakımından serbest olmakla beraber, dizisi ve dizi içindeki seyri belli kalıplara bağlıdır. Yani söyleyen kişi belirli uslup ve avaz çerçevesinde zevk ve isteğine göre nağmeyi uzatıp kısaltabilir.
Avaz, Aydos, Beşiri, Bozlak, Çukuova, Dağbaşı, Divan, Eğin, Elezber, Garib, Gerali, Gurbet havası, Hoyrat, Hoyrat, İbrahimî, Kalenderî, Kayabaşı, Kerem*, Maya, Müstezad, Nevruzi, Tatyan, Türkmanî, Yol havası ve Yüksek hava diye adlandırılan parçalar ve bir kısım ağıt lar, kısmen yahut tamamiyle bu grupta mütalaa edilir. Uzunhavalar yörelere göre farklı usluplarda icra edilirler ve Avşar, ağzı, Azeri ağzı, Eğin ağzı, Erzurum ağzı, Harput ağzı, Kerkük ağzı gibi isimlerle anılırlar.
Uzunhavalar hakkında Muzaffer Sarısözen, Mahmut Ragıp Gazimihal, Halil Bedi Yönetken, Sadi Yaver Ataman, Ahmet Adnan Saygun, Nida Tüfekçi ve Mehmet A. Özbek gibi araştırmacılar çeşitli görüşler ileri sürmüşlerdir. Bütün bunları değerlendiren Süleyman Şenel, ileri sürülen görüşler çerçevesinde uzunhavaların esaslarını şöyle belirlemiştir:
1. Serbest ritmlidir (ölçüsüz, usulsüz, serbest ölçülü, serbest ağız, serbest tartımlı tabirleri yerine…)
2. Dizisi ve dizi içindeki seyri belli kalıplara bağlıdır.
3. Kelime ritmine uyan veya bir heceye bir not isabet eden Resitatif (Parlando reçitetivo) veya Parlando rubato tarzındadır.
4. Ritmli ezgilerle iç içe görülebilir.
a. Aralarında, baş ve sonlarında ölçülü saz kısımları, pasajlar olabilir.
Esasta kırık, fakat başta, arada usulsüz pasajlar olabilir.
5. Kuruluşu 2. maddeye uymakla birlikte sondaki müzik cümlesini asılı bırakan ve tekrarlanan (of, vah, oy oy) gibi terennüm katmalı olabilir vs.[140]
B. Kırık havalar : Ezgi yönünden usullü, yani ölçü ve ritmleri belli olan parçalardır.[141] Kırık havalar, yörelere göre şu isimlerle karşılanır: Ege bölgesi- zeybek, Marmara-Trakya Bölgesi, Giresun, Ordu- karşılama, Harput- şıkıltım, Isparta- datdiri, Konya- oturak, Trabzon, Rize, Hopa- horon, Urfa- kırık hava..
Yapılan önceki çalışmaların hemen hemen tamamını gözden geçiren Söleyman Şenel bu konuya daha geniş perpektiften bakar. Şenel musikimizi önce üç ana gruba ayırır:
1. Enstrümantal musiki (saz musikisi)
2. Vokal musikisi (sözlü musiki)
3. Vokal-enstrümantal musiki
Şenel, Türk Halk Musikisini, müzikal form açısından da teknik olarak yine üç grupta değerlendirir. Böylece daha önceki çalışmalarda gördüğümüz, uzun hava, kırık hava yaklaşımlarından farklı bir tutum sergiler.
1. Ritmli (usullü) Ezgiler : Kırık hava olarak bilinen ezgilerdir.
2. Serbest Ritmli Ezgiler : İster vokal, ister enstrümantal ve isterse vokal enstrümantal ezgiler olsun, müzikal biçim tamamen serbest bir ritmdedir.
3. Karışık (karma) Ritmli Ezgiler : Yine ister vokal, ister enstrümantal ve isterse vokal-enstrümantal ezgiler olsun, müzikal biçimde ritmli ve serbest ritmli muhtelif bölümler vardır ve bu iki ritmik yapı ezgilerin muhtelif kısımlarında görülebilir.[142]
Gerek kırık gerekse uzun havalar çeşitli bölgelerde müzikal yapı itibariyle çeşitli gruplar altında ayrıca incelenebilir. Sözgelişi Giresun’da türküler ezgilerine göre şu şekilde tasnif edilmiştir:
1. Horon havalari,
2. Yol havalari,
3. Imece havalari
4. Gelin (kina) havalari,
5. Findik toplama havalari,
6. Atma ve kesme havalari,
7. Karşilamalar.[143]
Yörelere göre Muhalif, Müstezat, Beşiri, Kalenderi, Zarinci, Misket gibi adlarla anilan ve kirik yahut uzun hava tarzinda terennüm edilen makamlar vardir. Bunlarin Klasik Türk musikisinde karşiliklari şöyledir: Muhalif-Segâh, Müstezat- Acemaşiran, Beşiri- Mahur, Kalenderî- Saba, Zarinci- Çargâh, Misket- Eviç.
Halk türkülerinde ayaklar konusunda da farkli görüşler ortaya konulmuştur. Bilgilerine müracaat ettigimiz Ugur Kaya görüşlerini şu şekilde özetlemiştir: Yahyali Kerem denildiginde Âşik Veysel’in çalip söyledigi Dost dost diye hayaline yeldigim sözleriyle başlayan türkü akla gelir. Ancak farkli yörelerde bu türkünün dizisiyle söylenen türküler de Yahyali Kerem olarak isimlendirilmiştir. Bu tarz isimlendirmeler, otantik açidan hiç de uygun degildir. Ebetteki, farkli yörelerde, bir makamin dizisine uygun düşen tarzda ezgilere rastlamak mümkündür. Ne var ki, bunlar ayni ses dizilerine sahip olmasina ragmen yörelerinde degişik adlarla anilirlar (Garip, Şirvan, Beşiri örneklerinde oldugu gibi…). Şu halde bu ve buna benzer isimlendirmeler, genellendirme yapilmaksizin, bagli bulundugu yöre dahilinde degerlendirilmelidir. Çünkü, meseleye tasnif açisindan bakildiginda, genelleştirmeye gitmenin dogru olmayacagi ortadadir.
V. TÜRKÜNÜN DIGER TÜRLERLE ILIŞKISI
A. TÜRKÜ-TEKERLEME
Ezgi, tekerlemelerin önemli bir cephesini oluşturur. Aşagi yukari birbirine yakin ezgilerle terennüm edilen tekerlemelerdeki ezgilerde pek melodi zenginligi yoktur. Nadir de olsa bir kisim tekerlemeler müstakil türkü olarak kendilerine yer bulmuşlardir. Sözgelişi -aşagida kaydettigimiz örnegin dişinda- kitabimizin “Bentleri iki, bağlantıları üç mısralı olan türküler”e örnek olarak gösterdiğimiz “Aşagidan Gelir Türkmen Koyunu” başlikli sürrealist türkü tekerleme hüviyeti gösterir.
PÜSKÜLÜM SEKME
Konya’da en az iki kişi tarafindan oynanan oyundur. Oyun sirasinda aşagidaki türküler söylenir.
SEKELIM KIZLAR
Sekelim kizlar sekelim hay hay Biz gelin almaya geldik hay hay
Arpa bugday ekelim hay hay Verirsen kiza geldik hay hay
Topumuz birdan kalkalim Vermezsen tuza geldik hay hay
Hay sulu tasli sulu tasli hay hay Kaymak yemeye geldik hay hay
Çay akar çakil akar hay hay Hay benim başi şallim hay hay
Emmim saraydan bakar hay hay Daglari dolaşalim hay hay
Egivermiş mor fesi hay hay Oynayip koklaşalim hay hay
Edasi beni yakar hay hay Sevişim oynaşalim hay hay
Tarlada tavşan kovalarken hay hay
Düştüm dizimi ovarken hay hay
Bir ari geldi viz dedi hay hay
Kalk çeyizini düz dedi hay hay
YENGE KIZIN BIR TANE DIKENE DIKENE
Yenge kizunbir tane Dikene dikene
Saçlari dane dane Düştüm demir dikene
Yenge kizun ikidur Alaca boncuk saçilmiş
Küçügü benumkidur Demir diken açilmiş
Yenge kizun üç oldu Alaca boncuk kaç boncuk
Biri bana güç oldu Iligim düme kaytancik
Yenge kizun dört oldu Kaytanciga varmali
Biri bana dert oldu Şurdan üzüm almali
Yenge kizun beş oldu Kimler ile yemeli
Biri bana eş oldu Kizlar ile yemeli
Yenge kizun altidur Kizlar bana ne gerek
Yanaklari tatlidur Altin başli kuş gerek
Yenge kizun yedidur Kuşu vursam öldürsem
Bir tanesi dertlidur Elim kana bulaşir
Yenge kizun sekizdur Elimi nerde yuyayim
Bir tanesi semizdur Ak kurnada yuyayim
Yenge kizun dokuzdur Ak kurna benim olsa
Bir tanesi domuzdur Tahtadan donum olsa
Yenge kizun on tamam Ali kardeşim olsa
Bayildum aman aman[144] Peygamber babam olsa
Igne getir dikelim
Sindi getir biçelim
Karaaslan’a göçelim
Karaaslan bucak bucak
İçinde demir ocak
Demir ocak yıkılmış
Kadınım bana darılmış…[145]
B. TÜRKÜ- HALK HİKÂYESİ
Bilindiği gibi halk hikâyeleri manzum ve mensur bir yapıya sahiptir. Hikâyeci, duyguların doruğa çıktığı bölümlerde telle söylemeyi dille söylemeye tercih eder. Elbetteki söyleyeceği manzum parçayı ezgi ile terennüm eder. Ezgili parçalardan bir kısmı halk tarafından kabul görür ve geniş bir coğrafyaya yayılır. Zamanla müstakil türkü olarak icra edilir.
ARZU İLE KAMBER
Çeşme başında elini yüzünü yıkayan Arzu, kendisini yetiştiren Hoca’sının çağırması üzerine onun yanına gider, fakat o sırada çeşme başında bileziğini unutur. Bileziği Kamber alır. Arzu, çeşme bileziğini başında unuttuğunu hatırlar. Kamber’i görüp bileziği sorar. Aralarında şu deyişme geçer.
Arzu: Kamber:
Şu pınara gelenler Şu pınara gelmedim
Elin yüzün yuyanlar Elim yüzüm yumadım
Hergiz murat almasın İki gözüm kör olsun
Bileziğim alanlar Ben bilezik almadım
Hey handadır handadır Ay doğar ürüşanda
Muhabbetim candadır Gün doğar perişanda
Kadan alayım Kamber Kadan alayım Arzu
Bileziğim sendedir Bilezik ne nişanda
Arap at azılıdır Su akar oluk oluk
Koyunlar kuzuludur Doldururlar beş tuluk
Bileziğim üstünde Bileziğin bulana
Tılısım yazılıdır Ne verirsin muştuluk
Su aksın oluk oluk
Doldursunlar beş tuluk
Bileziğim bulana
Bir canım var muştuluk[146]
KİZİROĞLU MUSTAFA BEY
Köroğlu’na Kırat yüzünden düşman olan Kiziroğlu, yanına Keloğlan’ı alıp Çamlıbel’e, Köroğlu’nun yanına gider. bir yere saklanırlar. Köroğlu, bunları fark eder, sabaha kadar uyumaz. Sabah, eşi Nigâr’dan kahve yapmasını ister. Kahvesini yudumlarken, hiç bir şeyden haberi yokmuş gibi aşağıda türküyü söyleyip kendisini çadırın kenarında dinlemekte olan Kiziroğlu’nu öğer. Köroğlu’nun yiğit olduğunu yürekten kabul eden Kiziroğlu Mustafa Bey, yanındaki Keloğlan’ı öldürür.
Bir hışmınan geldi geçti Bir at biner Alapaça
Kiziroğlu Mustafa Bey Fırsat vermez Kırat kaça
Bu dağları deldi geçti Az kaldı ortamdan biçe
Kiziroğlu Mustafa Bey Kiziroğlu Mustafa Bey
Hanım kim canım kim Bağlantı
Nigâr kim kim kim kim
Kiziroğlu Mustafa Bey
Bir beyin oğlu zor beyin oğlu
Hay edende haya teper Vay ben ona eş olaydım
Huy edende huya teper Anadan on beş olaydım
Köroğlu’nu çaya teper Ben ona kardaş olaydim
Kiziroglu Mustafa Bey Kiziroglu Mustafa Bey
Bağlantı Bağlantı[147]
C. TÜRKÜ-AGIT
(Bkz. AGIT-TÜRKÜ Bölümü)
Ç. TÜRKÜ-MANI
(Bkz. MANI-TÜRKÜ Bölümü)
D. TÜRKÜ- NINNI
(Bkz. NINNI-TÜRKÜ Bölümü)
VI. TÜRK TOPLULUKLARINDA TÜRKÜLER
A. AZERBAYCAN’DA TÜRKÜLER
Azerbaycan’da türkü karşiligi olarak “mahnı” kullanılmaktadır. Mahnı, Anadolu’daki kırık havaların karşılığıdır. Uzunhavaların yerine de “mugam“ sözü kullanılır. Mugamların aralarında söylenilen kırık hava tarzındaki eserlere de tesnif denilir. Karşılıklı türkülere ise, deyişme (bazı yörelerde deme- çevirme ) denilmektedir.
Mahnılar
DAĞLARDA ÇİÇEK
Dağlarda çiçek dererem sataram
Bir üzü göyçek haradan taparam
Haray yar elinden
O gara tellerinden
Eğer izin verirsen bala
Öperem gözlerinden
Bağlarda püste dererem sataram
Bir boyu beste haradan taparam
Bağlantı
Bağlarda hurma dererem sataram
Bir saçı burma haradan taparam
Bağlantı[148]
(göyçek : güzel, tapmak : bulmak, haray : imdat, aman, puste : fıstık, boyu beste : boylu poslu)
TOY AHŞAMI
Bahça bağa girmişem
Etirli gül dermişem
Gohum gardaşım deyib
Yarı men beyenmişem
Ay aşıg te’rifle bizim gelini
Gaynına deyek bağlasın belini
EL-oba desin: Ay bey toyun mübarek
Bey sevindirsin obasını elini
Bu dere derin dere Yetişdi toy ahşamı
Suları serin dere Durun yandırın şamı
Yardan cevap alınca Geline bezek vurun
Yalvarmışam min kere Gelir oğlan adamı
Bağlantı Bağlantı[149]
Deyişme
AMAN OVÇU
Maral Ovçu
Aman ovçu vurma meni Çekilmez yar duman yerden
men bu dağın ay balam maralıyam Küserler yar uman yerden
Maralıyam maralıyam Maralımı itirmişem
Ovçu elinden ay gülüm yaralıyam Gezerem yar güman yerden
Ezizim gel bağ ilen Dolan gel yar bu dağ ilen
Bahça ilen a balam bağ ilen Gül çiçek der budag ilen
Dedin meni aranda gözle Sene yahşı yar demezler
Yolun saldın a gülüm dağ ilen Men ölsem yar bu dağ ilen[150]
(aran : yayla, güman : ümit)
Tesnifler
Mugam aralarında okunan ve dinleyicide etki bırakan, mugamdaki makamlar arasında estetik olarak geçişi sağlayan mahnılardır. Başlıca çeşitleri şunlardır:
Bayatı-gacar, Bayatı-Isfahan, Bayatı-kürd, Bayatı-Şiraz, Beste-nigâr, Çahargah, Deşti, Dilkeş, Erag, Fuzuli, Hasar, Humayun, Mahur, Maye-yi bayatı Şiraz, Maye-yi çahargah, Maye-yi Şur, Maye-yi zebul, Rahab, Rast, Sarenc, Segah, Segah, Sema-yı şems, Şikeste-yi Fars, Şur, Şur, Şehnaz, Şüşter.
SARENC TESNİFİ
Bağa girmerem sensiz Bu dağda bir maral var
Gülün dermerem sensiz Başında tirme şal var
Bağda guzu melese Adı çıhıp yadımdan
Bil ki o menem sensiz Üzünde gara hal var
Dilberim dilberim Bağlantı[151]
Gel gel ahu balası
Gel gel dağlar arası
Ceyranım terlanım
Gel gel ahu balası
Uca dağlar lalası
(terlan : yırtıcı kuş, tirme şal : ipek şal)
B. BATI TRAKYA’DA TÜRKÜLER
Batı Trakya Türklerinin zengin türkü dağarcığı vardır. Hasret ve aşk türkülerinin yanında olaylardan vücut bulmuş türküler de belli bir yekun tutacak kadar fazladır.
UYUR İSEN UYAN YARİM
Ak bacadan duman tüter Öte baktım beri baktım
Zıngırdaklı duvan öter Al duvağım kendim attım
Benim derdim bana yeter Ali’min yüzüne bektim
Uyur isen uyan yarim Bağlantı
Sabah oldu nazlı yarim
Tan yerine nişan düştü Evimizin önü iğde
Yengeler kapıya üştü İğdenin dalı yerde
Ali’m dünyasından göçtü Benim yarim kara yerde
Bağlantı Bağlantı
MARTİNİM ALINMIYOR
Martinim atınmıyor Martinim allı pullu
Pahalı satılmıyor Almam sen gibi dulu
Şu uzun gecelerde Alırsam kız alırım
Yalınız yatılmıyor On parmağı kınalı
Ha babam babam Bağlantı
Ha babamla salla
Meyvada göbeği salla
HAVADA UÇAN TEYYARE
Havada uçan teyyare Kestane kavrulur mu
Selâm söylen o yare Kabuğundan ayırlır mı
İşittim yar evlenmiş Yarin mektubu bende
Geçinsin güle güle Yar benden ayrılır mı
Yar aman aman Bağlantı
Gel aman aman
Kestaneyi kestiler Havada uçan kırlangıç
Filiz sürmesin diye Kanadı angıç angıç
Beni burdan aldılar Beni yardan ayıran
Yar beni görmesin diye Kan kussun avuç avuç
Bağlantı Bağlantı[152]
C. BULGARİSTAN TÜRKLERİ TÜRKÜLERİ
Bugünkü nüfusları 2.000.000 civarındadır. Edebî ve folklorik zenginliklere sahip olan Bulgaristan Türklerinin, geleneğe dayalı bir toplum yapısı vardır.
Çok sayıda türkülerin içinde lirik türküler ağırlıktadır.
Düğün sırasında nikâh gecesi kızlar iki grup olur. Bir kısmı kız, bir kısmı oğlan tarafını temsil ederler. Karşılıklı olarak şu türküyü söylerler.
NİKÂH GECESİ TÜRKÜSÜ
Oğlan tarafı Kız tarafı
Ben pazara varayım Ben pazara varayım
Yarime gırep alayım Yarime al fes alayım
Oyası ben olayım Püskülü ben olayım
İncili yosma yar yard Bağlantı
Yar bize gelsin ne var
Ben pazara varayım Ben pazara varayım
Yarime fistan alayım Yarime mintan alayım
Kuşayı ben olayım Gaytanı ben olayım
Bağlantı Bağlantı[153]
KINA TÜRKÜSÜ
Çiçeyim çiçeyim Bir taş attım yamaca
Sen doldur ben içeyim Bir kuş vurdum alaca
Yarimi eller saracak Alacadır alaca
Ben undan vaz geçeyim Kaşı gözü karaca
Bir taş attım dallere Bir taş attım dereye
Vardı düştü çöllere Kız çıktı pencereye
Benim de yarim ufacık Kız Alla’nı seversen
O da gitti ellere Al beni içeriye[154]
KAHVE OLSAM
Ka[h]ve olsam dolaplarda kavrulsam (aman aman aman)
Toz duman olsam dağ başında savrulsam
Kemer olsam yar beline sarılsam (aman aman aman)
Ağlaya ağlaya yar yüreğime kan doldu
Siya[h] da zülüf pembe yanak üstüne ben[d] oldu
Verin benim bağlamamı çalayım (aman aman aman)
Ah çalayım da garip garip ağlayım
Bir mendil ver gözyaşımı sileyim (aman aman aman)
Ağlaya ağlaya yar yüreğime kan doldu
Siya[h] da zülüf pembe yanak üstüne ben[d] oldu[155]
İLİMON EKTİM DÜZE
İlimon ektim düze ilimon yar aman
Amanım bitmedi kaldı güze vay
Kız beni seni alırım ilimon yar aman
Amanın ayrılık geldi bize
İlimonum dedim nar geldi vay
Yandı da yüreğim kar geldi vay
Yarin beyaz kolları ilimon yar aman
Amanın sarıldıkça dar geldi vay
Fındık serdim harmana ilimon yar aman
Amanım âşık olduk ben sana vay
İkimizin derdini ilimon yar aman
Amanım yazdıralım fermana vay
Bağlantı[156]
Ç. GAGAUZ TÜRKÜLERİ
Wlodzımıerz Zajaczkowski, büyük emekler vererek hazırladığı Gagauzow Z Bulgarıı adlı eserinde, yüz kadar türkü metnine yer vermiştir. Türkülerin hemen hemen tamamı Bulgaristan, Yugoslavya ve Türkiye’deki türkülerle aynıdır.
AĞIT TÜRKÜSÜ
Şu karşıki daada bir yua yaptım
O yuanın içinde yalnızca yatdım
Eşim yavrularım gelecek diye yollara baktım
Ah yandı yüreğim yoktur çayresi
Onulmadık kaldı üreyimin yaresi
Şu karşıki daada bir fener yanar
O fenerin şafkına şahinner konar
Eşinden yavrularından ayrılannar böyle mi yanar
Bağlantı
Alsam kuzumu kızımı iki dizime
Çevirsem çevirsem baksam yüzüne
Kara toprak dolacak gencicik yüzüne
Bağlantı[157]
ALİŞİMİN KAŞLARI KARE
Alişimin kaşleri kare
Sen açtın sineme yare
Bulamadım derdime çare
Görmedin mi ol civan Alişimi Tuna boyında
Görmedin mi civan Alişimi macur daanda
Evlerim var hane hane Evlerim var daa başında
Beñlerim var tane tane Beñlerim var sol kaşımda
Saramadım yene yene Saramadım genc yaşımda
Bağlantı Bağlantı
Evlerim var sundurmalı
Beñlerim var kondurmalı
Bir öpüşte soldurmalı
Bağlantı[158]
BEY YOLUNA GİDERKEN
Bey yoluna gidârken
Kopdu da kopdu kıyamet
Ah bey yolu vah bey yolu
Yandı da yandı kül oldu
Yandıysaydı Bey yolu yandı
Sana da bana da ne oldu
Bey yolunun sarayları Bey yolunun konakları
Demirdir kefkir yapılı Buldu da buldu selâmet
Bağlantı Bağlantı[159]
D. IRAK TÜRKMENLERİ TÜRKÜLERİ
Iraklı Türkmenler türkülerini yüze yakın makamla icra ederler. Bunların içinde en çok Türkmen Bayat aşiretinin icadı olan Bayat, güçlü makam okuyucusu Şaltağ’ın icat ettiği Tiflis makamlarıyla Kazzaz, Nari, Miskin, Reşidî, Tahir (Zengüle/ Zengene), Ümergele makamlarıdır.[160]
MUÇILA (MUSTAFA) TÜRKÜSÜ
Ünlü hoyrat ustası Muçıla (Mustafa)’nın işlediği cinayetten sonra asılması üzerine ardından ağıt yakılır. Ağıt, kısa sürede halk arasında türkü olarak yayılmıştır.
Seher oldum vardım bağa Hamamnan çıhıp terleyib
Dur yanımda Gafur Ağa Ağzı kurrı su görmiyib
Kanım döktiler kabağa Oğlan cahil evlenmiyib
Aman hecci kıyma mene Bağlantı
Muçı kıyıptı bu cana
Belden meni deng ettiler Belini çaldı başıma
Rengim yeddi reng ettiler Al kanı tökti kaşıma
Kardaşıma deng ettiler Heber verin kardaşıma
Bağlantı Bağlantı
Belini çaldı boynıma Sukak dar ıydı kaçabilmedim
Kanımı tökti koynuma Bağlı buğçanı açabilmedim
Heber verin beg dayıma Dostı duşmanı seçebilmedim
Bağlantı Bağlantı
Meni vurdı bir bağvançı Meni bezden bezettiler
Biri hecci biri Muçı Hak yerimi düzettiler
Ahrette olı dilenci Musallada uzattılar
Bağlantı Bağlantı[161]
O YANA DÖNDER MENİ
Çayır kısa biçilmez Her güzelden yar olmaz
Su derindi geçilmez Seven bahtıyar olmaz
Mene yardan geç deyer Yarı güzel olanın
Yar şirindi geçilmez Gevli ihtiyar olmaz
O yana dönder meni Bağlantı
Bu yana dönder meni
Üregimde yaram var
Tabibe gönder meni
Meni gördü güldü yar Gözleru ne mavıdı
Dertlisiydim bildi yar Sinev keklik avıdı
Açtı kulaç kolların Her gelen bir söz deyer
Gözyaşımı sildi yar Seni mennen savıdı
Bağlantı Bağlantı[162]
SEN BİR YANA BİR YANA
Kaşları çohtu senu Kaşları karasına
Kiprıgu ohtı senu Hal bitip arasına
Men seni çoh severem Bir kutu melhem eyle
Haberu yohtı senu Sür bağrım yarasına
Sen bir yana bir yana Bağlantı
Men bir yana bir yana
Çifte abalı dostım
Kah gidah seyrana
Kaşları yay menimçin Kara çadır haraldan
Kiprıgu say menimçin Benzu seçtim maraldan
Men öllem sene kurban Ne derdim var ne belam
Sen ölev vay menimçin Sensen benzim saraldan
Bağlantı Bağlantı[163]
E. KARAY TÜRKÜLERİ
Anavatanları Kırım yarımadası olan Karaylar, XIV. yüzyılın sonunda Litvanya büyük Prensi Vitold tarafından Litvanya’ya yerleştirilmişlerdir. Bugün Litvanya-polonya sinirlarinda yaşamaktadirlar. Her ne kadar Slavlarin etkisinde kalmişlarsa da dillerini ve törelerini korumasini bilmişlerdir. Musevi inanca sahiptirler. Nüfuslari 3.000 kadardir. Dilleri Kipçak-Kuman Türkçesine baglidir.
MUZHUL KELIN ÜZÜNTÜLÜ GELIN
Hayifsun tanri kelinimiz Merhamet göster tanri gelinimiz
Yubat ani sen beyimiz Yatiştir ona sen kralimiz
Nye astri sinih yiladir Ne kadar agir agliyor
Birligiya yalbaradir Tevhidine yalvariyor
Hörmyatli siyli biylyarim Hürmetli sayin baylarim
Eşitiyiz sarnavlarim Işidin kederlerim
Nye men özgyarak barindan Neden ben diger herkesten
Ayrilma süvyarlyardyan Ayri düşmekteyim sevgililerden
Yaşarmahimni sindirdiy Gelişmemi hep yiktin
Zaman ensya ma kayirdiy Talihi benden çevirdin
………………… ……………………
Kim kotaralir işlyarni Kim yapabilir işleri
Tenrilik ken kenyaşlyarni Tanrinin nasihatleri
Erkindyan anin bolundu Kuvvetinden herşey peydahlandi
Şahislar mendyan tozuldu Düşünceler benden dagildi
Yaratmah vahttan dünyani Yaratma zamanindan dünyayi
Koydu bizgya kadagani Bize verdi yasayi
Birliktya bolup ayirilma Bu birlikten ayrilmak
Süvyaryardyan yirahlanma Sevgililerden uzaklaşmak
……………………
Töravçülyarim kelgyandya Atalarim geldikçe
Dostlariba bir bolhanda Dostlarla birlikte
Kikillyarimni çeşkyandya Zülfümü çözmekte
Sizlav koydular içimdya Aci koydular içimde
Bar ol süvyar karindaşlarim Hep sevgili kardeşlerim
Çebyar menim yoldaşlarim Cana yakin yoldaşlarim
Kiyasa bezildim alarha Sanki onlari bezdirdim
Salinhanimda bu avha Ve bu aga atildim
……………………..
Tohtanip kelin yaşindan Durdurup gelin yaşlari
Aytti tügyal üragindyan Pak yüreginden dedi
“Mahtavlar biygya aytayım Rabbıma övgü söyleyim
Yaratuvçuma sarnayım Yaradanı methedeyim
Kaçan bu anın erkindyan Hepsi onun emrinden
Tüvül adam sahışından Kimsenin değil fikrinden
Enkyatyam başım barına Başım eğilir hepsine
Cahtlavçular saruvuna İlk önce düşen buyruğuna
Biyançkya yaşım kayırılhey Yaşımı sevince değiştirsin
Başlıhtan sonhum ulpayhey Başlangıç ve sonumda olgunluk versin[164]
F. KAZAK TÜRKÜLERİ
Gelin kızın evden alındığı sıra söylenen türkülere Kazak ve Kırgızlar car car, Özbek, Tacik, türkmen ve Uygurlar da yar yar derler. Car car türküleri; acı, umut ve dilekleri ihtiva eden türkülerdir. Car car türküsüne önce damadın tarafı başlar. Mısralar “car car” diye bitirilir. Dörtlük sayısı 4-6 arasında değişen bu türkülerin 7-8 hecelidir. Az da olsa 10-11 heceli şekilleri de vardır.
Küvey (Damat) tarafı
Alp kelgen bazardan kara nasar Çarşıdan getirilmiş kara kumaş
Kara makpal savkele şaşıñ basar Kara kadife başlıklı saçını örter
Munda akem kaldı dep kam cemengiz Babam burada kaldı diye üzülme
Caksı bolsañ kayın atañ orın basar İyi olrsan kaynatan onun yerini alır
Kelin (Gelin) tarafı
Esik aldı karasu meydan bolsın Eşik önü karasu meydan olsun
Ak cüzimdi körgendey aynam bolsın Ak yüzümü gördüğüm gibi aynam olsun
Kayın atası bar deydi osı Kazak Kaynatası var der o Kazak
Aynalayın akemdey kaydan bolsın Kurban olayım babam gibi nasıl olsun
Küyev tarafı
Ak koyan kaşar cotalap Ak tavşan kaçar yokuş yukarı
Ak taylak öser botalap Ak deve çoğalır yavrulayarak
Nege munşa cılaysıñ Nice böyle ağlarsın
Artıñnan iniñ barar apalap Ardından kardeşin gelir görmeye abla diyerek
Kelin tarafı
Tekemettiñ şet bavın oya tursın Keçe, kilim kenar bağını işleyedursun
Toy basına tuv biye soya tursın Düğün başına kısraklar kesedursun
Men şeşeme aytayın akeme ayt dep Ben anneme söyleyeyim “Babama söyle” diye
Meni dese bıyılşa koya tursın Beni dinlerse bu yıl bekleye dursun[165]
G. KIBRIS TÜRKÜLERİ
Her ne kadar on bir heceli mısralardan oluşan bentlerle söylenmiş örnekler bulunsa da Kıbrıs Türkülerinin çoğunluğu manilerle vücuda getirilmişir. Lirik türkülere nazaran hareketli türküler daha fazladır.
HANAYLAR YAPDIRDIM
Hanaylar yaptırdım döşedemedim
Çifde kumruları eş edemedim
Zalım felek ile baş edemedim
Gonma bülbül gonma çeşme başına
Şu gençlikde neler geldi başıma
Hanaylar yapdırdım yüceden yüce
İçinde yatmadım üç gün üç gece
Gurbanlar keseyim döndüğün gece
Gonma bülbül gonma çeşme başına
Şu gençlikde neler geldi başıma[166]
ASKER TÜRKÜSÜ
Askerliğe kandılar A benim pembe şalım
İyi birşey sandılar Yanalım tutuşalım
Dünyalarına doymadan Aramız derya deniz
Ateşlere yandılar Biz nasıl kavuşalım
Vapur düdük çalıyor Teyyareler vızılar
Askerleri alıyor Hep yürekler sızılar
Analarla babalar Yazık oldu gençlere
Hüngür hüngür ağlıyor Hep gitti ana kuzular[167]
DOLAMA DOLAMAYı
Dolama dolamayı İki cihan oyunda
Getirin bağlamayı Elma tüter koynunda
Kimden alıştın yavrum Ne güzel oyun oynar
Bu göbek sallamayı Çingene var soyunda
Aman aman elinden Bağlantı
Sarsam ince belinden
Öpsem dudu dilinden
GÜZEL SENİ ÇOK ÖZLEDİM
Bir mendil aldım dereden Bahar çiçek açar dalda
Yolum geçmez yar oradan Ömür geçer hep bu yolda
Bin bir derdim var yaradan Benim gönlüm değil malda
Güzel seni çok özledim Bağlantı [168]
Üç ay oldu yol gözledim
Hakikattir bu sözlerim
MAGOSA LİMANI
Magosa limanı limandır liman İskeleden çıktım yan basa basa
Beni öldürende yoktur din iman Magusa’ya vardım kan kusa kusa
Uyan Ali’m uyan uyanmaz oldu Magusa limanından aldılar beni
Yedi bıçak yarasına dayanmaz oldu Üç mil uzağına attılar beni[169]
H. KUMUK TÜRKÜLERİ
Kumuklar, türkü yerine yır sözünü kullanırlar.Toy (düğün) larda kız ve erkeklerin karşılıklı olarak sarın denilen türküler okurlar. Sarınlar daha ziyade manilerden oluşan dörtlük şeklinde türkülerdir.
YIRLAR
Yaruk yılduz karşu toğar aylağa Yağasına yarlı yamav saldırgan
Yazılanlar yahşi turar baylağ Yağasından bir gızbay aldırgan
O yarlılık seni üyün yıhılsın Şunu da bir yannızlıktan bilemem
O yannızlık seni belin büğülsün Şunu da bir yannızlıktan göremem
Yağalağa yalnız terek ornalğan Avnağanın seni sarı saz mıdı
Tamurları tavnu taşnı tarağan Yanındagı yoldaşların az mıdı
Tibine bir sema asker gonağan Avnağanın seni gara gum mudu
Yaprakları aşin yaprak bolağan Yanındagı yoldaşların gul mudu[170]
(yarlılık : yoksulluk, yarlı : yoksul, saldırgan : koydurmuş, ornalğan : bitmiş, görünmüş, tamur : damar, avnağanın : yuvarlandığın, saz mıdı : toprak mıydı)
SARINLAR
Süydüm tayak süy tayak Sevdim değnek sev değnek
Süyyenime tiy tayak Sevdiğime değ değnek
Süyyenime tiymessen Sevdiğime değmezsen
Otga tüşüp güy tayak Ateşe düşüp yan değnek
Alma berip haptırdın Elma verip ısırttın
Kökrek avruv gaptırdın Yürek ağrısı kaptırdın
Alaman dep yandırdın Alacağım deyip yandırdın
Almayman dep gandırdın Almayacağım deyip kandırdın
Uvak uvak bolalar Ufak ufak olalar
Maçiğime tolalar Ayakkabıma dolalar
Kirli papaklı ulanlar Kirli papaklı oğlanlar
Niye ökdem bolalar Niye kabadayı olalar
Ökdem niye bolasız Kabadayı niye olasınız
Sizden gayrı yok gimik Sizden başka yok gibi
Ökdemlik size yakışmaz Kabadayılık size yakışmaz
Samurada pok gimik El arabasında b.. gibi[171]
I. NOGAY TÜRKÜLERİ
Nogaylar Kıpçak grubuna dahildir. Dağıstan’da, Çeçen-İnguş Özerk Cumhuriyetinde Stavropol Krayı’nda ve Romanya’da yaşamaktadirlar. Bugünkü nüfuslari 76.000 kadardir. Yazili edebiyatlari olmamakla birlikte zengin sözlü edebiyatlari ve destan kültürleri vardir.[172]
YAS KELINDIN ZARI GENÇ GELININ ZARI
Atam saga ne bolgan Baba sana ne olmuş
Mennen yavap soramay Benden cevap sormaksizin
Tüzlikti süygen kişige Dogrulugu seven insana
Izinsiz eş yaramay Izinsiz hiç iyi degil
Atam maga ne ettiñ sen Baba bana ne yaptın
Malday sattın zor ettiñ Mal gibi sattın zorladın
Gül şeşektiy balañdı Gül çiçeği gibi yavrunu
Azat basın kor ettiñ Bayımsız başını hakaret ettin
On bes tuvar min manet On beş hayvan bir paraya
Meni satıp bergen soñ Neni satarak verdikten sonra
Men esiñde bolmadım Ben aklında olmadım
Kızıl kabıñ tolgan son Kırmızı kabını doldurduktan sonra
Men şe adem balası Ben de adam yavrusuyum
Ayvan tuwıl satarga Hayvan değilim ki satılayım
Namısıñ kalay şıdadı Namusum nasıl dayandı
Balañnı satıp aşarga Yavrunu satarak yemeğe[173]
COL BOYINA
Col bayına güller ektim Yol boyuna güller ektim
Onı da erkez koklaycak Onu da herkes koklayacak
Erkezge kerek curtnıñ güli Herkese gerek yurdundan gülü
Onı da erkez suwlaycak Onu da herkes sulayacak
Ay pişken malina hop Ay pişmiş malina hop
Bizge de kerek hep birlik Bize de gerek hep birlik
Aşacaktır aşacaktır Açacaktır açacaktır
Menim de ekken güllerim Benim de ektiğim güllerim
Güller aştı şimdi keldi Güller açtı şimdi geldi
Menim de raat künlerim Benim de rahat günlerim
Bağlantı Bağlantı
Ep karayık soldurmayık Hep bakarız soldurmadan
Curtımıznıñ güllerin Yurdumuzun güllerini
Unıtmayık hatırlayık Unutmayız hatırlarız
Geşken kara künlerin Geçen kara günleri
Bağlantı Bağlantı[174]
İ. ÖZBEK TÜRKÜLERİ
Özbeklerde gelin kızın baba evinden alınıp, damadın evine götürülmesi sırasında, kadınların koro halinde tefler eşliğinde söyledikleri türkülere yar yar veya car car denir. Bu türkülerle, gelinin ana-babası ve gelin yüceltilir, geline öğütler verilir, iyi dileklerde bulunulur, kederler dile getirilir. Kazak türkülerinde olduğu gibi mısra sonlarında “yar yar” denilir. I. ve III. mısralar 7, II. ve IV. mısralar 4 hecelidir. Kafiye düzenleri ; abcb şeklindedir. On bir heceli şiirler ise, beyitler halindedir ve her beyit kendi arasında kafiyelidir. Bunların sonunda da “yar yar” sözü söylenir.
Torda turgan gilamniñ Yukarıda duran halının
Bir gülidiñ yar yar Bir gülü idin yar yar
Atañ bilen anañniñ Atan ile annenin
Bülbülidnn yar yar Bülbülü idin yar yar
Yığlama kız yığlama Ağlama kız ağlama
Toy seniki yar yar Düğün seninki yar yar
Bedevletli bek yigit Sınırsız zengin bey yiğit
Yar seniki yar yar Yar seninki yar yar
Asmandegi yulduznı Gökyüzündeki yıldızı
Atañ atgan yar yar Atan atmış yar yar
Öz kızını tanımay Öz kızını tanımayarak
Atañ satgan yar yar Atan satmış yar yar
Kazandagi katlama Kazandaki katlama
Katlanadı yar yar Katlanır yar yar
Kıznı alıb yengesi Kızı alarak yengesi
Atlanadı yar yar Hazırlanır yar yar
Yığlama kız yığlama Ağlama kız ağlama
Yoliñ bolsın yar yar Yolun açık olsun yar yar
Kolsa alıb süygüdey Kola açıp sevgi gibi
Oğliñ bolsın yar yar Oğlun olsun yar yar
Tahta köpır üstıden Tahta köprü üstünden
Tay baradı yar yar Tay varır yar yar
Dervazanı keñ açıñ Kapıyı geniş açın
Ay baradı yar yar Ay varır yar yar[175]
DERYA TALKIN SUVLAR TAŞKIN
Derya tolkın suvlar taşkın otalmayman Derya dalgalı sular taşkın geçemem
Atım arık menzilimge yetalmayman Atım zayıf menzilime ulaşamam
Atginamni arık kılgen şu meyda taş Atımı zayıf yapan şu küçük taş
Renginamni sarık kılgen ul kalem kaş Rengimi sarı yapan o kalem kaş
Havlımızniñ arkasıda hayinçekke Avlumuzun arkasında salıncağa
Çekke köylek yaraşadı kelinçekka İnci gömlek yaraşır geline
Çekke köylek yengige tut kakaylik İnce gömlek yenine dut silkeleyelim
Küyav töre bağrıga ot yakaylik Güvey beyin bağrına ateş yakalım
Hay hay ölen can ölen gül kesganim Hay hayölen can ölen gül kestiğim
Bir havlıda kuvalaşib teñ ösganim Bir avluda kovalaşarak beraber büyüdüğüm
Hay hay ölen can ölen gül kayde bar Hay hay ölen can ölen gül nerede var
Bir yahşıga bir yaman her kayde bar Bir iyiye bir yaman her yerde var
Deryalarniñ ul yüzıde üylariñiz Deryalerin o yüzünde evleriniz
Akarışıb körinadi boylarinniz Belirli belirsiz görünür boylarınız
İpmidi ipek midi kiyganiñiz İp midir ipek midir giydiğiniz
Bizdenam artık mıdı süyganiñiz Bizdende mi fazladır sevdiğiniz[176]
(ölen : düğünlerde söylenen türkü)
J. TATAR TÜRKÜLERİ
Macar alimi Ignacz Kunoş’un 1915’te Estergon Kampında esir olan Tatarlardan derlediği mani, cır ve ninni gibi anonim ürünler, Zsuzsa Kakuk tarafından Kırım Tatar Şarkıları adıyla yayımlanmıştır.Bu kitapta 136 türkü bulunmaktadır. Dobruca Tatarlarının anonim ürünleriyle ilgili olarak yapılmış son çalışma ise, Prof. Dr. Enver Mahmut ve Dr. Nedret Mahmut’a aittir.[177] Biz burada iki örnek vermekle yetiniyoruz.
(Elif) dedim (be) dedim Elif dedim be dedim
Kadam saña ne dedim Yarim sana ne dedim
Akan su merekeb olsa Akan su mürekkep olsa
Yazılmaz benim derdim Yazılmaz benim derdim
Elifim nuktalanğan Elifim noktalandı
Az derdim çohçalanğan Az derdim çokçalandı
Yetiş anam yetiş babam Yetiş anam yetiş babam
Kaberim tahtalanğan Kabrim tahtalandı[178]
ÖKSEK MİNAREDEN
Öksek minareden attım ben bir daş Öksek minareden attım kendimi
Ne anem bar ne babam bar ne hardaş Çoh aradım bulamadım dengimi
Bu yar baña hem arhadaş em yuldaş Hırmızı güllerden alğan rengini
Çubuğım yok yul yanına uzatam Temirciler temir düger tuç olor
Tahatım yok yar yulına küz atam Süyip sayıp ayrılması küç olor
A hız seni ben kimlere uşatam Almam desem o da maña iş bolor[179]
ŞAL AT ĞEKTİM
Şal at ğektim şanaga Beyaz at koştum kızağa
Gibere berdim yaylaga Salıverdim yaylağa
Menden kop kop selâm ayt Benden çok çok selâm söyle
Al yanakli Leyla’ga Al yanaklı Leyla’ya
Yar yar yar aman Yar yar yar aman
Yar sevdası bek yaman Yar sevdası çok yaman
Uş karamfil asladîm Üç karanfil aşıladım
Ayva suwina taşladim Ayva suyuna bıraktım
Ğandan sûvgen varimnî Candan sevdiğim yarimi
Ellerge bağişladîm Ellere bağışladım
Yar yar yar aman Yar yar yar aman
Yar sevdası bek yaman Yar sevdası çok yaman[180]
MEN ANAMIN BİR KIZI EDİM
Men anamin bir kîzî edim Ben annemin bir kızı idim
Konğa gül edim Gonca gül idim
Aşîlmagan konğa gül edim Açılmamışgonca gül idim
Sarardım soldîm Sarardım soldum
At aylanmaz azbarîmdan At dönemez avlumuzdan
Araba aylandi Araba dolandı
Ğanim suymegen yerlerge Canım sevmedik yerlere
Başîm baylandi Başım bağlandı
Men bu keşe bir tiş kordim Ben bu gece bir rüya gördüm
Uy tobem oyıldi Ev üstü oyuldu
Annemden bir yar suydim Annemden bile saklı yar sevdim
Alemge tuyuldi Âleme duyuldu
Toy aldînden taş yükledim Köy önünden taş yükledim
Arabam tolmadî Arabam dolmadı
Öz köyimden bir yar suydim Kendi köyümden bir yar sevdim
Menim de bolmadi Benim olmadı[181]
CAWIN CIRI
Caw caw cawınım Cawın cawsın tarlaga
Balaban bolsın kawınım Darı biyday arpaga
Sölde egin on bolsın Körinmesin boyından
Köyde ambarlar tolsın Babam orak şalganda
Cawın cawsın koraga Köy aldında konakay
Cemiş şeşek soganga Boyı bolsın kamıştay
Eki kartop bir minsin Onı körip kuwansın
Böleşkende okkaga Tawık pepiş hem torgay[182]
K. UYGUR TÜRKÜLERİ
Folklor bakımından oldukça zengin olan Uygur Türklerinde türkü ve koşma söyleme alışkanlığı hâlâ canlı olarak yaşatılmaktadır. Söylenen parçalar şekil, ezgi ve konularına göre çeşitli adlarla adlandırılırlar. Teyipcan Eliyop bunları şu şekilde sıralar: Alley (ninni) koşmaları, çocuk oyunlarının koşmaları, düğün ve meşrep koşmaları, noruz koşmaları, karlık beyitleri, moçel koşmaları, ağıtlar, emekçilerin türküleri, tarih ve tarihe mal olan kişilere ait koşmalar, aşk ve muhabbet türküleri, insani faziletleri dile getiren koşmalar, gurbet türküleri vs.[183]
Uygur Otonom bölgesinde, Merkit nahiyesinde yaşamakta olan Dolanlar eğlenceye düşkün bir boydur. Çeşitli vesilelerle sık sık bir araya gelerek kadınlı-erkekli eğlenirler.Buna Dolan Meşrebi denilir. Oyun ve cezaların da bulunduğu bu eğlencelerin en önemli kısmını musiki oluşturur.
Meşreb sırasında Dolanlara mahsus olan Dolan Mukamı vardır. Dolan Mukamı; Zilbayavan, Uzhal, Rak, Muşaverek, Bombayavan, Cula, Simbayavan, Dogamet ve Hurekbayavan olmak üzere dokuz çeşit adlandırılır. Her mukam başlangıcı müteakıben, Çikitme, Senem, Selika (Senkas) ve Sırılma gibi bölümlere ayrılır.
Mukamlarda söylenen koşaklarır durakları şu şekildedir:
4+3= 7, 4+4= 8, 5+5= 10, 8+5= 13.
Dolan Mukamı özel çalgılarla icra edilir. Bunlar; Dolanravabı, Dolankılgeceyi ve teftir.
Dolan Meşrebi sırasında okunan koşaklardan bazıları şunlardır:
Şu görünün karabağ Şu görünen karabağ
Meniñ yarimniñ bağıdır Benim yarimin bağıdır
Dıpıniñ üni kiledur Tefinin sesi geliyor
Didar körüşmek kaydıdur Görüşmemiz ne zaman
Ay bilen kün dost iken Ay ile güneş dost imiş
Çolpanga hemra yok iken Çoban yıldızına eş yok imiş
Ahunumden sorısam Hocadan sorduğumda
Aşıkka nika yok iken Aşığa nikâh yok imiş
Karçugam kökülde kaldı Şahinim kakülde kaldı
Men yınıp keldim bu yan Ben bu tarafa geldim
Men yınıp kelgen bilen Ben bu tarafa gelsem de
Könglimiz kökül sayan Gönlümüz kaküldedir
Men bu yerni çöl disem Ben bu yeri çöl sanmıştım
Çölemes gülzar iken Çöl değil gülzar imiş
Togrıkı almıga ohşaş Meşeleri elma ağacı gibi
Yulgunleri mazar iken Yılgınları mezar imiş
Köyimen a köyimen Yanıyorum a yanıyorum
Karşı karaga köyimen Kara kaşlıya yanıyorum
Közlerini oynutup Gözlerini oynatıp
Cannı alaga köyimen Canı alana yanıyorum
Seherde sayragan bülbül Sabahleyin öten bülbül
Endi sayramas boldı Şimdi ötmez oldu
Aval karıgan yarlar Önce bakan yarlar
Endi karımas oldı Şimdi bakmaz oldu
Kaga cigdeñni yimeymen Karga iğdesi yemeyeceğim
Tişim ağrıdu meniñ Dişim ağrır benim
Meşugum yadımga yetse Sevgilimi düşünsem
İçim ağrıdu meniñ İçim yanıyor benim
Koyunuz barma hınım Koyununuz var mı hanım
Koyga koşup koy bakkılı Koyunla birleştirip gütmem için
Meyliniz bar mu hınım Bana meyleder misiniz hanım
Kökrekke töşni yakkılı Göğsünüzde döşümü yaklaştırayım
Çokanmu tigey deydu Genç kızlar da evleneyim diyor
Cuvanmı haber saldı Yetişkinleri de haber yolladı
Anısı yaman kırı Anası kötü ihtiyar
Şahıda çapan saldı İpekli elbise istiyor
Vah yaylıduk yaylıduk Vah yaylaya çıktık yaylaya çıktık
Aksu Kuçar’da yaylıduk Aksu, Kuçar’da yaylaya çıktık
Yumulak dönge çıkıp Yuvarlak tepeye çıkıp
Yayrım kıni dep yığlıduk Yarim nerede diye ağladık[184]
KARŞILIKLI KOŞAKLAR
Erkek
Dilberim ay yüzüñe Dilberim ay yüzüne
Zeytüne dek halıñ bolay Zeytin renginde benin olayım
Kiçe yanıñda yıtıp Gece yanında yatıp
Kündüz hırıdarınn bolay Gündüzün müşterin olayım
Kız
Atlanıp sehraga çıksañ Ata binip köye gidersen
Kamçı destiñ men bolay Kamçına sap ben olayım
Bar elniñ közi sende Bütün elin gözü sende
Til tumarıñ men bolay Nazarlığın ben olayım
Erkek
Taluçi talga tigemdu Dalın ucu dala değer mi
Taluçi taldın yırak Dalın ucu daldan uzak
Meylimiz sizge tüşüptü Gönlümü size kaptırdım
Öyimiz andın yırak Evimiz ondan da uzak
Kız
Öy yırakı bolsa bolsun Evimiz uzak olursa olsun
Köngül yırakı bolmısun Gönlümüz uzak olmasın
İkkimiz aşna bolaylı İkimiz dost olalım
Öydikiler tuymısun Evdekiler duymasın[185]
KIRBİR YALGAN KOŞMASI KIRK BİR YALAN KOŞMASI
Añlañla ıştıñla Dinleyiniz işitiniz
Men bir batur idim Ben bir batur idim
Tağda keyik atur idim Dağda geyik avlardım
Malhıyımnı kırga koyup Kalpağımı kırda bırakıp
Kırk kızlar koğlar idim Kırk kızı kovalardım
Ünmigen çığ tüvide Bitmemiş ot dibinde
Törelmigen toşkannı Olmayan tavşanı
Pütmigen çomak bilen birni salsam Yapılmamış çomakla bir vursam
Kolımıgan orıga çüştü Kazılmamış çukura düştü
Alte adamge basturdum Altı kişiye bastırtarak
Yette adamge soydurdum Yedi kişiye kestirdim
Alte patman goşı çıktı Altı batman eti çıktı
Yette patman çavısı Yedi batman iç yağı
Kıştın beri yevatimiz Kıştan beri yiyoruz
Hılımu bar teng yamısı Hâlâ tam yarısı var
İşenmiseñla karap bıkıñla İnanmazsanız görün bakın
Kozukta turıdı kallısı Kazıkta duruyor kellesi
Añlañla ıştıñla Dinleyiniz işitiniz
Meniñbaturlıkımnı şundan biliñla Benim baturluğumu şunlardan biliniz
Yını yok koñgazni Bir tarafı olmayan böceği
Yarga tartmay minettim Kıra çekmeden biniyordum
Yırım çiñ kepekni Yarım kilo kepeği
Kişige yöletmey artattım Yardım istemeden yüklerdim
Keslençükke ok-yar atsam Kertenkeleyi oklasam
Çala tigit kaçtı Tam isabet etmeden kaçtı
Koñgazga minip koğlısam Böceğe binip kovalasam
Beş davan aştı Beş geçit aştı[186]
L. YUGOSLAVYA’DA TÜRKÜLER
Kosova’da söylenen türküler başta ninniler olmak üzere agirlikli olarak aşk, gurbet, hapishane, agit, taşlama, güldürü ve tarih konulari işlenmiştir.
DEGIRMENIN DÜNER TAŞI
Degirmenin düner da taşi Degirmende ben cezerim
Durmaz akar cüzümün yaşi Ah ben o yarin derdindeyim
Duy aman aman Bağlantı
Bey aman aman hey
Degirmenden fenar da aldim Degirmenden buz celiyor
Ah ben o yara neler da aldim Ben benzettim kiz celiyor
Bağlantı Bağlantı
UZUN KAVAK SELVI YAPRAK
Uzun kavak selvi yaprak dalinda kurusun
Dalindan düşen yaprak suda çürüsün
Evvel benim idin ya şimdi çiminsin
Cel benim ela cüzlüm aglatma beni
Yüregimde sevdan çok aglatma beni
Evlerimiz üni susam deresi
Kizi çüvermeyor o domos anasi
Kiz buraya celmeden yoktor çaresi
Bağlantı
Evlerimiz üni çevpçevre harman
Aç beyaz cüksüni okiyayim ferman
Bulunur mi sizde dertlere derman
Bağlantı
DRAMA ÇÜPRÜSI
Drama çüprüsüni (more Hasan) cece mi ceçtin (more Hasan)
Ecel şerbetini (more Hasan) ülmeden içtin
Anandan babandan (more Hasan) nasil vaz geçtin (more Hasan)
At martini more Debreli Hasan daglar inlesin
Drama hapsanesinde be Hasan namin sülensin
Drama çüprüsi (more Hasan) dardir çeçilmes (more Hasan)
Souktur sulari (more Hasan) bi tas içilmes
Anadan çeçilir (more Hasan) yardan çeçilmes (more Hasan)
At martini more Debreli Hasan daglar inlesin
Drama hapsanesinde be Hasan namin sülensin[187]